Bugün - 31 Mayıs 2020 Pazar
İstanbul 20°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Haber Detayları

TARİHİ YAZAN, YAPANA SADIK DEĞİL…

Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU siyasetçi , eski millet vekili uzun yıllar (1993-2003) Türk Tarih Kurumu (TTK) başkanlığı yaptı Kendisi ile haber34 ailesinden Bilal Dursun YILMAZ bir söylesi yaptı.

Kültür Sanat Haberi - 06 Temmuz 2019 Cumartesi - 12:35
Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU siyasetçi , eski millet vekili  uzun yıllar (1993-2003) Türk Tarih Kurumu (TTK) başkanlığı yaptı Kendisi ile haber34 ailesinden  Bilal Dursun YILMAZ bir söylesi yaptı.
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Yusuf Halaçoğlu: tarihçi kimliği ile öne çıkan siyasetçi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)'nin 24., 25. ve 26. dönem Kayseri milletvekilliğini yaptı. Ayrıca TBMM ve MHP Grup Başkanvekilliği görevlerinde bulundu. Partisiyle fikir ayrılığına düştü akabinde istifa ederek İYİ Parti’nin kurucuları arasında yer aldı. Partinin ağır toplarından olmasına rağmen milletvekili seçimlerinde kendi istediği yerden aday gösterilmeyince milletvekilliğine aday olmadı. Bu mülakat onun siyasetçi kimliği ile değil de tarihçi, bilim insanı kimliği ile yapılmıştır. Halaçoğlu uzun yıllar (1993-2003) Türk Tarih Kurumu (TTK) başkanlığı yaptı. Bundan mütevellit sorular tarihçi kimliğine göre sorulmuştur. Kendisi Türkiye’de genç yaşta profesörlük kadrosu alan mesleğinde saygın bir bilim adamıdır. Son yıllarda Kürt nüfusla ilgi iddiaları polemik konusu olsa da ciddi tarihi araştırmalara dayanan kitaplar neşretti. Yılladır dünya kamuoyunda Türkiye aleyhinde yürütülen “Ermeni Soykırımı” konusunda en net ve bilimsel cevapları o verdi. Bu konuda değişik dillere çevrilmiş “Ermeni Tehciri” adından bir de kitabı bulunmaktadır.

Halaçoğlu ile tarihçi kimliği üzerinden Türkiye kamuoyunda çok sık tartışılan “Resmi Tarih”, “Gerçek Tarih”, “Tarih İlmine İdeolojik Yaklaşımlar”, “Ermeni Sorunu” gibi konular üzerine konuştuk.

Bilal Dursun YILMAZ: Hocam eksik veya yeterli bilgi olmayabilir fakat işittiğim bir konu var: geçmişte Arap ülkelerinden birinde yapılan bir konferansta Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Araplara; “Niçin Fransız ve İngilizlerin yazdığı tarihi okutuyorsunuz?” diye bir soru soruyor. Bunun üzerine Arap bir bilim adamı kalkıyor “ Siz yazdınız da biz mi okutmadık?” diyor. Uzun yıllar Türk Tarih Kurumu Başkanlığı yapmış biri olarak bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU: Şimdi tabii bunun hangi ölçüde nasıl ve hangi şartlarda söylendiğini bilmiyorum. Tabii söylenip söylenmediğini de bilmiyorum. Ancak şu var ki Arap dünyasında pek çok ülke maalesef Almanların, İngilizlerin, Fransızların tesirinde kalmışlar ve Osmanlı Devletini bizzat kendi gözlemlemelerinde Emperyalist bir devlet olarak görüyorlar. Şimdi bu fikir nerden doğuyor? Aslında 1777 yılından başlıyor. Özellikle Alman seyyah Niebuhr’un bütün Anadolu’yu, Arabistan’ı geçerek Yemen’e kadar gittiğini biliyoruz. Niebuhr’un başlattığı Osmanlı devleti aleyhine propaganda Araplar arasında özellikle son 100 yılda Arap milliyetçiliğinin doruğa çıktığı dönemlerde daha etkili hale geliyor ve bu özellikleri İngiliz propagandası ki İngilizler Sana, Kuveyt ve Sina üçgenine hâkim olma peşindeler. Bu çerçeve içerisinde yaptıkları propagandalar Arapları Osmanlı devletinden soğutma çalışmaları son 100 yılda ya da içinde yaşadığımız 100 yılda ve Arap ülkelerinin bağımsızlığına kavuştuğu dönemlerde bir Anti Türk, Anti Osmanlılık şeklinde tezahür ediyor, ortaya çıkıyor.

