Bugün - 17 Ocak 2021 Pazar
İstanbul 20°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Enerji Eğitim Teknoloji Diğer »
Yazar Detayları
Whatsapp'ta Paylaş

Bilal Dursun YILMAZ

Bilal Dursun YILMAZ - Hasan Ağabeye mektup/1

Hasan Ağabeye mektup/1
Yazı Tarihi: 20 Ağustos 2020 Perşembe

Uzun zamandır bu köşede yazmadığımı takip edenlerden mahdut birkaç kişi de olsa farkındadır. Evet, kimi sevdiğinden, kimi hasedinden, kimi de hasbelkader rast geldiği için bir şekilde beni takip edenler ne tür yazılar yazdığımı az çok biliyorlar. Böyle bir mecra var, yazmayı da seviyorum, o zaman yazayım dedim ve başladım. Hangi konularda yazayım diye düşünürken eğitim çok boyutlu, geniş bir alan oradan kendime bir yol bulayım deyip ilk yazılarımı bu minvalde yazdım. Bir süre sonra baktım ki ilmi ile amil olmayan bir nasihe (nasihatçi) dönüşmüşüm. Pek çok kişinin aşinası olduğu, çoğu klişe olmuş konularda kendimi tekrarlamaya başlayınca bir süre yazmayı bıraktım.  Bir süre sonra Essebeb-u kel fail (Sebep olan fiili işleyen gibidir) Bülent Ertekin ağabey arayıp da “nerede yazı?” sorunca bari yazı konseptimi değiştireyim de yine bir şeyler yazayım deyip, içtimai, siyasi hatta ne haddimeyse ekonomiye bile el atıp hiç olmayacağım yerden konulara girdim. Oysaki ülkemizde hayatını bu meselelere vermiş pek çok kalem erbabı varken amiyane tabirle  “kim takardı beni? Eh işte bazı takanlar vardı; kimi kafayı takıyordu,  kimi kalbinden seviyordu, kimi de yazdıklarımı az çok beğeniyordu. Bazıları da istihza-i bir gülümsemeyi oturttuğu suratında, dudağını hafif büküp yazıyla ilgili hangi kusurları bulacaktı onu hedefliyordu. Bazıları da olur ya lazım olur bir gün, bir fesatlık için kullanırım kabilinden yazdıklarımı takip ediyordu. Bir kısım insana da bir şekilde tevafuk edip ilgisini çektiklerim olmuştu tabi… Netice-i kelam: baktım ki akışkan cümlelerle maval okumak kabilinden yazmakla bu iş pek olmuyor, esaslı şeyler yazmak icap ediyor,  ben de o kudrette kendimi göremediğimden yazmalarıma bu sefer hayli uzun bir süre ara verdim.  Sonra Bülent ağabey ve bir kaç kişi yine bir vesile oldular yeni bir konsept daha oluşturarak tekrar yazmaya başladım. Yeni konseptim “mektup yazmak” şeklindeydi.  20’li yaşlardaki gençlerin belki de eline hiç almadıkları mektubu internet teknolojisiyle sunacaktım. Mektuplarımda umuma teşmil şeyleri hususi şahsa tarzında yazacaktım. Bu konsepti sevmiştim hem üstten bakan bir yanı yoktu, hem de yazmak için çok fazla konu çıkıyordu. Çünkü sosyal hayatta öyle şeyler görüyordum ki yakın /uzak akrabalarımda, kendi ailemde hakeza… Bu mektup tarzı samimi, içten, çok da yukarıdan bakmayan bir üslup içeriyordu. Lakin daha ilk mektubumda kardeşim bana darıldı. Çünkü mektubumun başlığı “kardeşime mektuptu” eğer bu satırlara kadar okuduysanız ve sizler benim çekirdek ailemden biri değilseniz zaten benim kaç kardeşim var, erkek mi, kız mı, nasıl birisi, ben bunu hangi kardeşime yazdım (zaten kardeşim adıyla umuma yazıyorum ama…) ve sair şeyler hakkında zaten bir malumatınız yok. Benim kardeşimin kim olduğunun sizler için bir önemi de yok. Lakin kardeşim zannetti ki hani o meşhur bir replik var ya “80 milyon bizi izliyor” sanki 80 milyonun daha işi gücü yok… Ben eminim ki pek çok yakın akrabam bile yazdıklarımı bir kez bile okumamıştır… Çekirdek ailede de zaten herkes herkesin durumunu