Bugün - 23 Ekim 2020 Cuma
İstanbul 20°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Haber Detayları

Bir aşkın, bir tutkunun ardından giden bir ömür…

Röportaj: Bilal Dursun Yılmaz Uzun bir aradan sonra kıymetli bir mülakatla yeniden okurlarımızın karşına çıkmak bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Mülakat vereni yaklaşık 25 yıldır yakinen tanımış olmamıza rağmen bu söyleşiyi gerçekleştirmek açıkçası çok da kolay olmadı. Şöyle ki: mülakatı her talep ettiğimizde “Bilal kardeş, mülakat yapacak çok mühim insanlar var, ben o kadar da kıymetli biri değilim” diyerek aramızdaki uzun yıllara yayılan hukuku da incitmeden her seferinde bir bahane ile bu arzumu geri çevirdi.

Kültür Sanat Haberi - 05 Ağustos 2020 Çarşamba - 13:01
Röportaj: Bilal Dursun Yılmaz
Uzun bir aradan sonra kıymetli bir mülakatla yeniden okurlarımızın karşına çıkmak bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Mülakat vereni yaklaşık 25 yıldır yakinen tanımış olmamıza rağmen bu söyleşiyi gerçekleştirmek açıkçası çok da kolay olmadı. Şöyle ki: mülakatı her talep ettiğimizde “Bilal kardeş, mülakat yapacak çok mühim insanlar var, ben o kadar da kıymetli biri değilim” diyerek aramızdaki uzun yıllara yayılan hukuku da incitmeden her seferinde bir bahane ile bu arzumu geri çevirdi.
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Oysa kıymet ve ehemmiyet ondan hâsıl olan faydaya göre tezayüt eder. Mesela çok küçük bir hastalığın keşif ve tedavisinde çok büyük bir mimarın ya da mühendisin sağlık konusunda ihtisas yapmış bir sağlıkçı bir pratisyen hekim kadar değeri ve kıymeti olamayacağı gibi, bir abidenin inşasında da bir profesör cerrahın değil mimar, oradaki bir amele kadar söz sahibi olması abestir. Bu perspektiften bakınca kıymet ve ehemmiyet yapılan işin mahiyeti ile işi yapanın ehliyeti noktasından değerlendirilmelidir.

Bediüzzaman’ın ve Nur harekâtının eleştirenleri olabilir, sevmeyenleri olabilir, hor ve hakir görenleri de olabilir lakin bu hareket değil Türkiye’nin, dünyanın bir gerçeğidir. Bu konuda mübalağa ettiğimi ya da yanlı bir ifade de bulunduğumu düşünebilirsiniz fakat on yıl yurt dışında yaşamış biri olarak hakka'l-yakîn görmüş, dokunmuş ve hissetmiş biri olarak söylüyorum ki bu hareket dünya yüzünde ciddi taban bulmuş, büyük bir kitlesel hareket, uluslararası sosyolojik bir gerçektir…

İyi bir okur olmasam da Risâle-i Nurları biraz okumuş biri olarak söylüyorum ki bu eserler evet, dünyada çok ciddi bir taban bulmuş olsa da maalesef bilim dünyasında, akademik camiada yeteri kadar kendine alan açamamıştır. Bunun iki temel nedeni vardır bana göre. Birincisi bilim dünyasının demokrat gözüken otokrat yapısı, buna bilimsel diktatörlük de diyebiliriz. İkinci nedeni de Bediüzzaman’ın takipçilerinin onu her yönü ile yeteri kadar anlayamamasıdır. Evet, bugüne kadar bu kitle hareketi içinde bulunmuş çok önemli akademisyenler olmuştur, Risâle-i Nurların bazı cihetlerini bilhassa imani cihetlerini ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunan yerli ve yabancı pek çok bilim insanı çıkmış, pek çok organizasyon yapılmıştır ve yapılmaktadır. Lakin birinci nedenin de büyük etkisiyle yani bilimsel despotizmi elinde tutan Batı yıllarca dünyayı aydınlatan şark ilim dünyasının izlerini yok etmek için “bilimsel dil” “akademik şablon ve üslup” ve farklı normları ileri sürerek bir şekilde şarkın, bilhassa Müslümanların bilim camiasındaki yerini daraltmıştır. Batının bilimsellik kisvesi ile daralttığı o kapıdan içeri girebilen çok mahdut mütefekkirimiz Batı nezdinde makbul bilim insanı olmayı başarmıştır. Bu bilimsel despotizm öyle bir şey ki bunu açıklamak için şu örnek yeter de artar bile… Kendisi bir Bediüzzaman ve Risâle-i Nur takipçisi olmamasına rağmen bu hareketi bilimin öngördüğü şekilde, metotta sosyolojik bir bakış açısıyla ele aldığı için Şerif Mardin gibi son dönemin en mühim kılavuz aydınını kendi engizisyonumuza kurban vermiş bir toplumuz.