DY: Uzun bir süredir Arap ve Türk toplumları arasında oluşan boşluğu doldurmaya yönelik bilimsel çalışmalarımız, bu konuda TTK’nun kurumsal çabaları oldu mu?

YH: Türk Tarih Kurumu sadece Osmanlılar dönemiyle ilgili değil, Türk tarihinin hemen her devresiyle ilgili (Memlûklüler, Selçuklular, Eyyübîler) kitaplar yayınladı. Yayınladığımız bu kitaplar tabii ki Arapça değildi. Ama Fransızların veya İngilizlerin yayınladığı kitaplar da Arapça değildi. Araplar onları kendi dillerine çevirip ders kitabı olarak okuttular. Ama söz gelimi Osmanlı tarihçisi Uzunçarşılı’nın yazmış olduğu “Osmanlı Tarihi” İran tarafından Farsça’ya çevrilip okutuluyor ama Arap ülkelerinin böyle bir hareketi olmadı. Talebin onlardan gelmesi gerekirdi. Objektif bir şey okutmak istiyorsanız, her yerde o kitapları bulabilirsiniz sözgelimi. Biz Türkiye’de çeşitli kitaplar okurken illa bizim dilimizde yazıp yazmadıklarına bakmıyoruz. İngilizlerin veya Almanların Hammer’i okurken kendimiz Türkçeye çeviriyoruz veya Almancasından bakıyoruz veyahut Fransızcasına bakıyoruz. Haliyle Arap kardeşlerimiz eğer tarihlerini doğru öğrenmek istiyorlarsa bunun çeşitli yolları var. Yani illa başkasının yazması da gerekmiyor, kendileri de yazabilirler. Yani Fransız arşivlerine gidip araştırma yaparken niye Osmanlı arşivlerine gelip araştırma yapmıyorlar diye o zaman sormak gerekir. Dolayısıyla şu kadar yüzyıl birlikte yaşadığımız insanlar kendi tarihlerini araştırırken o devletin arşivlerine bakmaları gerekmez mi? Nitekim bununla ilgili bazı sevdiğimiz arkadaşlarımız var, Mısır’dan, Ürdün’den, Libya’dan, başka ülkelerden de var. Peki, onlar neden gelip Osmanlı arşivlerinde doktora yapıyorlar? Bu arkadaşlarımızın yazdıkları kitapları hep olumlu. Yani en azından insanın merak duyması gerekir diye düşünüyorum.

DY: Ermeni soykırımı ve Türkiye’nin komşularıyla olan tarihi ve millî sorunlarıyla ilgili TTK’nın nasıl çalışmaları var bunlardan bahseder misiniz? Uluslararası camia bu konularda daima Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak, tarihe mahkûm etmek istiyor. TTK’nın yabancı dillere çevrilmiş kitapları, dış temsilciliklerle yaptığı başka çalışmaları var mı?

YH: Bir bilim kurulu muhakkak o tür yapılan propagandalara karşı ilmi olmak zorundadır. Yani ilmin dışına çıkamaz. Propagandaya propagandayla cevap veremez. Eğer ilimle cevap veriyorsanız bunun sonucu çok daha iyi olur. Ermeni konusunda hemen hemen dünya da pek çok devlet Osmanlı devletini suçluyor. Tabii Türk’ü suçluyorlar ve TC’yi suçluyorlar. Şimdi bunlara karşı bizim tabii ki bilimsel çalışmalarımız var. Bunlar ciddi araştırmalarımız. Yapılan araştırmalar Ermenilerle ilgili TTK veya şahsımın bir takım çalışmaları var. Bu çalışmalarımız tamamen Amerikan, İngiliz, Fransız, İsviçre, Alman, Rus arşivlerine dayalı ve bu arşivlere girmeden araştırma yapan veya bir takım iddialarda bulunan insanlara karşı da yaptığımız bu araştırmalarda ciddi bir cevap teşkil ediyor. Biraz önce Araplarla ilgili konuşmuştuk. Nasıl Türklerin emperyalist olduğu fikrini Araplar üzerine aşılıyorlarsa aynı şekilde Ermenilere karşı, Süryanilere karşı, Pontus’a karşı da soy kırım uygulandığı fikrini yaymaya çalışıyorlar. Türklerin soykırım uyguladığını iddia eden,  kendilerini çok ileri gören, medeni gören Batı dünyasının bilim adamlarının bu iddialarını hangi ölçülere dayandırdıkları, bu konuları ne kadar ciddi biçimde araştırdıklarını da sorgulamak gerekir. Aslında çifte standart uyguladıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Batılı bilim insanları en azından şöyle bir tavır takınabilirlerdi: madem böyle bir suçlama yapıyorsunuz en azından Türk bilim adamlarıyla yabancı bilim adamları arasında bir işbirliği oluşturulur, birlikte araştırıldı ve sonuç ortaya çıkardı. Gerçeği arıyorsalar tabii… Bu konular tamamen siyasallaştırılmıştır.