biliyor. Kimseye yeni bir şey zaten söylemiyorum. Buna rağmen ilk mektuba kardeşim bile gönül koydu. Artık dayıma, teyzeme, amcama, yeğenime, kuzenime mektup nasıl yazayım oysaki geneli ilgilendiren ne ibretlik, ne mektuba girecek hadiseler görüyordum onlarda… Velhasıl yazabileceğim aslında pek çok konuyu içeren içten ve çok samimi mektuplarım vardı… Fakat hani ortaya söyleneni kimse üstüne almaz ya o hesap sanki eleştirdiğimiz toplumu oluşturanlar bizler değilmişiz gibi… basında malum bir kavram vardır “hedef göstermek” mektuplarda böyle algılanınca mektup yazmayı da bıraktım. Ama içimde yanan gazetecilik aşkı da dürtüyor “yaz bir şeyler” diye… Ben de her gün her mecrada görünen kişileri değil ama bence önemli gördüğüm ihtisas ehli insanlarla röportajlar yapmaya başladım. Yani mektup yazmayı bırakmıştım ki bugün Hasan ağabeyle tanıştık. Adamın soyadını bile bilmiyorum hatta hakkında hiçbir bilgim yok. Gerçi Google’ye girsem muhtemelen şeceresine de ulaşırım ama bunu yapmayacağım hasbi olsun… Bugün (siz yazıyı okurken bugün, dün olacak:)  Tokat’ın önemli kültürel ve tarihi mekânlarından birinde bir misafirimle birlikte çay içtik.  Sonra da ona Anadolu’daki ilk caminin Tokat’ta olduğunu söyledim. Kendisi de tarihçi olan dostum bu sözüme pek itibar etmedi. Bana öyle geldi. Gerçi ben de bildiğimden değil duyduğumdan söyledim. Ama yalan yok bu ilk camiyi merak da ediyordum. Muazzam bir şey, ilk cami… Bin yıldan daha eski… Dostum da uzun bir yolculuktan gelmiş, yorgun, bitap bir halde baktım onun gezesi yok. Tarihçi ya ilk caminin Tokat’ta olması belki biraz ilgisini çeker de o vesile ile muhteşem kültür mirası yerleri gezeriz umuduyla… Bu arada çay içtiğimiz mekân şehrin en bilinen tarihi mekânı, adını zikretmiyorum çünkü birazdan mekân işletmecisine bir eleştiri yapacağım dolayısıyla mekândan hareketle şahsı ifşa olmasın, misafirperverliğine zeval gelmesin. O ünlü tarihi yapıyı restoran olarak işleten hanımefendiye “burada Anadolu’nun ilk camisi varmış neresi biliyor musunuz” diye sorduk o da hemen gösteriverdi.  Hemen yanı başımızdaymış “çaydan sonra gezeriz” dedik ve mekândan çıktık direk gösterilen yere gittik kitabeye bakıyoruz, mekâna bakıyoruz evet, gösterilen yer de çok ilginç bir cami, onun da ayrı ve önemli bir öyküsü var ama aradığımız ilk caminin burası olması mümkün değildi. Bu arada sokak boyunca yer alan tarihi ahşap yapılar içimi eritiyor; o eski ama hayat dolu yapılara bakmaya doyamıyorum, taş da ve ahşap ta hayat var çünkü fıtri yani yanlış bir ifade ama öyle diyorlar doğal… O tarihi sokak da yürürken bir yandan da ilk camiyi merak ediyordum. Birine sorsak da gitsek diye düşünürken karşımızdan bir adam çıka geldi. Ona bir Anadolu köylüsü gibi aklaşıp “ağabey bir şey soracağım Anadolu’da ilk cami buradaymış biliyor musunuz nerede?” diye sordum. Adam; yumuşak, naif, duru, dolu bir bilgi ile camiye ait bütün akademik yazınları, caminin mimari özelliklerini, tarihini, kültürünü karşısındakini hayran bırakan bir üslupla, abartmıyorum iki dakikada anlattı. Ağzımız açık adamı dinledik. Ağabey sen ne iş yaparsın, adın nedir, kimsin, neysin diye sormayı ben değil ama arkadaşım akıl etti de sorduk. “Adım Hasan, akşam buradaysanız Yüksek Kahve’ye gelin de orada konuşalım” dedi.  