Bugün - 01 Haziran 2020 Pazartesi
İstanbul 20°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Yazar Detayları
Whatsapp'ta Paylaş

Mehmet Nuri BİNGÖL

Mehmet Nuri BİNGÖL - VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM

VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
Yazı Tarihi: 16 Mayıs 2020 Cumartesi

O’nu tam o yaşlarda tanıma o bahtiyarlığa ermişti. Çevrenin ileri gelenleri ona Osmanlı Mollası diye derin hürmet duyarlardı. Kostroma’daki esir kampından, Tatar Mahallesi Camii’ne esaret kefaretini ödeyerek almışlar, onu tefekkür, inziva ve irşat vazifesiyle baş başa bırakmışlardı.

Osmanlı Mollası, tıpkı esir kampındaki dindaşlarını ve oradaki bir kısım muhafızları hayran bıraktığı gibi, Tatar Mahallesi’ndeki sürgün Türkmen, Tatar, Çeçen, Kırgız, Özbek, Kırgız, Kazak esirleri de ona Osmanlı Mollası diye derin hürmet duyarlardı. Kostroma’daki esir kampından, Tatar Mahallesi Camii’ne esaret kefaretini ödeyerek almışlar, onu tefekkür, inziva ve irşat vazifesiyle baş başa bırakmışlardı.

Osmanlı Mollası, tıpkı esir kampındaki dindaşlarını ve oradaki bir kısım muhafızları hayran bıraktığı gibi, Tatar Mahallesi’ndeki sürgün Türkmen, Tatar, Çeçen, Kırgız, Özbek, Kırgız, Kazak esirler de ilminin ve basiretinin genişliğine, imanından ileri gelen cesaretine, hangi şart altında bulunursa bulunsun, tebliğ vazifesini bir an bile unutmayan mesuliyet hissi ve ferasetine pervane olmuşlardı.

Onun Volga nehrinin hızlı, bazen de hazin akıntı seslerinin yanıbaşında, kendisine anlattığı hakikat ötesi hakikatları, Ali Atâ kimi zaman -güç de olsa- hatırlamaya çalışırdı. Zordu bu anışları, çünkü esaret ve sürgün hayatı bünyesi gibi hafızasını da yıpratmış, bazen en çok yaşadığı vakitleri bile sis bulutunun ardından seyreden birine dönüşmüştü. Mahmud’un o garip hâline sabır gösterip onu anlaması bu yüzdendi.

Bu tür hatırlamaların verdiği hediye, çok kere elem, esef ve inkisar olurdu. Yüreğinde yine aynı hislerin filizlenmeye başladığını sezer sezmez aniden çökkünleşti. Garip bir durgunluğa yakalandığını Mahmud’a belli etmemeliydi. Adımlarını tekrar hızlandırması bu sebeptendi. Yine geride kalmıştı Mahmud. Ali Atâ’nın ani süratinin sebebini hesaplamak, Mahmud’u daha da yavaşlattı. Orta yaşını geçeli bir iki sene olmuş adamın birden değişir görünmesi, ona dokunmuştu. Şaşırsa da vaziyet buydu.

İçinde birikenleri gidermenin yolunun, Ali Atâ’yla konuşmadan geçtiğini iyi biliyordu. Tedirginliği terk edip adımlarını açması, Ali Atâ’ya yetişme isteğinden kaynaklanıyordu. Ter içinde kaldıysa da nihayet aynı hizaya gelmeyi başardı. Ali Atâ’nın kolundan babacan bir tavırla tutup durdurdu onu. Sâkinleştirme niyetini anlatan bir sesle: “Sanki kaçıyorsun sen…” dedi.

Mahmud, gözlerini sürgün evlerine ait pencerelerde yakılmış “idara” ve mum ışıklarına dikmişti. Elinde olmayan bir itelemeyle mırıldanır gibi: “Bana benzedin tıpkı.” dedi. Bu dediğine Ali Atâ gibi, o da şaşırmıştı. Çekingen ruh hâlinden, bir an için kurtulmuştu demek.

Zümrüt yeşili gözleri kısıldı Ali Atâ’nın, Mahmud’un karanlıkla gölgelenmiş yüzüne anlamaz bakışlarını yolladı. Her halükârda bu karşılığa içten içe memnun olmuş, genç adamın kalbinde boy veren ümit melteminin boraya dönmeye yüz tuttuğunu anlamıştı. Sezemediği ise kendisinin hangi hisse esir olup da cevap veremediğiydi, bu yüzden biteviye susuyordu. Belki de gönlündekileri dengelemeye uğraşıyordu. Sessizliğin, haddinden fazla uzadığını fark eder etmez derince nefeslendi. Hayret etmiş sesiyle sordu: “Bana mı benzedin dedin?”