Türkiye ile düşman olmak bizim komşularımızın hiçbir zaman işine yaramaz, kendilerine yaramaz, bu kimin işine gelir? Bu tür düşmanlıklar Türkiye’nin işine gelmediği gibi Türkiye’ye düşman komşu ülkelerin işine de gelmez Sadece ve sadece Batı emperyalizminin işine gelir. Çünkü aralarındaki düşmanlık yani, Suriye için olsun Türkiye için olsun fark etmez, sürekli olarak Askeri yatırımlara para harcamayı gerektirir. Böyle bir durumda veya ticaret yapmamayı gerektirir. Yatırımı siz askeri alana yapıyorsunuz. Ekonominizi düzeltemiyorsunuz. Ekonomik sıkıntı içerisinde bulunu¬yorsunuz demektir. Aynı şekilde yine ticaret yapamamak demek yani komşunuzla iyi geçinememek anlamına gelir. Bir ev olarak düşünün, normal komşu olarak düşünün komşunuza sıkboğazsanız, düşmansanız orda huzur bulamazsınız aynı şey Türkiye ile Suriye için veyahut Türkiye ile Bulgaristan veya Türkiye ile İran için bunların hepsi geçerlidir. Bu bana göre çok akıllı olmayı gerektirir. Ülkeler arasında özellikle İslam dünyasında kendilerine karşı ne tür oyunların oynandığını iyi anlamaları gerekir. Bugün bunun örneğini biliyoruz Irak’ta. Dolayısıyla herkes uyanık olmalı.

DY: Türkiye kamuoyunda eskiden beri tarih üzerine tartışmalar yapılmakta, bilinmeyen tarih, gerçek tarih, yalan söyleyen tarih vb. tarih serileri yayınlamakta, spekülatif tartışmalar olmaktadır. Bunları neye bağlıyorsunuz? Ateş olmayan yerden duman çıkar mı? 

YH: Şimdi bakın diyelim ki bazı özel hadiselerde tarihimizin açık olmadığını veyahut da tarihi doğru yazmadığımızı kabul etsek bile, peki açık olan konularda neden böyle çekişmeler hâlâ oluyor? Arşivlerin açık olduğu, kütüphanelerin açık olduğu konularda da bu çekişmeler var ben oradan şunu çıkarıyorum. Her iktidar sahibi kendi ideolojisiyle hareket ediyor. Yani tarihe ideoloji karıştırıyor. Tarih objektif olmak zorundadır. Tarih kendi ilmi araştırma boyutları içerisinde yani tarih metodolojisine uygun olarak araştırılmak zorundadır. Aksini yaptığımız zaman sonuç böyle kargaşaya gider. Bir kesim çıkar kendi görüşü çerçevesinde resmi tarihten bahseder. Bir kesim çıkar bozguncu tarihten bahseder. Tarihin resmisi veya bozguncusu olmaz. Eğer ilmi tarihçilik yapıyorsan, tarihin tek dayanak noktası vardır o da kaynaktır. Eğer tarihi kaynaklara dayanarak bir tarih yazıyorsanız onun ne ideolojisi olur ne sağı olur ne solu. O tarih gerçek olur zannediyorum. Şimdi Türkiye’de zannediyorum bu yapılıyor. Hani Atatürk’ün bir sözü vardır. “Tarih yazmak yapmak kadar mühimdir.” Yazan yapana sadık kalırsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır. Bugün tarihe dikkat edersen yazan yapana sadık değil. Elinizde belge de olsa, çarpıtıyorsanız bunu, o zaman o tarih olmaktan çıkar kendi düşüncenizi yansıtan başka bir materyal halini alır. Ben zannediyorum ki Türkiye’de bu kargaşayı yaşıyoruz. Tabii Türkiye’de tarih yazanlar yok mudur? Tabii ki var Türkiye’de ciddi araştırma yapan insanlarımız da var. Zaten bunlar seçiliyor. Siz de dikkat ederseniz bazı kişilerin eserlerine herhangi bir şekilde tenkit gelmiyor. Ama bazı eserlerde var ki 50’li yerden 50 tenkit geliyor. İşte bunlar bir şey ortaya koyuyor. Türkiye tarih araştırmalarında yeterince olgunlaşmış.