Geçen gün akademik bir çalışmaya katkı için Batılı kaynakları karıştırırken bir şeyi tekrar gördük mesela siyaset bilimi çalışacaksanız, kamuoyu ve sivil toplum çalışacaksanız, sosyoloji, mantık, iletişim ve sair ilimleri çalışacaksanız başvuracağınız ilk kaynak Antik Yunan ve Aristo olmalı gibi kesin bir yargı oluşmuş durumdadır. Evet, Aristo nerdeyse tüm temel bilimlerde verdiği 400 eseriyle bu haklı şöhreti fazlasıyla hak ediyor kesinlikle. Lakin her sosyal olguyu izah ve ispat etmek için onu referans etmek, ona isnat etmek zarureti içinde olan bilim çevreleri demiyorum İbn-i Haldun’u mesela niye Ahmet Yesevi’ye, ya da Mevlana’ya atıf yapma ihtiyacı hissetmezler. Neden onlara bir mütefekkir nazarı ile değil de “tasavvufçu” diyerek o insanları dar bir alana hapsetme gereği duyarlar. Mesela iletişim disiplini için Aristo: “ikna etmenin bütün uygun anlamları (Yüksel, 2012: 143)” şeklinde bir açıklama yaparken, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin (ö. 672/1273) pek çok kimsenin de aşinası olduğu “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.” ifadesi iletişimi açıklamak için niçin kaynak olarak gösterilmez. Oysaki Mevlana; iletişim sürecinin muhatabın seviyesine göre yapılması gerektiğini vurgulanmıştır. Mesajın hedef kitleye göre tasarlanmasının önemine değinmiştir, dönüt alabilmenin ancak doğru anlaşılmakla mümkün olduğunu veciz şekilde söylenmiştir. Buna rağmen akademik bir iletişim makalesinde bunu kaynak olarak kullanamayız neden? Batının bilimsel despotizmi, bizim Batıyı bilim kıblemiz tasavvur etmemiz ve sair…

Neden buraya girdik? Bediüzzaman kendi ifadesiyle “Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler telif eyledim (Tarihçe-i Hayat, s. 784)” derken gerek ardıllarının yaklaşımları gerekse sözünü ettiğimiz dogmatizm onu dar bir alana hapsetmiştir. Evet, birleri bu dar alandan memnun olabilirler lakin Bediüzzaman en az bir Sokrat, bir Eflatun kadar tefekkür ikliminde rey sahibidir. O her ne kadar ben yalnız iman üzerine mesaîmi teksif etmiş bulunuyorum (Tarihçe-i Hayat, s. 784)” demişse de bunun takipçilerince kısmen yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Çünkü iman toplum hayatının dışında değildir. O sebeple Bediüzzaman Cemil Meriç gibi bir sosyologdur, Muzaffer Şerif gibi bir pedagogdur hatta onların yol göstericisidir. Smith gibi bir iktisat teorisyenidir. Farkındayım istihza-i gülümsemelerin fakat her şey meydanda merak eder arar, bulur, okur, görür…