Misafirim akşama kalmayacaktı… Yüksek Kahve neresi orayı da bilmiyorduk. Neyse tarif etti. Sonra bize “kent müzesini gezdiniz mi?” diye sordu. Biz tabi pek utandığımız da söylenemez ya “yok, gezmedik dedik”  bizi aldı “hadi oraya gidelim dedi” yakın bir yermiş zaten giderken de sorumuza cevap verdi “ben bakkal Hasan’ım, Tokat’ın eski bir eşrafı, esnafı… Şimdi de buralarla ilgileniyorum”  diyerek tarihi alanda yapılan çevre düzenlemelerini gösterdi.  Buralar diye gösterdiği yerler Tokat’ın en önemli kültür ve tarih merkezi olan Sulu Sokak civarıydı, detaya girmedim restorasyonlara ilgili alanın tamamıyla mı yoksa bir kısmıyla mı ilgileniyordu. Lakin Allah ömür ve izin verirse Hasan ağabeyle restorasyon işinin nasıl yapıldığıyla ilgili de ayrıca bir söyleşi yapmayı arzu ediyorum.  Hasan ağabey çıktığımız mekân ile Kent Müzesi arasındaki kısa sayılabilecek mesafe boyunca her gördüğüne selam verdi. İçten, samimi… Her işçiye hal hatır sordu alakadarane. Onu gören her işçi ona çok candan yaklaşıyordu. Sokaklarda restorasyon çalışmaları olduğundan her taraf inşaat alanıydı, toz toprak… Hasan ağabey bizimle yürürken bir yandan da yerdeki çöpleri, kâğıtları topluyordu, kendime çok kızdım ve kendimden utandım. Oysaki en basit şeydir eleştirmek. Ben de ormanlarda, piknik alanlarında, sokaklarda çöpleri görünce atanlara çok kızıyor, onları tahkir derecesinde eleştiriyorum. Ama Hasan ağabey bu safhayı artık çoktaaan geçmiş o, düşünmeden bir işin ucundan tutuyor, “bir benim yaptığımla ne düzelecek ki?” demiyor… Neyse müzeye vardık Hasan ağabey yanımıza bir mihman verdi. Adı Yavuz, o arkadaş da sanki Hasan ağabeyden el almış gibi, hızlı, akışkan bir şekilde hem gösteriyor hem anlatıyordu. Biz, hasbelkader duyduğumuz Anadolu’da inşa edilen ilk camii ararken daha ne ilkler varmış ağzımız açık şekilde Yavuz’dan dinledik, gösterdiklerini görmeye çalıştık. Meğerse Tokat; üzüm yaprağı, zile pekmezi, Tokat Kebabı ve çemeninden ibaret değilmiş. Ne hikmetse bildiğimiz her şey işkembeye hizmetmiş… Müzede gördüğümüz tarihi eserlerin pek çoğu Hasan ağabeyin bizzat bağışıymış diğerlerini de Hasan ağabey tamamen kişisel özverisiyle toplamış, var etmiş. Müze Tokat’ta açılalı bir yıl olmuş ama pek çok kent müzesinden pek ileri seviyede. Hatta bu alanda ödül bile almış… Müze turumuz bitince Yavuz bizi Hasan ağabeyin yanına getirdi. Hasan ağabey bize Tokat tarihini anlatan birer kitap hediye etti. O arada da bir su içme zamanı içinde öyle şeylerden bahsetti ki her biri bir röportaj konusu şeylerdi.  Bizim üniversitelerimizde burnundan kıl aldırmayan, kampüs içinde hele de iyi bir akademik unvan elde etmişse havasından yanından geçilmeyen hocalar Hasan ağabeyin eline su dökemez de istisnalar hariç… Velhasıl Hasan ağabeyden ayrılırken bize “bir arkadaş gurubumuz var onlarla hafta bir gün bir araya geliyoruz siyaset harici entelektüel sohbetler ediyoruz Salı günleri oluyor gelir misiniz?” diye sordu ben daha bugünden kapı dibinde oturup o sohbeti dinlemek için Salı gününü dört gözle bekliyorum… İyi ki varsın Hasan ağabey, iyi ki varsın Yavuz.  Allah sizin gibilerin sayını çoğaltsın…

Tabii ki bu yazı burada bitmedi, yarım kaldı. Asıl bundan sonra Hasan ağabeyle güzel şeyler yaparız umuduyla. Olurda atlete düşeriz, ya da başka maniler olur bir şeyler yapmasak da ona bir ikinci, üçüncü mektubu yazmaya bugünden niyet ettim. Hasan ağabeyin kim olduğu, ne iş yaptığı Google’a sormadan öğrenmek için Salıyı bekleyeceğim. 

