Bugün - 01 Haziran 2020 Pazartesi
İstanbul 20°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Yazar Detayları
Whatsapp'ta Paylaş

Necla YAPICI

Necla YAPICI - 19 MAYIS RUHUNU ANLAMAK..!

19 MAYIS RUHUNU ANLAMAK..!
Yazı Tarihi: 19 Mayıs 2020 Salı

Bu topraklarda bu güne kadar atılan hiçbir adım,.

Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarken attığı o adım kadar "KURTARICI" olmadı..
Emperyalizme karşı "TAM BAĞIMSIZLIK" , saraya/sultana karşı "MİLLİ EGEMENLİK" mücadelesi o ilk adımla başladı..
Sonunda Türk milleti iki kere kurtuldu..
Sürekli "YERLİ ve MİLLİ" olmaktan söz edip de büyük bir tutarsızlıkla milli bayramların coşkusunu azaltmak isteyenlere inat, bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı yine coşkuyla kutladık..
19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Atatürk, yıllarca aralıksız savaşmak zorunda kalmış, varını yoğunu kaybetmiş, dahası elinde kalan toprakları işgal edilmiş yorgun, yoksul bir halkı "Ya istiklal ya ölüm" parolasıyla ayağa kaldırmayı başardı..

Peki, ama Atatürk bunu nasıl başardı.?

*KORKUNÇ MANZARA.?
Atatürk, Nutuk’un daha ilk sayfalarında, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarken gördüğü o korkunç manzarayı "Genel Durum ve Görünüş" başlığı altında şöyle anlatıyor..
"Osmanlı Devlet bulunduğu topluluk genel savaşta yenilmiş, koşulları ağır bir ateşkes antlaşması imzalanmış, büyük savaşın uzun yılları boyunca millet yorgun ve yoksul bir durumda..
Milleti ve ülkeyi genel savaşa sürükleyenler kendi yaşamlarının kaygısına düşerek yurttan kaçmışlar.. Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça önlemler araştırmakta..
Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet güçsüz, onursuz, korkak yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş..
Orduların elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf devletleri, ateşkes antlaşması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar."
Atatürk bu satırların devamında İstanbul ve Anadolu’nun pek çok yerinin İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan işgali altında olduğunu, bundan başka ülkenin dört bucağındaki Hristiyan azınlıkların devletin çökmesi için çalıştıklarını belirtiyor..
Böylece öncelikle son derece gerçekçi bir durum tespiti yapıyor..

*KURTULUŞ ARAYIŞLARI.?
Osmanlı Devleti’nin kalan topraklarının her taraftan çepeçevre kuşatıldığı, işgal edildiği, bölünüp parçalanmaya çalışıldığı o günlerde yurtsever zihinler bu büyük felakete bir "kurtuluş yolu" arıyordu.. Atatürk, yine Nutuk’ta "kurtuluş yolu" arayan o "yurtsever zihinleri" çaresizliğini de şöyle anlatıyor..
"Düşman devletler, Osmanlı Devleti’ne ve ülkesine maddi ve manevi bakımdan saldırmışlar, padişah ve halife olan kişi (Vahdettin), hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor..
Hükümeti de aynı durumda..
Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde olup bitecekleri bekliyor..
Felaketin korkunçluğunu ve ağırlığını anlamaya başlayanlar bulundukları çevreye ve sezebildikleri etkilere göre kurtuluş çaresi saydıkları yollara başvuruyorlar..
Ordu, adı var kendi yok bir durumda.. Komutanlar ve subaylar genel savaş boyunca sıkıntı ve güçlüklerle yorgun düşmüş, yurdun parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumunun kıyısında, kafaları çıkar yol, kurtuluş yolu aramakta.."
Ancak o zor koşullarda" kurtuluştan", "bağımsızlıktan" söz edenlere de iyi gözle bakılmıyor..
Bu tür insanlar, "çılgın", "maceracı" olarak görülüyor..
Atatürk, Nutuk’ta, "kurtuluş yolu" arayanların da "padişahsız, halifesiz" bir kurtuluş düşünemediklerini, "kendilerinden önce yüce halifeliğin ve padişahlığın kurtuluşunu" amaçladıklarını, buna karşı çıkanları ise dinsiz, vatansız, hain"ilan etmeye hazır olduklarını belirtiyor..
Ayrıca, "kurtuluş yolu" arayanların İngiltere, Fransa ve İtalya gibi "büyük devletleri gücendirmemek" ilkesini esas aldıklarını, bu ülkelere karşı mücadele etmeyi "mantıksızlık ve ahlaksızlık" olarak gördüklerini ifade ediyor..