Mahmud söylediğini inkâr edemezdi, ok yaydan fırlamıştı bir defa. Hem bir “ricata” gerek de yoktu: “Evet” dedi; “benden kaçıyormuş gibi birden süratlendin de.”

Ali Atâ, söylemek istediğinin vakit ve saatinin çattığını kavramıştı. Şöyle bir dikleşti, eğik belini düzeltti. Boyu şimdi Mahmud’dan uzun olmuştu. Sesindeki şefkat ve anlayışlılık vakara dönmüştü.

“Yanlış dersin balam; kaçan ben değil sensin. Kaçıyorsun; durmadan, dinlenmeden. Ümit ediyorum ki farkında bile olmadan.” dedi tane tane. Durup nefeslendi, Mahmud’un bir cevabının olup olmadığını öğrenmek istedi. Karşılık alamayınca da konuşmasına devam etti:

“Lakaytlığa ve iç âlemine sığınarak kaçma yüreksizliğine sığınıyor, bunu bir yol, bir çare biliyor, bir maharet sanıyorsun.”

Mahmud vakit yatsıya koşarken, ancak kendisinin bileceği bir emniyetle burukça gülümsedi. “Neden kaçacakmışım ki?”

“Kendinden, asıl kişilik ve yapından. Kendini bütün sürgünlere bir başka göstermen, mesuliyetten kaçma isteğinden kaynaklanıyor. Yüreğindeki tırmanış, hürriyet ve yurt hasretini perdelemeye çalışıyorsun. Sahi, nedir senin derdin?”

Sözlerinin burasında, Mahmud’un omuzlarına elleriyle bastırdı, yanına çömelip ekledi: “İçinde iki Mahmud yaşıyor senin. İki benliğe sahipsin. Kader’in bizce merhametsiz, ama aslında hayrımıza olan çizgileri irâdeni törpülemiş, çelik bir kafese hapsetmiş seni. İşte onları birbiriyle telif edemiyor, tek kişiliğe düşürmek için ne yapacağını bilemiyor, tereddüt içinde bocalıyor, zikzaklar çiziyor ve gelgitler yaşıyorsun.”

Mahmud ani bir hareketle doğrulmak, eve gitmek istedi ama Ali Atâ kolundan tutup yerinde sabitledi onu, devam etti: “O hâl bir çâre değil, tam tersine kimsesizlik beyabanıdır balam; yutucu bir bataklıktır. Bu vurdumduymazlığa dalmayı, anlamazlıktan gelmeyi ve ondan medet ummayı sürekli mazur görmek mümkün değil. Çoklarını bilmem ama bana, bütün bu hâlleri yutturamıyor, benliğinin ip uçlarını gizleyemiyorsun!”

Mahmud dinledikçe renk değiştiriyor, kaşları daha fazla geriliyor, alnındaki çizgiler derinleşiyordu. Karanlığa ve Ali Atâ’ya karşı çatılan kaşları söylenenlerin beynine kazınmasına engel olmuyordu. Depreşen, yenilenen, kendini arayan yüreği, yüz hatlarındaki mânasızlığı, kayıtsızlığı ve donukluğu bir çırpıda silmişti. Sesinin titrekliği, duyduklarını tasdik ifadesiydi:

“Ben eve gidiyorum artık.” dedi. “Bundan böyle seni dinlemek istemiyorum. Sözlerin tedirgin ediyor ruhumu. Gördüğün gibi ben böyleyim. Hakkımdaki fikirlerin ilgilendirmiyor beni.”

Ayakları bu siteminin ardından, yaşadıkları kulübeyi hedefleyerek mesafeleri adımlamaya başladı. Ali Atâ da çömeldiği yerden doğrulmuş, peşisıra ivme arttırıyordu. Kulübeye tırmanan yokuş başında yetişti ona, konuşulanları yok sayarcasına koluna girdi. Mahmud’un itirazını duymamış gibi davranmalıydı. Sesi canlı, sarıcı ve ümitli idi. Onun cevaplarına hiç aldırmamalı, hatta samimiliğini daha da arttırmalıydı.