Bu arada sizin ilginizi çekmedi mi Türkler Anadolu’ya geldiğinde ilk camiyi Tokat’ta inşa etmiş olmaları. Adı da Garipler Cami. Biz onu ararken o bize Hasan ağabeyi buldurdu. Biz Garipler Camiyi yine göremedik lakin onu da Salı günü göreceğiz inşallah…

 
İletişim E-Posta: salimturka@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 282


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Hasan Ağabeye mektup/1
Hasan Ağabeye mektup/1
Korona’ya mektup
Nikâh şahidim Altaylı’ya* mektup
Selçuk Bayraktar’a Mektup…
Kızıma mektuplar/1
Öğrencilerime, genç kardeşlerime mektuplar/1*
Kardeşime mektuplar/1
Meşveret, Cemaat, İttihat, İslam
NASİHAT-İ NASİHAT …
Ömer, Kadın, Cinayet…
Kürt katliamı mı?
GÖNÜLLÜ KÖLEYİM!
BİZİ KİM KURTARABİLİR? 2/2
BİZİ KİM KURTARABİLİR?
Duygular Anlatılabilir mi?
KÜÇÜK AMA İŞLEVİ BÜYÜK
Ak Parti, gençler ve gelecek…
MÜZMİNLİĞİN KIRILIŞI
SUSKUNLUK SARMALINI KIRAN ADAM …
SİYEZ BULGURU VE DEĞİŞEN STATÜ GÖSTERGELERİ
Diğer Yazarlar

Girişimcileri ve İş Hayatını Bekleyen Dijital Tehlike!
Prof Dr Güner Sönmez’den En çok sorulan sorulara kısa cevaplar;
Adım Adım İslami Finansa Doğru (BİST&KATAR Olayı)
TÜRKİYE EKONOMİSİ ALTERNATİF STRATEJILERİ
Barış isterim ben!
WATSABI SİLİYORMUYUZ?
Yeşilin ormanına, yatayına, dikeyine, her türlüsüne karşı bunlar
KOKOŞ TEYZE
KORONA VİRÜS SALGINI DÖNEMİNDE İŞTEN ÇIKARMA YASAKLARI
Teşekkür Etmenin Bilinmeyen Faydaları
Yazarlar
İlknur ESKİOĞLU
KOKOŞ TEYZE
Yıl 2000… Üniversite kantininde, yuvar...
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir?
Daha ne denir, bilmiyorum. Gökkubbe altında s...
MİSAFİR KALEM
HAYAT ORMANI
     Ömür dediğimiz zaman...
Nejla YAPICI
ilerideki dağın tepesinden “Ahh”diye bir ses duyuyor
Küçük kız babası ile ormanda y&uu...
Dr. Vehbi KARA
Gerçek Savaş Gazisi Bediüzzaman Said Nursi
Türkiye tarihi çarpıtılarak sahte kahr...
Murat FİDAN
BEN SİZİN KARŞINIZA ENE İLE ÇIKMADIM. HER BİRİNİZ BİR BELDE DE BİR KUTUP GİBİSİNİZ
Recep Unaz ağabey anlatıyor: Üstad Bediü...
Aydın BENLİ
''CEFÂKAR ÖĞRETMENLER''
 Pandemi süreci her sektörü ol...