*ATATÜRK’ÜN KURTULUŞ Kararı.?
Atatürk Nutuk’ta, "Düşünülen Kurtuluş Çareleri Başlığı" altında Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında bulunan üç farklı "kurtuluş çaresini" şöyle sıralıyor..
1- İngiltere korumasını istemek..
2- Amerikan mandasını istemek..
3- Bölgesel kurutuluş çarelerine başvurmak..
Atatürk’e göre bu kararlar "çürük" ve "temelsiz" mantıklara dayanıyordu ve "gerçekçi" değildi..
Çünkü kurtarılmaktan söz edilen Osmanlı Devleti, siyasi ömrünü tamamlayıp tamamen çökmüş, parçalanmıştı.. "Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı."
Emperyalistlerin amacı onu da paylaşmaktan ibaretti..
Ortada ne bir devlet, ne bir hükümet, ne bir padişah vardı..
Atatürk’ün tabiriyle "Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet, anlamını yitirmiş birtakım boş sözlerdi."
"Ben bu kararların hiçbirini yerinde bulmadım" diyen Atatürk, her üç kurtuluş çaresinin de ülkeyi gerçek kurtuluşa ulaştırmayacağını belirttikten sonra "O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi.?" diye sorup kendi kararını şöyle açıklıyor..
"Efendiler bu durum karşısında bir tek karar vardı..
O da hakimiyet-i milliyeye (millet egemenliğine) dayanan bilakaydüşart müstakil (tam bağımsız) yeni bir Türk devleti kurmak."
"İşte daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar bu karar olmuştur."
Atatürk’ün bu kararı, her şeyden önce akılcıydı, gerçekçiydi, onurluydu..
O, ne yıkılmış bir imparatorluğu, ne o imparatorluğun başındaki kukla sultan/halifeyi kurtarma hayali kuruyor, ne de İngiliz veya Amerikan bayrağı altında onursuzca yaşamayı kabul ediyordu..
O, saraya/sultana veya eli kanlı emperyalizme değil, bağrından çıktığı Türk Milleti’ne güveniyordu..
Bu güveninin, o günlerde gerçekçi bir temeli de vardı..
Anadolu işgal edilmeye başladığında milletin bir kısmı, padişahın/halifenin ağzına bakmadan, işgallere karşı harekete geçmiş, kendi kendine yerel kongreler düzenleyip, direniş mitingleri yapmaya başlamıştı..
Böylece yüzyıllar sonra ilk kez millet kendi kaderini kendi eline almaya teşebbüs etmişti..
Bunu erken fark eden Atatürk, eğer bu dağınık milli direnişi derleyip toparlayabilirse buradan "milli egemenliği" esas alan "tam bağımsız" bir Türk devleti çıkarabileceğini görmüştü..

*PAROLA: YA İSTİKLAL YA ÖLÜM.?
Atatürk, Türk Milleti’ni çok iyi tanıyordu..
Bu milletin esir yaşamaktansa onurluca ölmeyi tercih edeceğini biliyordu..
Nutuk’ta, o günlerde "en sağlam düşünüş ve mantığın" ya istiklal ya ölüm olduğunu şöyle açıklıyor..
"Temel ilke Türk Milleti’nin onurlu ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır..
Bu ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir..
Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir millet, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan öteye gidemez.. Yabancı bir devletin koruyuculuğunu ve kollayıcılığını istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve miskinliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir..
Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların isteyerek başlarına yabancı bir efendi getirmeleri hiç düşünülemez..
Oysa Türk’ün onuru, kendine güveni, yetenekleri çok yüksek ve büyüktür.. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyidir..
Öyleyse "Ya istiklal ya ölüm"..
"İşte halas-ı hakiki (gerçek kurtuluş) isteyenlerin parolası bu olacaktır."
Atatürk daha sonra milli egemenlik için saltanata ve hilafete son verdiğini anlatıyor..
Osmanlı saltanatını sürdürmeye çalışmanın Türk Milleti’ne yapılacak en büyük kötülük olduğunu belirterek şöyle diyor, "Artık vatanla, milletle hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin devlet ve millet bağımsızlığının ve onurunun koruyucusu durumunda bulundurulması nasıl uygun görülebilir.?
Halifeliğin durumuna gelince, bunun ilim ve tekniğin ışığa boğduğu gerçek uygarlık dünyasında gülünç sayılmaktan başka bir durumu kalmış mıydı.?"