Bu çok su götüren mevzuyu burada keserek mülakata dönelim. Mülakatı aldığımız kişi her ne kadar “ben mühim biri değilim, mühim insanlarla görüş” dese de biz bu kişinin bilime kaynak temin edecek paha biçilemez bir arşiv literatürü oluşturduğunu düşünüyoruz. Gün olur da bazı dogmatik kafalar Bediüzzaman’ın sosyolojik yaklaşımını teoriden pratiğe nasıl dönüştürdüğünü incelemek isterlerse Sav Karyesine müracaat etmek isteyeceklerdir. Lakin o günün tanıklarından bugün artık hayatta olan kalmamıştır. Bugün pek çok ünvanlı kişinin okuyup da anlamasında aciz kaldıkları Risale-i Nurları Sav Köyünde mukim bir imam ve iki hacıdan gayri bin (1000) kalemle genç, ihtiyar, kadın, erkek ve çocuk pek çoğu okuryazar olmayan bu insanlar yazarak (kopya ederek) tab etmişlerdir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle iman tekniğe meydan okumuştur. Bütün serveti bir elindeki suibriği, bardağı, sakosu olan Bediüzzaman bu insanları nasıl bir ruhla ateşlemiştir, nasıl bir metotla, nasıl bir bakış açısıyla onları sevk etmiştir ki tarlasını tapanını bırakarak gaz lambası ışığında bütün gayretleriyle kitap çoğaltmışlardır. İşte bu ve benzeri sosyolojik vakaları araştıracak bilim insanlarına, gelecek kuşaklara kaynak olması için şahsi gayretiyle oluşturduğu arşivi teşekkül ettiren bu kişi kim mi onu kendisine soralım, biraz tanıyalım ki ehliyeti var mı hep birlikte görelim, değerlendirelim…

Bu hafta girizgâhı, ya da takdimi uzun tuttuğumuzdan tek soru soracağız haftaya devam edeceğiz…

KISACA TARİHÇE-İ HAYATIMDAN BAHSEDEYİM:

[Böyle bir röportajı, Bilal Yılmaz Dursun kardeşimizin yıllarca süren dayanılmaz ısrarları karşısında kabul etmek zorunda kaldım. Yoksa kendimi röportaj yapılacak kadar değerli birisi olarak görmüyorum. Bu samimi bir itiraftır, tevazu değil…

Ömer Özcan]

Risâle-i Nurlarla ilk defa nerede ve nasıl tanıştınız, bu bir ihtiyaçtan mı doğdu, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Ömer Özcan (Milas 1950)

1 Mayıs 1950 tarihinde Muğla’nın Milas ilçesinin Çandır köyünde dünyaya gelmişim. Altı kardeşiz. İlkokulu köyde ve Milas’ta okudum. Ortaokulu Milas’ta, kısa bir müddet de Muğla’da okuduktan sonra İzmir’de Alsancak Ortaokul’unda tamamladım. Liseyi yine İzmir’de bitirdim ve  üniversiteyi Ankara’da Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda, bugünkü adıyla Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesinde tamamladım. Ankara’da okurken Bediüzzaman hazretlerinin yakın talebelerinden Bayram Yüksel ağabeyin nezaretinde olan Risale-i Nur medreselerinde 4 buçuk sene (1969-1973) kalmış oldum.

1973 yılında Zonguldak’a öğretmen olarak tayin olundum.1975’te Zonguldak’ta evlendim, zevcem Necla Hanım, Karadeniz Ereğli’sindendir, çocukluğundan itibaren Nur talebesi olarak yetişmiştir. Tuba ve Elif isminde iki kızım, onlardan da 5 torunum var. Hepsi de hizmetlerle alakadardır, elhamdülillah…

1984 yılında Zonguldak’tan İzmir'e mezun olduğum liseye tayinimi çıkarttım. 2000 yılında aynı liseden emekli oldum, şimdi emekli olarak İzmir Çiğli’de ikamet ediyorum. Risâle-i Nur hizmetleriyle meşgul olmaya çalışıyorum. Şunu da özellikle belirteyim, biz 1965 yılında Milas’tan İzmir’e ailece hicret ettik, yani şu anda Milas’la irtibatım çok az, daha çok İzmir’de büyüdük.