DY: Bir de popüler tarih var… Eleştirilenlere daha çok rağbet oluyor, çok okunuyor. TTK gibi kurumların yayınları, yazılan tezler kamuoyu ilgisinden uzak, gündem oluşturma kabiliyetinden nakıs değil mi?

YH: Normaldir. O nedendir biliyor musun? TTK popüler tarih yazmıyor. Çünkü popüler tarih dediğimiz zaman halkın anlayacağı dille ve üslupla tarih yazmak anlamına gelir. Ama bizde bu çok daha farklı... Romancılığa dönüşmüş bir tarihçilik popüler tarihçiliktir. Kendinden bir şey kattığınız zaman da mantık yürütmek zorundasınız. İşte Fatih’in İstanbul’u fethi döneminde gemilerin Haliç’e inmediğini iddia etmeye başlarsınız, karadan gemiler geçirilmemiş dersiniz. Hâlbuki bunun geçip geçmediğini anlamak için Venedik kaynaklarına, Bizans kaynaklarına, Osmanlı kaynaklarına bakarsanız her bir kaynakta bununla ilgili bir bilgi varsa gemiler karadan geçti. Ama ben geçmedi diye bir takım yeni, tarihin bugüne kadar ki ortaya konmuş bir takım gerçeklerini çarpıtıyorsam veya insanların kafalarını bulandıran bir şey yapıyorsam ve bazı ideoloji sahipleri de bunu kullanıyorsalar birden bire bir reklâm kampanyası başlıyor ve kitap satılmaya başlıyor. Halk tarafından da merak ediliyor. Bu tabii bir şeydir. Reklâmla bir cazibe şekline getiriliyor. Ama TTK kitapları bilimsel kitaplardır. Yani bir kaynağı alıyoruz, yayımlıyoruz. Türk Latin alfabesine çeviriyoruz. Orijinali de birlikte veya bir araştırma yapıyoruz. Araştırma da her iddia edilen cümlenin altında kaynağı veriliyor. Bu insanları sıkar.

DY: İlber Ortaylı tarihi insanlara sevdiren isim olarak anılıyor. Ortaylı tarzı bilim otoriteleri tarafından nasıl kabul görüyor?

 

YH: Tabii şimdi şöyle söyleyeyim. Biraz önce popüler tarihin muhakkak olması gerektiğini söyledim. Yani yaptığımız bizim ilmi çalışmaları bir şekilde birileri halka indirgemek zorundadır. Şimdi tarihi sevdirmek de zorundasınız. Zaten bir toplumu ayakta tutmak istiyorsanız ve birbirine dayanışma ruhu vermek istiyorsanız tarihi sevdirmek zorundasınız. Şimdi İlber Hoca’nın yaptığı şey bilimsel değerdeki kitapları fazla okuyan bir insan olduğu için oradan elde ettiği bilgileri ve birikimi bir şekilde halka, halkın anlayacağı bir üslupla sunması şeklinde onu değerlendirebilirsin. Onun için İlber Hoca’nın söylediklerinin zaten çoğunluğu doğrudur, her insan gibi onun da hataları olabilir. Bazı kurumlarda olmalı ki bu şey bilimselliği kaybetmeden bu türden popüler tarih yazarlarına kaynak teşkil edecek bilgileri de aktarsın. İlber hoca bunu yapıyor. Dolayısıyla İlber Hoca’nın tarihi ilmiyle popüler tarihçiliği ile piyasadaki bu tarih eğitimini almamış, tarihi birikimi olmayan insanların popüler tarihçi arasında dünya kadar fark vardır.

DY: Türk Tarih Kurumu’nun Genel Türk Tarihi üzerine çalışmaları oldu mu, olmakta mı?