*İKİ YÖNLÜ KURTULUŞ.?
Demem o ki, Atatürk’ün, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasıyla başlayan kurtuluş hareketi, emperyalizme karşı" tam bağımsızlık", saraya/sultana karşı "milli egemenlik" mücadelesi olarak formüle edilebilecek iki yönlü bir kurtuluş hareketiydi..
Atatürk, Milli Mücadele sırasında bu iki yönlü kurtuluş hareketini çok dikkatle yürüttü..
Nutuk’taki ifadeleriyle, kurtuluş için, "ilkin İtilaf devletlerine karşı düşmanlık durumuna girilmeyecekti, sonra da padişah ve halifeye canla başla bağlı ve sadık kalmak temel koşul olacaktı." Gerçekten de İtilaf devletlerini doğrudan doğruya karşısına almadı, bir taraftan İtilaf devletlerinin aralarındaki çıkar çatışmalarından yararlandı, diğer taraftan Sovyet Rusya, Afganistan, Hindistan vb ülkelerle emperyalizm karşıtı bir "mazlum milletler cephesi" kurdu. Emperyalistlerin askeri gücü durumundaki Yunan ordusunu yenmeye odaklandı..
Mücadele boyunca strateji gereği saraya/sultana karşı saygılı bir dil kullandı.. Padişahın ihanetini bilmesine karşın yeri ve zamanı gelinceye kadar, padişahı/halifeyi karşısına almadı, hatta amacının aynı zamanda padişahı/halifeyi kurtarmak olduğunu söyledi..
Cumhuriyete doğru adımlar atarken asla cumhuriyetten söz etmedi..
Yine Nutuk’taki ifadeleriyle cumhuriyeti vicdanında "milli bir sır" olarak sakladı..

*19 MAYIS’IN ŞİFRELERİ VE VAHDETTİN’İ Aklamak.?
Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya geçip, "sine-i millette bir ferdi mücahit gibi" mücadeleye atılıncaya kadar işgal İstanbul’unda tam 6 ay boyunca (13 Kasım 1918-16 Mayıs 1919) her kapıyı zorladı..
Siyasi partilerle, asker, sivil tüm yurtseverlerle, yakın silah arkadaşlarıyla, sadrazamla, Harbiye, Bahriye, Dahiliye Nazırlarıyla, eski İttihatçılarla ve padişahla görüştü..
Önce mevcut yapı içinde ülkeyi kurtarmak istedi..
Milli bir hükümet kurulmasını, hatta bu hükümette genelkurmay başkanı olmayı bile düşündü..
Bu yolda çalışmalar yaptı..
Fakat bütün bu girişimleri sonunda İstanbul’da kalarak kurtuluşun mümkün olmadığını görünce kendi ifadesiyle "İstanbul surlarının dışına çıkıp" Anadolu’ya geçmeye karar verdi.. "İstanbul surlarının dışına çıkmak" padişahtan, sadrazamdan, mevcut siyasi partilerden umudu kesip Anadolu’ya geçmek, doğrudan doğruya halka gitmek, hiçbir ayrım yapmadan herkese ulaşmak ve halkta bir kurtuluş inancı yaratmak demekti..
Önce gizli yollarla Anadolu’ya geçmek için bir plan yaptı. Gebze-Kocaeli yolu üzerinden Anadolu’ya geçecekti..
Ancak tam da o günlerde İngilizlerin isteği ile, Anadolu’da düzeni sağlamak için ordu müfettişlikleri kurulduğunu öğrendi..
Hükümet, apar topar, Samsun’a gönderecek bir müfettiş ararken Atatürk, asker-sivil nüfuzlu arkadaşlarını devreye sokarak 9. Ordu Müfettişliği görevinin kendisine verilmesini sağladı..
Atatürk’ü Anadolu’ya gönderenlerin (hükümetin ve padişahın) Atatürk’e verdikleri resmi görev, Anadolu’daki direnişleri önlemek, dağıtılmamış orduları dağıtmak, şuralara engel olmak ve halkın elindeki silahları toplamaktı..
Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya geçer geçmez, kendisine verilen görevin tam tersine, kendi kurtuluş planlarını (emperyalizme karşı bağımsızlık, saraya/sultana karşı milli egemenlik) uygulamaya başladı..
Mitingler düzenledi, genelgeler yayımladı, kongreler topladı..
Milleti harekete geçirdi..
Anadolu ve Trakya’daki dağınık direniş hareketlerini derleyip toparlayıp teşkilatlandırdı..
Atatürk’ün Anadolu’daki direniş çalışmaları doğal olarak İngilizleri rahatsız etti..
İngilizler Atatürk’ün İstanbul’a geri çağrılmasını istediler..
Padişah Vahdettin hemen Atatürk’ü İstanbul’a geri çağırdı, gelmeyince görevden aldı..
Yetmedi.!
Atatürk’ün emirlerinin dinlenmemesi, telgraflarının çekilmemesi için asker-sivil yetkililere emir verdi..
Yetmedi.!
Atatürk ve silah arkadaşlarının idam kararlarını ve "katli vaciptir" diyen ihanet fetvalarını onayladı..
Yetmedi.!
Atatürk’ün rütbelerini, nişanlarını söktü.. Yetmedi.!
Atatürk’ün ve Kuvayı Milliyecilerin üstüne Hilafet Ordusu (Kuvayı İnzibatiye) gönderdi..