TÜYAP 19.04.2014 İzmir

RİSALE-İ NUR’U 17 YAŞIMDA İKEN İZMİR’DE TANIDIM

Risâle-i Nuru ilk defa 1967 yılında İzmir’de duymaya başladım. Bana vesile olan benden iki yaş büyük ağabeyim Abdülkadir Özcan'dır, ilk defa o tanıdı nurları. Kendisi şimdi üniversitede tarih hocasıdır, profesördür. Daha sonra İzmir’deki ağabeylerle tanıştım. Başta Çantacı Necmi İlgen ağabeyin üzerimde çok emekleri var. Ondan sonra Ahmet Fevzi Kul Ağabey gibi kadim ağabeylerle tanışmak, görüşmek nasip oldu. Halıcı Hüseyin Çağdır, Muzaffer Aslan, Muzaffer Erdem gibi kadim ağabeylerle beraber olmak nasip oldu İzmir’de.

İÇİMDEKİ BOŞLUK BENİ BİR ŞEKİLDE DÜRTÜYORDU

Sorunun ikinci kısmı; bu bir ihtiyaçtan mı doğdu?

Evet, lise ikideydim… O zamanlar, şimdi tasvir edemeyeceğim kadar büyük hatalar içindeydim; hem de ağabeyimle, arkadaşlarımla beraber… Ahirette sizleri şahit tutmamak için o kısımları anlatmak istemiyorum. Fakat bir taraftan fıtrata konulan yaratanını arama ihtiyacı, içimdeki boşluk, ebedi yaşama isteği, saadet-i ebedi arayışı beni bir şekilde dürtüyordu. Mutsuzluk vardı, çok ciddi bir arayış içindeydim, Bir taraftan sinemaya, ya da başka yerlere gidiyor, öbür taraftan da Risâle-i Nurları duyduktan sonra namazlarımı kılmaya çalışıyordum.

Lisede Âşık Hüseyin dediğimiz çok menfi bir Türkçe öğretmenimiz vardı, İslamiyet’in ve bilhassa nurcuların aleyhinde çok konuşuyordu. Buna verdiğim tepkiden dolayı ki aslında bu adamın bana faydası oldu, daha esaslı arayış içine girdim. İman hakikatlerini, imanın altı şartını bana ispat edecek, deliksiz ve boşluk bırakmayacak bir şekilde anlatacak kitaplar aramaya başladım. Çünkü içimde vesvese vardı, kurt için için benliğimi kemiriyordu. Tabii o zaman İslami yayınlar bol değil, babamdan aldığım harçlıklarla farklı İslami kitaplar arıyordum. Kestanepazarı Camiinin altında bir tek İslami kitaplar satan bir kitapevi var; oraya gidiyorum, bakıyorum, kitaplar alıyor okuyorum, fakat bunlar beni tatmin etmiyor... Bendeki mevcut zayıf imanı kullanan eserler bunlar... Çöle İnen Nur, Halkadan Parıltılar, Evliya Menkıbeleri gibi, aslında güzel kitaplar…  Fakat bu eserler bendeki mevcut olan taklidi imanı kullanıyor, inancıma yeni bir şeyler katmıyordu... Hâlbuki bana, benim temeli zayıf imanımın üzerine, yeni taşlar döşeyecek farklı eserler lazımdı.