YH: 1994’te gerçekleştirdiğimiz Türk Dünyası Tarih Metodolojisi kongresi vardı. Burada gördük ki hakikaten Sovyet döneminde yetişmiş onun etkisinde kalmış pek çok ilim adamı var. Haliyle onlarla oturup gerçekten dünyanın kabul ettiği tarih metodolojisiyle bir kitap yazmanın mümkün olmadığını gördük. Mamafih o tarihlerden sonra bir çalışmamız olduktan sonra ortak bir tarih yazalım. Orda aldığımız kararla ortak bir tarih yazalım dedik. Bütün ülkelerle topluluklarla bir araya geldik. Bir program yaptık. O program çerçevesinde böyle bir işe giriştik. Bir metinde çıkardık ortaya. Fakat Türk Cumhuriyetleri sürekli olarak kendileri ciddi yenilik içerisinde olduklarından milli kimliklerini, millî tarihlerini aradıklarından her yıl sürekli Tarih anlayışları değişti. Haliyle hazırladığımız tarih kitaplarındaki o ilkelerinin yazmış oldukları tarih bölümdeki her şey kabul edilmez pozisyona girdi. Sürekli yenilendiği için dolayısıyla o kitabı yayınlayamazsın. Kabul edilmeyen bir kitabı yayınlamanın bir anlamı yok tabii ki. Bundan sonra şuna karar verdik. Bu ülkelerle çeşitli sempozyumlar da çeşitli ortak düzenlediğimiz toplantılarda gitgide ortak yürüttüğümüz bir takım projelerde bir fikir birliği sağlanıncaya kadar bu alışveriş devam ettirme kararı verdik. Bu şunu getirdi. Önce tarih metodolojisinde birleşmiş gözüküyor. Sonra da bu yaptığımız araştırmalarda kafalar değişecek. Yani herkes o objektif tarih araştırıcılığı çerçevesine girecek.

DY: Teşekkür ediyorum.

 
Anahtar Kelimeler:Prof, Dr, Yusuf, HALAÇOĞLU, siyasetçi, eski, millet, vekili, , uzun, yıllar, (19,
Kaynak / EditörSalim ZorbaOkunma Sayısı: 651

 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Kültür Sanat Haberleri
YENİDEN BOĞAZ’A DÖNÜYOR
BARIŞ MANÇO'YU UNUTMADIK
HAYAL-İ TEMSİL BAKIRKÖY'DE

HAYAL-İ TEMSİL BAKIRKÖY'DE
KÜLTÜR VARLIKLARI TEMİZLENİYOR
Türkiye Bilim, Sanat ve Kültür Akademisi 2019 yılının en’lerini açıkladı
SEVDANIN MEKTUBU na alkış tufanı
TAKSİM'DE ARA GÜLER SERGİSİ
Diğer Başlıklar