“Sana ne için benzediğimi merak etmedin mi hiç?”

Mahmud’u bir düşünce esintisi yokladı. Ürperdi yine, yavaşlaması bu yüzdendi. Başını sertçe çevirirken: “Sen de bir acayipsin ağam,” dedi; “önce bana benzemediğini dedin, şimdi ise tam tersini söylersin. Maksadının ne olduğunu kavramamakta haksız değilim.”

Başı yere eğik ve söylenmeye pek benzer ifadeyi, Ali Atâ’ya değil, hayalî birine der gibiydi. Yaşlılık sınırındaki adam gün görmüştü, hâlden anlamayı biliyordu. Hemen cevap vermeden önce, ince eleyip sık dokuması gerektiğine inandı. Bir anlığına daldı, üslubunu rendeledi.

“En iyisi bırakalım bunları. Senin yaşındayken tanıdığım bir büyüğü; bir Osmanlı’yı hatırladım. Garipleşmem, kaçar gibi yürüyüşüm, kendime dargın hâlim biraz da o hatırlayıştan uzak bir hayat yaşamamdan.”

Bu karşılıkta biraz da hüzün vardı. Mahmud anladı onu. Bu davranışı dahi Mahmud’un ruhundaki alâka meşâlesinin tutuşmaya başladığının deliliydi. Üsteleyen soruda sarıcı bir yan da vardı: “Ali Atâ’m; yoksa onun hatırasından mı ürktün?”

Ali Atâ başını indirdi: “Ne yalan söyleyeyim, dediğin doğru gibi. Sen kendinden kaçarsın oğul, bense O’nun izinden gidip milleti uyandıramamaktan. Bu hâl, hicap kuyularına atar beni, geçen günlerime pişman olmak…”

Bu esnada yokuşu tüketmişlerdi. Yeni başlayan rüzgâr tenlerini ürpertmedeydi. Bulutlar gökteki pırlanta sağanağı yıldızları bir bir kapatıyordu. Ali Atâ yıldızlara baktı, onları an an örten bulutların hiçbirini yağmur bulutuna benzetemedi. Gök daha çok, üstlerine kar tanelerini boca edecek gibi duruyordu, sisi andırır görünüşe sahiptiler.

Mehmet Nuri BİNGÖL

 
İletişim E-Posta: salimturka@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 45


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

VEHBİ'NİN KERRAKESİ
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ.
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
VATANI SEVMEK..
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
HALİLULLAH (AS.)
Maydanoz ve Limon
FASL-I PAŞA
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
“SEYDA!”
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
Doğubayezıd Hâni
FİKİR CÜCELİĞİ
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
KİMLERE?
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI..
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI ANLAMIŞ...
"GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ HAYALİ" BEŞ PARA ETMEZ
Dönemeçle Süslüydü Yollar
Üslubum ve mesai arkadaşım bir yazar
TAHASSÜR
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
MERİÇ, AKILDAN GÖNÜLE, BİLGİDEN İRFANA ERMİŞ BİR DERVİŞTİ
Diğer Yazarlar