ÇÖLDE SUYU BULMUŞ ADAM GİBİ RİSALE-İ NUR’U İÇEREK DİNLİYORDUM

İşte tam o sıralarda Risâle-i Nur nasip oldu Abdülkadir ağabeyime ve ondan sonra bana. İzmir’de Mustafa Birlik ağabeyin Patlıcancı Yokuşu dediğimiz sokağın sonundaki evinde, Salı akşamları dersler oluyordu, o da haftada bir gün. Necmi İlgen ağabeyin tavsiyesiyle oraya gidiyordum salı günleri. Bu ev çok dik bir yokuşun tepesindeydi, Tilkilikten çıkılıyordu. Salı akşamlarını iple çekiyordum adeta. O zaman 17 yaşında, lise ikideyim daha. O yokuşu bir nefeste âdeta uçarak çıkıyordum bu eve. Hasretle çölde suyu bulmuş bir adam gibi dersleri içerek dinlemeye başlıyordum. O sıralarda yine Çantacı Necmi Ağabey bana ilk defa Gençlik Rehberi kitabını hediye etti, bunu mütalaa etmeye başladım, tam anlayamadığım çok etkilendim, çok tesir altında kaldım. Aradığımı bulmuştum… Anlaması zordu, hatta güçtü, bir lügat bulup da bunu ben tercüme edeceğim, etmeliyim diye faaliyete bile başlamıştım. Tabi sonradan bunların yanlış olduğu, Risâle-i Nur’un kendine has şahane, harika bir Kur’anî üslubu olduğunu anlayacaktım. İşte Risâle-i Nur’u tanımamız böyle ihtiyaçlardan doğmuş oldu.

Burada bir parantez açmak istiyorum:

O yıllarda (1966) FETÖ terör örgütünün lideri de yeni gelmişti İzmir’e. O zaman ne olduğu, kim olduğu bilinmiyordu. Büyükler de bilmiyordu. Ben çocuk olarak nereden bileceğim... Haliyle onunla da münasebetimiz oluyordu. Ne zaman ki 1969’da Ankara’ya üniversite okumaya gittik, Hz. Bediüzzaman’ın yakın talebesi Bayram Yüksel ve diğer ağabeyleri tanıdık, işte o zaman bazı şeyleri fark etmeye başladım. Münasebetlerimiz tam kesilmese de soğumaya başladı, çok şükür hiçbir zaman kontrolü altına alamadı bizi…

Bin kalemle Risâle-i Nur’un çoğaltıldığı Meşhur Isparta’nın Sav beldesi mukimlerinden ve o kalemlerden biri olan Sav’lı Hafız Mehmed Gül’ün acemilik dönemi el yazısından bir sahif

 
Anahtar Kelimeler:Röportaj, Bilal, Dursun, Yılmaz, Uzun, bir, aradan, sonra, kıymetli, bir, mülaka,
Kaynak / EditörOkunma Sayısı: 141

 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Kültür Sanat Haberleri
Karadeniz'in Yalnız Nineleri Profesyonel kategoride finalist oldu
İki güzel insana; Hasana ve Mahmut’a mektup
Üsküp'te Türk Filmleri Haftası başladı

Üsküp'te Türk Filmleri Haftası başladı
INSTAGRAM FİLTRESİ TOFD: KAPAK AVCISI OYUNU YAYINDA
DOĞA SENİ BEKLER'' LİSELİLER ARASI ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI
Bir aşkın, bir tutkunun ardından giden bir ömür…
Cazibe yolu Beyoğlu Kültür Yolu
Diğer Başlıklar