TÜSAD'dan gençlere "tütün kullanmayan bir nesil için mücadele" çağrısı
KARKON Gen.. Bşk. Yrd. BEKTAŞ ın geçirdiği tıbbi operasyon için Teşekkür mesajı
Cora,dan Trabzon’a Müjde Var
BAŞKAN ÖZTEKİN'DEN PERSONELE: ''ÖRNEK BİR MÜCADELE SERGİLEDİNİZ''
Erzurum'da arazi kavgası: 5 kişi hayatını kaybetti
Cafe ve Restorantlarda Korona Tedbirleri
Sağlık Bakanı :Test sayısı arttı, yeni vaka sayısı azaldı
Sancaktepe Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi açıldı
ABD alev alev! Polis şiddeti akabinde Yağmacılar sahnede
İstanbul'un fethinin 567. Yılı Kutlu olsun
Yazarlar
Engin AKYOL
HİZMETTE SEFERBER OLMALIYIZ.
Hizmeti anlamlı kılan ve sürdürüleb...
Ergun DUR
KORONA..CORONA.. COVİT 19..
Aylardır ülkemizi ve tüm dünyayı es...
Şener Mengene
KORONAVİRÜS-COVİD VE YENİ EKONOMİ
Koronavirüs ile birlikte çok büy&...
Rukiye Aydın
SİNİR KÜPÜ ANNELERE MEKTUP
Selamünaleyküm. Değerli hanımefendi, Al...
Necla YAPICI
ACILARIN KÜÇÜK HANIMEFENDİSİ
Belgin Doruk Ne yaparsan yap, kaderin ön&uum...
Bülent Ertekin
GEREKENİ YAPIN...
  Suç...Suçlu...Ceza... Su&cc...
Zehra Kınalı
VAKİT TÜRKİYE VAKTİDİR...
Cumhuriyet gazetesinin sahibi Alev Coşkun 27 Mayıs...
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ ADALETLİ İDARE ETMEK, İDARE EDİLENLERİ YERİNDE GÖRMEKLE MÜMKÜNDÜR
   Hazret-i Davut Peygamberin oğlu olan...
Hasan TÜRKYILMAZ
CUMA, MÜSLÜMANLARIN BAYRAMIDIR.BUGÜNE DENK GELEN İSTANBUL’UN FETHİNİN SENEYİ DEVRİYESİNİ KUTLUYORUM:
  Allahü Teala, Cuma günün&uu...
Erol Aydın
OKUMADIM, ANLAMADIM FAKAT ONAYLIYORUM
Günlük hayatta özellikle kurumsal ...
EYÜPHAN KAYA
EKSİSİYLE ARTISIYLA RAMAZAN PİŞKİN BİZİMDİR
  Yıllardır Diyarbakır Ulu caminin avlusunu ...
Murat Gülşan
GAF PROJESİ
Gaf’ ın Sözlük anlamı her ne kadar...
Mustafa ÇEBİ
Su içilmesi ve içilmemesi gereken haller
7 HALDE SU İÇİLMEZ : 1 - Banyodan sonra su...
Nesibe TÜKEL
"BABA" DİYE SESLENEBİLMEK NE KIYMETLEYMİŞ
  Baba...Koca çınar...Adam gibi adaml...
Mehmet Nuri BİNGÖL
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ.
..      Yine bir bayramdayız....
Halil YOLDAŞ
Bayramlaşmayı Başarabilecek miyiz?
Allah Hamd ve Şükürler olsun ki bu koron...
Ergün Karabıyık
DEVLETİMİZ, SAĞLIK SİSTEMİNDE BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMELİDİR.
Zamanında adliye saraylarının büyümesi...
Abdulkadir Menek
DR TAHSİN TOLA VE SENİRKENT
Tek parti sultasının bütün zulmet ve deh...
Salih Arıkan,
SÖMÜRGE GÜNLERİNE ÖZLEM Mİ DUYUYORSUNUZ?
Akşam Ezanı. İslâm diyarı oldugumuzun şiarı...
Ravza ZEYBEK
RAMAZANI ÖZÜMÜZE ALALIM
En güzel sözlerin sahibinin adıyla&helli...
Ali KARACA
LİDER VE LİDERLİK..
"Bir milletin Lideri onlara hizmet eden onları y&o...
Dr. İsmail DİNÇER
NEDİR LEYLET'ÜL KADR
Nedir leylet'ül kadr?  Neyi sunar, neyi...
İmren DERELİ
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER
Gergindi.  Sinirliydi.Öfkesi fırtına ol...
Mahir Adıbeş
Bizim Mahallenin İnsanları: OTO TAMİRCİSİ ELVAN USTA
Bizim mahallenin insanlarından Oto Tamircisi Elvan...
Aydan KURT
BAZENDE VEDA ETMEK GEREKİR...
Doğduğumuz andan itibaren başlar bu süre&cced...
Ahmet BEREKET
“AK SAÇLILAR” OLUŞUMUNDAN 60 AİLEYE ERZAK YARDIMI.
“AK SAÇLILAR” ismi ile yeni bir...
MİSAFİR KALEM
Şu hadiseyi bin kere okusam bin kere dinlesem bıkmam...
Ramazan ayının son on günü içeris...
Dr. Levent Bilgi
Göznüru Annelerimiz
Yaşlarımız ilerliyor, çocuklarımız belki de...
Emine İPEK
ÖZLEDİM...
Yüreğimin en derin yerinde bir ağırlık var.&n...
Osman KÖSE
MAYIS VE ANNEM
  Babam, Kara Haydar. Fatsa eşrafından eski ...
Mücahit Güler
TALEP, TALİBİN AYNASIDIR
Rahman ve Rahim olan Allah’ın cc adıyla&hell...
Dr. Vehbi KARA