LİDER VE LİDERLİK..
NEDİR LEYLET'ÜL KADR
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER
bir zamandan ibretler
YARADAN A YAKARIŞ
Su içilmesi ve içilmemesi gereken haller
Evde Kal / Ama Önce Tedbir
MAYIS VE ANNEM
Virüs Krizi ve Strateji'nin Önemi
Şu hadiseyi bin kere okusam bin kere dinlesem bıkmam...
Yazarlar
Bülent Ertekin
SADECE SAĞLIKTAKİ BAŞARILI ÇALIŞMALAR İLE GURUR DUYMAYIN.
  Bakara suresi 216. ayet. "Hoşunuza gi...
Mehmet Nuri BİNGÖL
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
  Teferruata giremiyeceğim. Hem yaz yağmurla...
Erol Aydın
OKUMA KONUSUNDA CEMAZİYEL EVVELİMİZ
Okuma konusu her dönemde sıkıntılı olmuştur....
Halil Köprücüoğlu
NURLU BİR MÜMİNİN BİR GÜNÜ
Nurlu mümin, Kur’an’ın, Sünn...
Nesibe TÜKEL
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI, DOSTUMDUR
Bütün dertleri... Sıkıntıları...Varsala...
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ SONDAJ MAKİNALARI MUSA ALEYHİSSELAMDAN MI İLHAM ALDI
Hazreti Musa Aleyhisselâm, Firavun döne...
Necla YAPICI
bir zamandan ibretler
Bir zamanlar. Çin'de bir adam o kadar a&cc...
Engin AKYOL
HİZMETTE SEFERBER OLMALIYIZ.
Hizmeti anlamlı kılan ve sürdürüleb...
Ergun DUR
KORONA..CORONA.. COVİT 19..
Aylardır ülkemizi ve tüm dünyayı es...
Şener Mengene
KORONAVİRÜS-COVİD VE YENİ EKONOMİ
Koronavirüs ile birlikte çok büy&...
Rukiye Aydın
SİNİR KÜPÜ ANNELERE MEKTUP
Selamünaleyküm. Değerli hanımefendi, Al...
Zehra Kınalı
VAKİT TÜRKİYE VAKTİDİR...
Cumhuriyet gazetesinin sahibi Alev Coşkun 27 Mayıs...
Hasan TÜRKYILMAZ
CUMA, MÜSLÜMANLARIN BAYRAMIDIR.BUGÜNE DENK GELEN İSTANBUL’UN FETHİNİN SENEYİ DEVRİYESİNİ KUTLUYORUM:
  Allahü Teala, Cuma günün&uu...
EYÜPHAN KAYA
EKSİSİYLE ARTISIYLA RAMAZAN PİŞKİN BİZİMDİR
  Yıllardır Diyarbakır Ulu caminin avlusunu ...
Murat Gülşan
GAF PROJESİ
Gaf’ ın Sözlük anlamı her ne kadar...
Mustafa ÇEBİ
Su içilmesi ve içilmemesi gereken haller
7 HALDE SU İÇİLMEZ : 1 - Banyodan sonra su...
Halil YOLDAŞ
Bayramlaşmayı Başarabilecek miyiz?
Allah Hamd ve Şükürler olsun ki bu koron...
Ergün Karabıyık
DEVLETİMİZ, SAĞLIK SİSTEMİNDE BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMELİDİR.
Zamanında adliye saraylarının büyümesi...
Abdulkadir Menek
DR TAHSİN TOLA VE SENİRKENT
Tek parti sultasının bütün zulmet ve deh...
Salih Arıkan,
SÖMÜRGE GÜNLERİNE ÖZLEM Mİ DUYUYORSUNUZ?
Akşam Ezanı. İslâm diyarı oldugumuzun şiarı...
Ravza ZEYBEK
RAMAZANI ÖZÜMÜZE ALALIM
En güzel sözlerin sahibinin adıyla&helli...
Ali KARACA
LİDER VE LİDERLİK..
"Bir milletin Lideri onlara hizmet eden onları y&o...
Dr. İsmail DİNÇER
NEDİR LEYLET'ÜL KADR
Nedir leylet'ül kadr?  Neyi sunar, neyi...
İmren DERELİ
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER
Gergindi.  Sinirliydi.Öfkesi fırtına ol...
Mahir Adıbeş
Bizim Mahallenin İnsanları: OTO TAMİRCİSİ ELVAN USTA
Bizim mahallenin insanlarından Oto Tamircisi Elvan...
Aydan KURT
BAZENDE VEDA ETMEK GEREKİR...
Doğduğumuz andan itibaren başlar bu süre&cced...
Ahmet BEREKET
“AK SAÇLILAR” OLUŞUMUNDAN 60 AİLEYE ERZAK YARDIMI.
“AK SAÇLILAR” ismi ile yeni bir...
MİSAFİR KALEM
Şu hadiseyi bin kere okusam bin kere dinlesem bıkmam...
Ramazan ayının son on günü içeris...
Dr. Levent Bilgi
Göznüru Annelerimiz
Yaşlarımız ilerliyor, çocuklarımız belki de...
Emine İPEK
ÖZLEDİM...
Yüreğimin en derin yerinde bir ağırlık var.&n...
Osman KÖSE
MAYIS VE ANNEM
  Babam, Kara Haydar. Fatsa eşrafından eski ...
Mücahit Güler
TALEP, TALİBİN AYNASIDIR
Rahman ve Rahim olan Allah’ın cc adıyla&hell...
Dr. Vehbi KARA