Uz Dr Taşkın Her Derde dermen
Genç sporcular koronavirüse karşı özel kum torbalarıyla çalışıyor
BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ İLE TOFD PLASTİK KAPAK KAMPANYASI PROTOKOLÜNÜ İMZALADI
DR. TOKSOY ‘’BİR GİRİŞİMCİ YARATMAK’’ ADLI KİTABININ GELİRİNİ TOFD E BAĞIŞLADI
Raytheon Avustralya S-100 İHA için “üretim merkezi” planını duyurdu
UV C LAMBALARININ KULLANIMI VE ETKİLERİ
OTOKAR Attığını vuracak
Aliyev: 200 tank, 2 S-300 füze sistemi imha edildi, 33 tank ele geçirildi
ECA Robotics su altı mayın karşı önlemleri için insansız sistemler üretecek
YAZARIMIZ ZEYBEK, TÜGVA KADIN VE AİLE KOORDİNATÖRLÜĞÜ EKİM AYI KONUĞU İDİ.
Yazarlar
Dr. Vehbi KARA
FET֒yü ve Deccali Tanıma Rehberi
Fetullahçı Terör Örgütü...
Bülent Ertekin
POŞETLİK BİR MAKALE(!)
Kelimeler yetmiyor... Ne söylesem...Ne yazsa...
EYÜPHAN KAYA
Genel Merkez Taşra İlişkisini Şeffaflaştırın!
Her nedense hemen hemen tüm siyasi partiler t...
Mesut KÖSEOĞLU
İç Yakan Bir Sual
Hayran olduğum hayatlar geliyor aklıma. Edebiyat, ...
Aydın BENLİ
''BİZ KUSURA BAKIYORUZ''
TÜVTÜRK Araç muayenelerini 10 dak...
Hasan TÜRKYILMAZ
YÖNETİM KURAKLIĞI:
Bir şehri yönetmek;  O şehrin hafızasın...
Dr. Levent Bilgi
Agnostisizm veya Senin Teorin Ne ?
Bir konu üzerinde düşünmektir asl o...
Nejla YAPICI
Ağzında gümüş kaşıkla doğmak!..
“Ağzında gümüş kas&#...
Mücahit Güler
İnsanlığı Mahkum Etmeyelim
Güzelim ülkemde her gün garip olayl...
BEDRİYE ÇAMBEL
MALUM ZİHNİYET İŞ BAŞINDA
Aym üyesinin, darbecilerin kullandığı “...
Engin AKYOL
AĞAÇ SEVGİSİNİ YEŞERTELİM
Doğa sevgisi yediden yetmişe ulaştığı zaman ü...
Kenan DURALİOĞLU
BAZI ÖĞÜTLER:
▪Birinci Öğüt: Her yıl “hac...
Hasan Basri Çabukol
BIR TORBA TOZ ŞEKER"
Bundan 30 yıl kadar önce, Gaziantep’te...
Mustafa SEYMEN
ÖLECEĞİN GÜN İÇİN TELAŞLANMA!
Onca değer verdiğin bedeninin başına neler gelecek...
Ravza ZEYBEK
AĞZIMIZIN TADI YOK ARTIK
En güzel sözlerin sahibinin adıyla&helli...
Abdulkadir Menek
SELAHADDİN AKYIL AĞABEY
Bundan beş yıl önce bir İzmir seyahatimizde &...
Gülsen KILINÇER
Yeşilin ormanına, yatayına, dikeyine, her türlüsüne karşı bunlar
Hatay ya da İstanbul, farketmiyor. Bir kitle, yeşi...
Mahir Adıbeş
BESLENME VE GELECEK
Hayvan yeminin çuvalı 110, yonca balyası 30...
Nesibe TÜKEL
ARKADAŞ MI, DOST MU ?
Baba ve oğul konuşuyorlarmış. Babası oğluna sormuş...
İlknur ESKİOĞLU
DEPREM
Cenâb-ı Hakk’ın kudret ve irade sıfatl...
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
İSLAM BİLİM ADAMLARI
 1