Salih Arıkan,
“Benim Durağa Geldik mi?
“7-14 Ocak Görme engelliler haftası ned...
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
İSLAM BİLİM ADAMLARI EL-NEFİS
 İbn-i Nefis’,in “El-Mûciz&...
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Nursi ve “Müstağni Siyaset”
“Bediüzzaman’ın İstanbul’da...
Engin AKYOL
DÜNYA MÜHENDİSLER GÜNÜ
Toprağın geleceğini sürdüren ve toprağı ...
BEDRİYE ÇAMBEL
WATSABI SİLİYORMUYUZ?
Türkiye'de çok fazla kullanılan ve yoğ...
Hasan TÜRKYILMAZ
EN KIYMETLİ İLİM HADDİNİ BİLMEKTİR:(Şah-ı Nakşibendi)
“Benim ümmetimin dilleri sussa dahi hal...
Abdulkadir Menek
BEYİTLER (34)
İMAN VE HUZUR İman, şeksiz şüphesiz, huzur k...
Mücahit Güler
Dinamik Popülizm Ve Statik STK’lar 1
              &...
Bülent Ertekin
SAHİP ÇIKILMADIĞI İÇİN MEZARLARI DAHİ OLMAYAN DEDELERİMİZ.
O'nun için neler söylendi, neler yazıl...
Ergun DUR
“Eğitim Her Engeli Aşar”
Türkiye Beyazay Derneği 1988 Yılında bir guru...
Ravza ZEYBEK
UYGULAMALARA KURBAN OLUYORUZ
    Teknolojiye  köle oluşumuz...
EYÜPHAN KAYA
Fikri Sağlar Sağduyusunu Kaybetmiş.
Kemalizm’den beslenen CHP’nin beyin ta...
Mehmet ÇETİNBAŞ
Girişimcileri ve İş Hayatını Bekleyen Dijital Tehlike!
Dijitalleşme iş dünyasını derinden etkileyen ...
Ekonomist Muhammet EMİN
Adım Adım İslami Finansa Doğru (BİST&KATAR Olayı)
       Borsa İstanbul’un...
Zehra Kınalı
BUNCA HAİNİ, DİNSİZ, İMANSIZ BATAN HAİNİNİ BİR ARADA BARINDIRAN BİR ÜLKE DAHA YOK.
Nasıl ki meslek hayatımız için veya ül...
Mahir Adıbeş
AŞIDAN BAŞKA ÇÖZÜM GÖRÜLMÜYOR
Bir canlının hasta olmamasını istiyorsanız onu has...
Dr. Levent Bilgi
Dünyada kazandığın para yüzünden azap çekme !
Dindar olalım olmayalım, bir yaratıcıya inanalım v...
Rukiye Aydın
SUSMAK NİMETTİR. KALBİN GÜZELLEŞMESİNE VESİLEDİR.
Kalbinizin mutmâin olmadığı insanlara yaklaş...
Salim Zorba
Alternatif tıp ın solunum hastalıklarına tavsiyeleri
Karahindibağ kökleri ve yesil kisimlari pisir...
Hasan Basri Çabukol
"İstediğiniz zaman gelebilir ve adınıza ayrılmış odada kalabilirsiniz"
Ünlü Aktör Arnold Schwarzenegger, s...
Şener Mengene
ATEŞLE OYUN
İranli nükleer fizikçi Muhsin fahrizad...
Bahriye KARATAY
Prof Dr Güner Sönmez’den En çok sorulan sorulara kısa cevaplar;
* Covid oldum, bana Favipiravir verildi, kullana...
Ahmet BEREKET
KAMU OYUNA SAYGILARIMIZLA...
Katranı kaynatsan olur mu şeker, Cinsine tük&...
Handan YILDIRIM
YAKARIŞ
Ey ALLAH'IM......!Bugün sana dua edenler i&cc...
İbrahim Tunç
TÜRKİYE EKONOMİSİ ALTERNATİF STRATEJILERİ
Ekonomist ve Dış Ticaret Uzmanı İbrahim Tunç...
Murat Gülşan
DEPREM (İYİ-KÖTÜ-ÇİRKİN)
Malum hepimizi üzen İzmir depremi, yaşananlar...