*HAK Savaşçısı.?
Atatürk, o yokluk, yoksulluk, perişanlık ve umutsuzluk içinde gücünü "davasının haklılığından" alıyordu..
Milli Mücadele’yi "hak ve hakikat mücadelesi" olarak tanımlıyordu..
1919’da Erzurum’da şöyle demişti..
"Bu millet hiçbir zaman, bir hain padişahın, bir Rahip Frew’un, bir Sait Molla’nın esiri, eğlencesi olamaz..
Cihanı başlarına toplasınlar da gelsinler.. İş kalabalıkta değil hak ve hakikattedir.. Hak ve hakikat ve millet rehberimizdir.. Mutlaka biz muvaffak olacağız." (Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, C. 2, s. 480.)
Yine 1919’da" Herhalde alemde hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir" demişti..
Milli Mücadele’yi başından sonuna kadar meşru bir hak mücadelesi olarak yürüttü.. İşgallere karşı başlayan hak ve hukuk direnişine Müdafaa-i Hukuk adının verilmesi boşuna değildi..
Atatürk, gerçek bir hak savaşçısıydı..
1- Emperyalizme karşı tam bağımsızlık hakkı..
2- Saraya/sultana karşı milli egemenlik hakkı..
3- Cehalete, bağnazlığa karşı uygarlık/çağdaşlık hakkı için mücadele etti..
Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla aslında bu toprakların en büyük hak ve hukuk mücadelesi başladı..
Yaşasın tam bağımsızlık, yaşasın milli egemenlik, yaşasın 19 MAYIS RUHU..

Saygılarımızla..

ATATÜRK & ATATÜRKÇÜLÜK

Nejla Yapıcı.

 
İletişim E-Posta: salimturka@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 20


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

bir zamandan ibretler
CORONA STRESİ KANSER YAPAR MI?
ACILARIN KÜÇÜK HANIMEFENDİSİ
Bir başarı hikayesi Safiye ali
Sufizm’de “SU FELSEFESİ”
Padişah ile kızın vezire verdiği ders
İki kız kardeşiz anneme sık sık soruyoruz... “Anne siz daha önce nasıl yaşadınız?
Nefes Almak Bayramdır
19 MAYIS RUHUNU ANLAMAK..!
19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir.
tabiat ana ve insanoğlu
İstanbul,dünyanın en güzel şehri
Diğer Yazarlar