İslam bilim adamlarının bug&u...
Zehra Kınalı
ALLAH'IM MERHAMET ET BİZE.
60 yaşındaki kadın genç sevgilisiyle yuvası...
İmren DERELİ
SULTAN OLUR
Hakk yoluna tâlib olan Sözü ö...
Mehmet Nuri BİNGÖL
"TÜRKMENEM..."
- 7 Ekim Türkmen Günü Münasebe...
MİSAFİR KALEM
KAHBE İÇERDE OLUNCA, KAPI KİLİT TUTMAZ..!
AZERBAYCAN GENELKURMAY BAŞKANI Necmettin SADIKOV G...
Gülsen KILINÇER
“Bir İstanbul Balonu” mu?
Ekrem İmamoğlu, başlıktaki hükme muhatap olma...
Rukiye Aydın
NASİBİNDE VARSA ALIRSIN KARINCADAN BİLE DERS...
Derler ya hani "NASİB" Sonra derler " Nasibse gel...
Ülkü Sürmen Saritaş
Bizim kumaşın kalitesi düşük
Kahrolsun Amerika derken kastettiğimiz bu muydu?.....
Kemal YÜCEL
KORONA VİRÜS SALGINI DÖNEMİNDE İŞTEN ÇIKARMA YASAKLARI
KORONA VİRÜS SALGINI  DÖNEMİNDE&nbs...
Mehmet Emin KOÇ
MA’ŞERİ VİCDAN KÖRELMESİ…
İbn Haldun'un Mukaddime'sini ilk okuduğum yıllar, ...
Resul Hamza Emin
Türkiyede ve Trabzonda Otobüsçülük TRABZON'DA OTOBÜS YAPIMI.
Trabzon’da otobüs yapım merkezi S&uum...
Harun PUNAR
SÖZÜNÜZ YERE DÜŞMEDEN İYİ DÜŞÜNÜN
Evet SÖZ.... Ya Rahmetten bir damla,Ya da At...
Halil YOLDAŞ
HACI BEKTAŞ’I VELİ’ Yİ TANIMAK
Halil YOLDAŞ Eğitimci Yazar Onüçü...
Emine İPEK
HÜZÜN AYI, EYLÜL...
İşte geldik, sarı yapraklı Eylül ayına. Eyl&u...
Handan YILDIRIM
Çekin elinizi kadınların üstünden. ..
Allah (c.c) buyurdu  Cennet Anaların ayağı al...
Osman KÖSE
30 AĞUSTOS ZAFERİNİN HİKAYESİ
30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 98. yıldönü...
Mahmu ERDEM
Bugün 26 Ağustos...
Gece sabaha kavuştuğunda, ayaza kesti Afyon ovası....
Halil Köprücüoğlu
RAHMAN VE RAHİM OLAN RABBİMİZİ GÖRMEK, İSTER MİSİNİZ? (2)
GÜNEŞTE saniyede yaklaşık 564-600 milyon ton ...
Erol Aydın
YAŞANABİLİR BİR GELECEK İÇİN DOĞAYA SAYGI DUYALIM VE KORUYALIM
Doğa canlı yaşamı için vazgeçilmez v...
Mümin ÇÖPÜR
AİLE VE ÇOCUK EĞİTİMİ
Dijital dünyada gözlerini hayata a&ccedi...
Bilal Dursun YILMAZ
Hasan Ağabeye mektup/1
Uzun zamandır bu köşede yazmadığımı takip ede...
Salih Arıkan,
ÇEKMEYECEĞİM.
Değerli arkadaşlar bu dönemde erişilebilirlik...
Şener Mengene
TÜRKİYE’DE DEPREM GERÇEĞİ
Türkiye Deprem Haritası'na göre, ül...
Murat FİDAN
BEŞERİN TELAHUK-U EFKÂR İLE BİNLERCE YILDA GELEBİLDİĞİ TEKNOLOJİK NOKTA, BİR TEK ELEKTRON İLE KARŞILAŞTIRILSA, ÇOK İLKEL BİR SEVİYEDE KALIR...
Aziz dostlar! Şu alttaki resimde aynı hizada ay v...
Murat Gülşan
MURAD-I HAYAL
Öğlen namazı çıkışı Devati hazretlerin...
Kahraman Sarı
İlçe Belediye Başkanlarına Çağrı
İşim gereği  çok gezmem. İşe gidip gel...
Ahmet BEREKET
“AKSAÇLILAR”DAN KURBAN BAYRAMI MESAJI
Yüce milletimizin, İslamiyet’le şerefle...
Ergun DUR
YÜREK BURKAN BİR BAYRAM HİKAYESİ
Hikayede kurban kesemeyen bir çocuğun duygu...
Salim Zorba
En aptal çocuk nasıl yetiştirilir? İstediği her şeyi karşılıksız, sorumluluk vermeden elde ederek...
“Eczacılığı kazandım, heyecanla memlekete gi...
İsmail Dinçer
HUZUR
Huzur, nedir huzur? Nasıl hissedilir? Gel kardeş...
Prof Dr Şener DİLEK
AYASOFYA HAKKINDA....
1. Ayasofya’nın açılışı manevi bir Mi...
Fatma Bozkurt
BAĞIMLILIKTAN NASIL KURTULUNUR..?