FETÖ Elebaşı Gülen’i Tanıyalım
Son 10 yıldır Fetulllah Gülen’i milleti...
Mesut KÖSEOĞLU
Kaybolan Bir Haslet: Diğerkâmlık
Ramazan ayının güzelliklerinden biri olsa ger...
Mahir ADIBEŞ
VİRÜS SALGINLARINDAN KORUNMANIN TEK YOLU TOPLUM BAĞIŞIKLIĞI
Virüs salgınları, kontrolü kaçırm...
Salim Zorba
MİLLİ VE DİNİ AİLE YAPITAŞIMIZIN İMHA BOMBASI İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
-İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin ...
Mustafa SEYMEN
YARADAN A YAKARIŞ
ILAHİ YA RABBİM,99 İSM-İ ŞERİFİN hürmetine,EF...
Mustafa ŞENTÜRK
Virüs Krizi ve Strateji'nin Önemi
  Stratejik çalışmalara daha fazla &o...
Ahmet Ramazanoğlu
Yemenli Ahmed Efendi
Yakın zaman önce yaşanmış olan şu hâdis...
M.Akif YAŞAR
KORONA GÜNLERİNDE ÇOCUK BAYRAMI
       Bugün 23 Nisan.Adı...
Yusuf AKTAŞ
ONLAR EVİN YOLUNU UNUTTU .... SEN EVDE KAL Kİ, ONLAR DA EVLERİNE ERKEN DÖNSÜNLER !
  Umarım #EvdeKalTürkiye günlerini...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
Korona virüsten evrimcilere tokat gibi cevap
  Allah insana bir çok duygular vermi...
Beytullah Ateş
Evde Kal / Ama Önce Tedbir
  Tüm Dünya'yı etkisi altına alan ...
Bilal Dursun YILMAZ
Korona’ya mektup
Korona, senin canibinden bana gelen son mektupsun ...
Mevlüt KALELİ
EMEKLİLERE MAAŞ, BANKA PROMOSYONU...
Emeklinin banka promosyonunun ikinci dönemi.....
ÖMER ÖZCAN
ATIF URAL; BEDİUZZAMAN HAZRETLERİNİN MUHLİS VE FEDAKAR TALEBELERİNDEN
1933 Kars doğumludur... 1952 yılında Ankara Hukuk ...
Soner SOM
HİÇ DEĞİLSE...
  Biri bitmeden bir diğeri.Sel felaketleri.....
Mevlüt KALELİ
KADİR ŞEKER...
  Bir kader kurbanı...Bu delikanlının başına...
İbrahim Balcıoğlu
Giresunlular Nerelerde Yaşıyor?
2019 yılı sonu itibariyle TUİK ülke nüfu...
İsmail ÖZMEMİŞ
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
KÜRT Diyarbakır Belediyesi Deprem Çadı...
Mehmet Kozoğlu
Dini Kaç kuruşa satalım
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmi...
Mümin ÇÖPÜR
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI: YALNIZLIK
Yalnızlık öylesine acı veren ve ürkü...
Eğitimci Mustafa ÖZDEMİR
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
1) Tanıtılan otomobiller için (daha ön...
Emine BİLGE
ÖYLE BİR ADALET OLMALI Kİ...
Ne garip bir hayat. Düşünüyorum da...
Özlem CİNİC
“ Yuh Artık”
Kadın şiddet biter mi? Vallahi hiç umudum y...
Handan YILDIRIM
Bana olağanüstü gelen şeyler ama Türkiye'de yaşayan insanımızın alışık olduğu ve gayet tabii gördüğü şeyler.
 Ben şunu bilir şunu söylerim:Bu memleke...
Muhammed Emin Tombak
Sayıların Arapçadaki Konumu ve Gizemi – 2
Önceki yazımda 1’den 10’a kadar o...
Hüseyin Yılmaz
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı
Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi deği...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Kahraman Sarı
Saygı Duymuyorum!
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Birsen Çetinkaya
SAĞA,SOL'ÇARPMADAN KADİM ,KADIN OLMAK
Kadının, kadın a yaptığıdır . Çoğunlukla Y&...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Fatma Bozkurt
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Resul Hamza Emin
Emin Kalem
SAMSUNGSayin Cumhurbaşkanı Samsung alın öneri...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
Çanakkale Savaşının ilk bayan şehidi hemşire Erika
Ragıp, Selanikli' ve Mustafa Kemal'le akrandı, 1881 doğumluydu, askeri tıbbiyeden mezun oldu, hekim yüzbaşıydı… Eğitim için Almanya'ya g&oum...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(33 Online) 1,00ms