Halil Köprücüoğlu
DEPREMLERE İNCE HİKMETLİ BİR BAKIŞ
Rabbim Manisa’mızı ve İzmir’imizi &cce...
Yılmaz Hüsrev
Barış isterim ben!
Barış isterim ben! Kardeşlik isterim. Ülkem...
Nesibe TÜKEL
KÖTÜLÜKLERİ UNUT, İYİLİKLERİ HEP HATIRLA.
Bir yanda kötü ve kötülük...
Halil YOLDAŞ
MERCEK
Her taraf toz duman, kimin eli kimin cebinde, kimi...
Erol Aydın
SAÇLARINIZ ANILARDA KALMASIN!
İnsanoğlunun geçmişten günümü...
Resul Hamza Emin
Örnek Mahalle Ormanseven ( Seveho)
  Sürmene in en çalışkan k&oum...
Kenan DURALİOĞLU
Teşekkür Etmenin Bilinmeyen Faydaları
1- Teşekkür etmek yeni ilişkilere kapı aralar...
Mustafa SEYMEN
ÖLECEĞİN GÜN İÇİN TELAŞLANMA!
Onca değer verdiğin bedeninin başına neler gelecek...
Gülsen KILINÇER
Yeşilin ormanına, yatayına, dikeyine, her türlüsüne karşı bunlar
Hatay ya da İstanbul, farketmiyor. Bir kitle, yeşi...
İmren DERELİ
SULTAN OLUR
Hakk yoluna tâlib olan Sözü ö...
Gülsen KILINÇER
“Bir İstanbul Balonu” mu?
Ekrem İmamoğlu, başlıktaki hükme muhatap olma...
Ülkü Sürmen Saritaş
Bizim kumaşın kalitesi düşük
Kahrolsun Amerika derken kastettiğimiz bu muydu?.....
Kemal YÜCEL
KORONA VİRÜS SALGINI DÖNEMİNDE İŞTEN ÇIKARMA YASAKLARI
KORONA VİRÜS SALGINI  DÖNEMİNDE&nbs...
Mehmet Emin KOÇ
MA’ŞERİ VİCDAN KÖRELMESİ…
İbn Haldun'un Mukaddime'sini ilk okuduğum yıllar, ...
Harun PUNAR
SÖZÜNÜZ YERE DÜŞMEDEN İYİ DÜŞÜNÜN
Evet SÖZ.... Ya Rahmetten bir damla,Ya da At...
Emine İPEK
HÜZÜN AYI, EYLÜL...
İşte geldik, sarı yapraklı Eylül ayına. Eyl&u...
Osman KÖSE
30 AĞUSTOS ZAFERİNİN HİKAYESİ
30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 98. yıldönü...
Mahmu ERDEM
Bugün 26 Ağustos...
Gece sabaha kavuştuğunda, ayaza kesti Afyon ovası....
Mümin ÇÖPÜR
AİLE VE ÇOCUK EĞİTİMİ
Dijital dünyada gözlerini hayata a&ccedi...
Bilal Dursun YILMAZ
Hasan Ağabeye mektup/1
Uzun zamandır bu köşede yazmadığımı takip ede...
Kahraman Sarı
İlçe Belediye Başkanlarına Çağrı
İşim gereği  çok gezmem. İşe gidip gel...
İsmail Dinçer
HUZUR
Huzur, nedir huzur? Nasıl hissedilir? Gel kardeş...
Prof Dr Şener DİLEK
AYASOFYA HAKKINDA....
1. Ayasofya’nın açılışı manevi bir Mi...
Fatma Bozkurt
BAĞIMLILIKTAN NASIL KURTULUNUR..?
Bir gün adamın biri zamanının Sufi üstad...
Mustafa ÇEBİ
Bir dolara Papazların Efsunlanmış Müritler
Bundan 4 Yıl Önce Kendilerini 1 Dolara Dü...
Selda ÖNER
ISTANBUL'DA SEMT ISIMLERI NEREDEN GELIR ?
Şişli- Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler ...
Ergün Karabıyık
HERKES ÜNİVERSİTE OKUMAK ZORUNDA MIDIR?
  Her YKS sınavı sonrası bu konudaki dü...