Bir gün adamın biri zamanının Sufi üstad...
Mustafa ÇEBİ
Bir dolara Papazların Efsunlanmış Müritler
Bundan 4 Yıl Önce Kendilerini 1 Dolara Dü...
Selda ÖNER
ISTANBUL'DA SEMT ISIMLERI NEREDEN GELIR ?
Şişli- Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler ...
Ergün Karabıyık
HERKES ÜNİVERSİTE OKUMAK ZORUNDA MIDIR?
  Her YKS sınavı sonrası bu konudaki dü...
Birsen Çetinkaya
Büyük Kadınlar
Küçük kadınların büyük ...
Tolga TURAN
MASKIN USTASI ÖZGÜR MASKELER
  Yıllar artık uzayan yollardan bir farkı ol...
Ali KARACA
LİDER VE LİDERLİK..
"Bir milletin Lideri onlara hizmet eden onları y&o...
Dr. İsmail DİNÇER
NEDİR LEYLET'ÜL KADR
Nedir leylet'ül kadr?  Neyi sunar, neyi...
Aydan KURT
BAZENDE VEDA ETMEK GEREKİR...
Doğduğumuz andan itibaren başlar bu süre&cced...
Mahir ADIBEŞ
VİRÜS SALGINLARINDAN KORUNMANIN TEK YOLU TOPLUM BAĞIŞIKLIĞI
Virüs salgınları, kontrolü kaçırm...
Mustafa ŞENTÜRK
Virüs Krizi ve Strateji'nin Önemi
  Stratejik çalışmalara daha fazla &o...
Ahmet Ramazanoğlu
Yemenli Ahmed Efendi
Yakın zaman önce yaşanmış olan şu hâdis...
M.Akif YAŞAR
KORONA GÜNLERİNDE ÇOCUK BAYRAMI
       Bugün 23 Nisan.Adı...
Yusuf AKTAŞ
ONLAR EVİN YOLUNU UNUTTU .... SEN EVDE KAL Kİ, ONLAR DA EVLERİNE ERKEN DÖNSÜNLER !
  Umarım #EvdeKalTürkiye günlerini...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
Korona virüsten evrimcilere tokat gibi cevap
  Allah insana bir çok duygular vermi...
Beytullah Ateş
Evde Kal / Ama Önce Tedbir
  Tüm Dünya'yı etkisi altına alan ...
Mevlüt KALELİ
EMEKLİLERE MAAŞ, BANKA PROMOSYONU...
Emeklinin banka promosyonunun ikinci dönemi.....
ÖMER ÖZCAN
ATIF URAL; BEDİUZZAMAN HAZRETLERİNİN MUHLİS VE FEDAKAR TALEBELERİNDEN
1933 Kars doğumludur... 1952 yılında Ankara Hukuk ...
Soner SOM
HİÇ DEĞİLSE...
  Biri bitmeden bir diğeri.Sel felaketleri.....
Mevlüt KALELİ
KADİR ŞEKER...
  Bir kader kurbanı...Bu delikanlının başına...
İbrahim Balcıoğlu
Giresunlular Nerelerde Yaşıyor?
2019 yılı sonu itibariyle TUİK ülke nüfu...
İsmail ÖZMEMİŞ
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
KÜRT Diyarbakır Belediyesi Deprem Çadı...
Mehmet Kozoğlu
Dini Kaç kuruşa satalım
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmi...
Eğitimci Mustafa ÖZDEMİR
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
1) Tanıtılan otomobiller için (daha ön...
Emine BİLGE
ÖYLE BİR ADALET OLMALI Kİ...
Ne garip bir hayat. Düşünüyorum da...
Özlem CİNİC
“ Yuh Artık”
Kadın şiddet biter mi? Vallahi hiç umudum y...
Muhammed Emin Tombak
Sayıların Arapçadaki Konumu ve Gizemi – 2
Önceki yazımda 1’den 10’a kadar o...
Hüseyin Yılmaz
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı
Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi deği...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
Bir aşkın, bir tutkunun ardından giden bir ömür/ 5
Telifleriniz ilgili sahada yapılan ilmi çalışmalara kaynaklık teşkil ediyor mu? Sizin çalışmalarınız ilmi bir metodolojiyi takip ediyor mu? KAYNA...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(43 Online) 0,98ms