LİDER VE LİDERLİK..
NEDİR LEYLET'ÜL KADR
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER
bir zamandan ibretler
YARADAN A YAKARIŞ
Su içilmesi ve içilmemesi gereken haller
Evde Kal / Ama Önce Tedbir
MAYIS VE ANNEM
Virüs Krizi ve Strateji'nin Önemi
Şu hadiseyi bin kere okusam bin kere dinlesem bıkmam...
Yazarlar
Bülent Ertekin
SADECE SAĞLIKTAKİ BAŞARILI ÇALIŞMALAR İLE GURUR DUYMAYIN.
  Bakara suresi 216. ayet. "Hoşunuza gi...
Mehmet Nuri BİNGÖL
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
  Teferruata giremiyeceğim. Hem yaz yağmurla...
Erol Aydın
OKUMA KONUSUNDA CEMAZİYEL EVVELİMİZ
Okuma konusu her dönemde sıkıntılı olmuştur....
Halil Köprücüoğlu
NURLU BİR MÜMİNİN BİR GÜNÜ
Nurlu mümin, Kur’an’ın, Sünn...
Nesibe TÜKEL
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI, DOSTUMDUR
Bütün dertleri... Sıkıntıları...Varsala...
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ SONDAJ MAKİNALARI MUSA ALEYHİSSELAMDAN MI İLHAM ALDI
Hazreti Musa Aleyhisselâm, Firavun döne...
Necla YAPICI
bir zamandan ibretler
Bir zamanlar. Çin'de bir adam o kadar a&cc...
Engin AKYOL
HİZMETTE SEFERBER OLMALIYIZ.
Hizmeti anlamlı kılan ve sürdürüleb...
Ergun DUR
KORONA..CORONA.. COVİT 19..
Aylardır ülkemizi ve tüm dünyayı es...
Şener Mengene
KORONAVİRÜS-COVİD VE YENİ EKONOMİ
Koronavirüs ile birlikte çok büy&...
Rukiye Aydın
SİNİR KÜPÜ ANNELERE MEKTUP
Selamünaleyküm. Değerli hanımefendi, Al...
Zehra Kınalı
VAKİT TÜRKİYE VAKTİDİR...
Cumhuriyet gazetesinin sahibi Alev Coşkun 27 Mayıs...
Hasan TÜRKYILMAZ
CUMA, MÜSLÜMANLARIN BAYRAMIDIR.BUGÜNE DENK GELEN İSTANBUL’UN FETHİNİN SENEYİ DEVRİYESİNİ KUTLUYORUM:
  Allahü Teala, Cuma günün&uu...
EYÜPHAN KAYA
EKSİSİYLE ARTISIYLA RAMAZAN PİŞKİN BİZİMDİR
  Yıllardır Diyarbakır Ulu caminin avlusunu ...
Murat Gülşan
GAF PROJESİ
Gaf’ ın Sözlük anlamı her ne kadar...
Mustafa ÇEBİ
Su içilmesi ve içilmemesi gereken haller
7 HALDE SU İÇİLMEZ : 1 - Banyodan sonra su...
Halil YOLDAŞ
Bayramlaşmayı Başarabilecek miyiz?
Allah Hamd ve Şükürler olsun ki bu koron...
Ergün Karabıyık
DEVLETİMİZ, SAĞLIK SİSTEMİNDE BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMELİDİR.
Zamanında adliye saraylarının büyümesi...
Abdulkadir Menek
DR TAHSİN TOLA VE SENİRKENT
Tek parti sultasının bütün zulmet ve deh...
Salih Arıkan,
SÖMÜRGE GÜNLERİNE ÖZLEM Mİ DUYUYORSUNUZ?
Akşam Ezanı. İslâm diyarı oldugumuzun şiarı...
Ravza ZEYBEK
RAMAZANI ÖZÜMÜZE ALALIM
En güzel sözlerin sahibinin adıyla&helli...
Ali KARACA
LİDER VE LİDERLİK..
"Bir milletin Lideri onlara hizmet eden onları y&o...
Dr. İsmail DİNÇER
NEDİR LEYLET'ÜL KADR
Nedir leylet'ül kadr?  Neyi sunar, neyi...
İmren DERELİ
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER
Gergindi.  Sinirliydi.Öfkesi fırtına ol...
Mahir Adıbeş
Bizim Mahallenin İnsanları: OTO TAMİRCİSİ ELVAN USTA
Bizim mahallenin insanlarından Oto Tamircisi Elvan...
Aydan KURT
BAZENDE VEDA ETMEK GEREKİR...
Doğduğumuz andan itibaren başlar bu süre&cced...
Ahmet BEREKET
“AK SAÇLILAR” OLUŞUMUNDAN 60 AİLEYE ERZAK YARDIMI.
“AK SAÇLILAR” ismi ile yeni bir...
MİSAFİR KALEM
Şu hadiseyi bin kere okusam bin kere dinlesem bıkmam...
Ramazan ayının son on günü içeris...
Dr. Levent Bilgi
Göznüru Annelerimiz
Yaşlarımız ilerliyor, çocuklarımız belki de...
Emine İPEK
ÖZLEDİM...
Yüreğimin en derin yerinde bir ağırlık var.&n...
Osman KÖSE
MAYIS VE ANNEM
  Babam, Kara Haydar. Fatsa eşrafından eski ...
Mücahit Güler
TALEP, TALİBİN AYNASIDIR
Rahman ve Rahim olan Allah’ın cc adıyla&hell...
Dr. Vehbi KARA