FETÖ Elebaşı Gülen’i Tanıyalım
Son 10 yıldır Fetulllah Gülen’i milleti...
Mesut KÖSEOĞLU
Kaybolan Bir Haslet: Diğerkâmlık
Ramazan ayının güzelliklerinden biri olsa ger...
Mahir ADIBEŞ
VİRÜS SALGINLARINDAN KORUNMANIN TEK YOLU TOPLUM BAĞIŞIKLIĞI
Virüs salgınları, kontrolü kaçırm...
Salim Zorba
MİLLİ VE DİNİ AİLE YAPITAŞIMIZIN İMHA BOMBASI İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
-İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin ...
Mustafa SEYMEN
YARADAN A YAKARIŞ
ILAHİ YA RABBİM,99 İSM-İ ŞERİFİN hürmetine,EF...
Halil Köprücüoğlu
KÂİNATTAKİ TECEDDÜT VE TEGAYYÜR (3)
DYO, Marshall veya Filli Boya fabrikaları binlerce...
Mustafa ŞENTÜRK
Virüs Krizi ve Strateji'nin Önemi
  Stratejik çalışmalara daha fazla &o...
Ahmet Ramazanoğlu
Yemenli Ahmed Efendi
Yakın zaman önce yaşanmış olan şu hâdis...
M.Akif YAŞAR
KORONA GÜNLERİNDE ÇOCUK BAYRAMI
       Bugün 23 Nisan.Adı...
Yusuf AKTAŞ
ONLAR EVİN YOLUNU UNUTTU .... SEN EVDE KAL Kİ, ONLAR DA EVLERİNE ERKEN DÖNSÜNLER !
  Umarım #EvdeKalTürkiye günlerini...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
Korona virüsten evrimcilere tokat gibi cevap
  Allah insana bir çok duygular vermi...
Beytullah Ateş
Evde Kal / Ama Önce Tedbir
  Tüm Dünya'yı etkisi altına alan ...
Bilal Dursun YILMAZ
Korona’ya mektup
Korona, senin canibinden bana gelen son mektupsun ...
Mevlüt KALELİ
EMEKLİLERE MAAŞ, BANKA PROMOSYONU...
Emeklinin banka promosyonunun ikinci dönemi.....
ÖMER ÖZCAN
ATIF URAL; BEDİUZZAMAN HAZRETLERİNİN MUHLİS VE FEDAKAR TALEBELERİNDEN
1933 Kars doğumludur... 1952 yılında Ankara Hukuk ...
Soner SOM
HİÇ DEĞİLSE...
  Biri bitmeden bir diğeri.Sel felaketleri.....
Mevlüt KALELİ
KADİR ŞEKER...
  Bir kader kurbanı...Bu delikanlının başına...
İbrahim Balcıoğlu
Giresunlular Nerelerde Yaşıyor?
2019 yılı sonu itibariyle TUİK ülke nüfu...
İsmail ÖZMEMİŞ
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
KÜRT Diyarbakır Belediyesi Deprem Çadı...
Mehmet Kozoğlu
Dini Kaç kuruşa satalım
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmi...
Mümin ÇÖPÜR
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI: YALNIZLIK
Yalnızlık öylesine acı veren ve ürkü...
Eğitimci Mustafa ÖZDEMİR
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
1) Tanıtılan otomobiller için (daha ön...
Emine BİLGE
ÖYLE BİR ADALET OLMALI Kİ...
Ne garip bir hayat. Düşünüyorum da...
Özlem CİNİC
“ Yuh Artık”
Kadın şiddet biter mi? Vallahi hiç umudum y...
Handan YILDIRIM
Bana olağanüstü gelen şeyler ama Türkiye'de yaşayan insanımızın alışık olduğu ve gayet tabii gördüğü şeyler.
 Ben şunu bilir şunu söylerim:Bu memleke...
Muhammed Emin Tombak
Sayıların Arapçadaki Konumu ve Gizemi – 2
Önceki yazımda 1’den 10’a kadar o...
Hüseyin Yılmaz
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı
Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi deği...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Kahraman Sarı
Saygı Duymuyorum!
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Birsen Çetinkaya
SAĞA,SOL'ÇARPMADAN KADİM ,KADIN OLMAK
Kadının, kadın a yaptığıdır . Çoğunlukla Y&...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Fatma Bozkurt
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Resul Hamza Emin
Emin Kalem
SAMSUNGSayin Cumhurbaşkanı Samsung alın öneri...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
Çanakkale Savaşının ilk bayan şehidi hemşire Erika
Ragıp, Selanikli' ve Mustafa Kemal'le akrandı, 1881 doğumluydu, askeri tıbbiyeden mezun oldu, hekim yüzbaşıydı… Eğitim için Almanya'ya g&oum...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(72 Online) 0,36ms