Birsen Çetinkaya
Büyük Kadınlar
Küçük kadınların büyük ...
Tolga TURAN
MASKIN USTASI ÖZGÜR MASKELER
  Yıllar artık uzayan yollardan bir farkı ol...
Ali KARACA
LİDER VE LİDERLİK..
"Bir milletin Lideri onlara hizmet eden onları y&o...
Dr. İsmail DİNÇER
NEDİR LEYLET'ÜL KADR
Nedir leylet'ül kadr?  Neyi sunar, neyi...
Aydan KURT
BAZENDE VEDA ETMEK GEREKİR...
Doğduğumuz andan itibaren başlar bu süre&cced...
Mahir ADIBEŞ
VİRÜS SALGINLARINDAN KORUNMANIN TEK YOLU TOPLUM BAĞIŞIKLIĞI
Virüs salgınları, kontrolü kaçırm...
Mustafa ŞENTÜRK
Virüs Krizi ve Strateji'nin Önemi
  Stratejik çalışmalara daha fazla &o...
Ahmet Ramazanoğlu
Yemenli Ahmed Efendi
Yakın zaman önce yaşanmış olan şu hâdis...
M.Akif YAŞAR
KORONA GÜNLERİNDE ÇOCUK BAYRAMI
       Bugün 23 Nisan.Adı...
Yusuf AKTAŞ
ONLAR EVİN YOLUNU UNUTTU .... SEN EVDE KAL Kİ, ONLAR DA EVLERİNE ERKEN DÖNSÜNLER !
  Umarım #EvdeKalTürkiye günlerini...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
Korona virüsten evrimcilere tokat gibi cevap
  Allah insana bir çok duygular vermi...
Beytullah Ateş
Evde Kal / Ama Önce Tedbir
  Tüm Dünya'yı etkisi altına alan ...
Mevlüt KALELİ
EMEKLİLERE MAAŞ, BANKA PROMOSYONU...
Emeklinin banka promosyonunun ikinci dönemi.....
ÖMER ÖZCAN
ATIF URAL; BEDİUZZAMAN HAZRETLERİNİN MUHLİS VE FEDAKAR TALEBELERİNDEN
1933 Kars doğumludur... 1952 yılında Ankara Hukuk ...
Soner SOM
HİÇ DEĞİLSE...
  Biri bitmeden bir diğeri.Sel felaketleri.....
Mevlüt KALELİ
KADİR ŞEKER...
  Bir kader kurbanı...Bu delikanlının başına...
İbrahim Balcıoğlu
Giresunlular Nerelerde Yaşıyor?
2019 yılı sonu itibariyle TUİK ülke nüfu...
İsmail ÖZMEMİŞ
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
KÜRT Diyarbakır Belediyesi Deprem Çadı...
Mehmet Kozoğlu
Dini Kaç kuruşa satalım
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmi...
Eğitimci Mustafa ÖZDEMİR
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
1) Tanıtılan otomobiller için (daha ön...
Emine BİLGE
ÖYLE BİR ADALET OLMALI Kİ...
Ne garip bir hayat. Düşünüyorum da...
Özlem CİNİC
“ Yuh Artık”
Kadın şiddet biter mi? Vallahi hiç umudum y...
Muhammed Emin Tombak
Sayıların Arapçadaki Konumu ve Gizemi – 2
Önceki yazımda 1’den 10’a kadar o...
Hüseyin Yılmaz
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı
Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi deği...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Tarihte Bugün
1875 - İstanbul'un Galata Tüneli'nin açılışı
1942 - Ankara'da ekmek vesikaya bağlandı
1991 - (Irak) Körfez Savaşı başladı
1993 -  ABD, Irak Nükleer Tesislerine 45 Cruise Füzesi Atması.
1991 -  Körfez Savaşı'nın Başlangıcı.
1942 -  Ankara'da Ekmek Vesikaya Bağlandı.
1994 -  Risk Değerlendirme Kuruluşlarının Kredi Notunu Düşürmesiyle, Serbest Piyasada 9 Bin Lira Olan 1 ABD Doları Hızla Yükselişe Geçerek 17 Bin Lira'nın Üzerine Çıktı.
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(113 Online) 2,69ms