FETÖ Elebaşı Gülen’i Tanıyalım
Son 10 yıldır Fetulllah Gülen’i milleti...
Mesut KÖSEOĞLU
Kaybolan Bir Haslet: Diğerkâmlık
Ramazan ayının güzelliklerinden biri olsa ger...
Mahir ADIBEŞ
VİRÜS SALGINLARINDAN KORUNMANIN TEK YOLU TOPLUM BAĞIŞIKLIĞI
Virüs salgınları, kontrolü kaçırm...
Salim Zorba
MİLLİ VE DİNİ AİLE YAPITAŞIMIZIN İMHA BOMBASI İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
-İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin ...
Mustafa SEYMEN
YARADAN A YAKARIŞ
ILAHİ YA RABBİM,99 İSM-İ ŞERİFİN hürmetine,EF...
Mustafa ŞENTÜRK
Virüs Krizi ve Strateji'nin Önemi
  Stratejik çalışmalara daha fazla &o...
Ahmet Ramazanoğlu
Yemenli Ahmed Efendi
Yakın zaman önce yaşanmış olan şu hâdis...
M.Akif YAŞAR
KORONA GÜNLERİNDE ÇOCUK BAYRAMI
       Bugün 23 Nisan.Adı...
Yusuf AKTAŞ
ONLAR EVİN YOLUNU UNUTTU .... SEN EVDE KAL Kİ, ONLAR DA EVLERİNE ERKEN DÖNSÜNLER !
  Umarım #EvdeKalTürkiye günlerini...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
Korona virüsten evrimcilere tokat gibi cevap
  Allah insana bir çok duygular vermi...
Beytullah Ateş
Evde Kal / Ama Önce Tedbir
  Tüm Dünya'yı etkisi altına alan ...
Bilal Dursun YILMAZ
Korona’ya mektup
Korona, senin canibinden bana gelen son mektupsun ...
Mevlüt KALELİ
EMEKLİLERE MAAŞ, BANKA PROMOSYONU...
Emeklinin banka promosyonunun ikinci dönemi.....
ÖMER ÖZCAN
ATIF URAL; BEDİUZZAMAN HAZRETLERİNİN MUHLİS VE FEDAKAR TALEBELERİNDEN
1933 Kars doğumludur... 1952 yılında Ankara Hukuk ...
Soner SOM
HİÇ DEĞİLSE...
  Biri bitmeden bir diğeri.Sel felaketleri.....
Mevlüt KALELİ
KADİR ŞEKER...
  Bir kader kurbanı...Bu delikanlının başına...
İbrahim Balcıoğlu
Giresunlular Nerelerde Yaşıyor?
2019 yılı sonu itibariyle TUİK ülke nüfu...
İsmail ÖZMEMİŞ
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
KÜRT Diyarbakır Belediyesi Deprem Çadı...
Mehmet Kozoğlu
Dini Kaç kuruşa satalım
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmi...
Mümin ÇÖPÜR
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI: YALNIZLIK
Yalnızlık öylesine acı veren ve ürkü...
Eğitimci Mustafa ÖZDEMİR
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
1) Tanıtılan otomobiller için (daha ön...
Emine BİLGE
ÖYLE BİR ADALET OLMALI Kİ...
Ne garip bir hayat. Düşünüyorum da...
Özlem CİNİC
“ Yuh Artık”
Kadın şiddet biter mi? Vallahi hiç umudum y...
Handan YILDIRIM
Bana olağanüstü gelen şeyler ama Türkiye'de yaşayan insanımızın alışık olduğu ve gayet tabii gördüğü şeyler.
 Ben şunu bilir şunu söylerim:Bu memleke...
Muhammed Emin Tombak
Sayıların Arapçadaki Konumu ve Gizemi – 2
Önceki yazımda 1’den 10’a kadar o...
Hüseyin Yılmaz
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı
Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi deği...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Kahraman Sarı
Saygı Duymuyorum!
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Birsen Çetinkaya
SAĞA,SOL'ÇARPMADAN KADİM ,KADIN OLMAK
Kadının, kadın a yaptığıdır . Çoğunlukla Y&...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Fatma Bozkurt
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Resul Hamza Emin
Emin Kalem
SAMSUNGSayin Cumhurbaşkanı Samsung alın öneri...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
Çanakkale Savaşının ilk bayan şehidi hemşire Erika
Ragıp, Selanikli' ve Mustafa Kemal'le akrandı, 1881 doğumluydu, askeri tıbbiyeden mezun oldu, hekim yüzbaşıydı… Eğitim için Almanya'ya g&oum...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(25 Online) 0,92ms