Bugün - 15 Eylül 2019 Pazar
İstanbul 30°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Yazar Detayları
Whatsapp'ta Paylaş

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu - ZELZELE

ZELZELE
Yazı Tarihi: 18 Ağustos 2019 Pazar

17 Ağustos Sakarya Depremi Münasebetiyle

İsparta’da Süleyman Demirel Üniversitesi’nde görev yaptığım zaman 01.10.1996 tarihinde Dinar depremi olmuştu. Bir ikindi vakti, oğlum Mehmet Halit ile Isparta’da evimizin karşısındaki Yedişehitler Camiinde ikindi namazı kılıyorduk. O esnada sallanmaya başladı. Cemaatin bir kısmı dışarı kaçtı. Ben yerimde duruyordum ancak Mehmet Halit heyecanlanmaya başladı. Sağa sola koşturuyordu, yanıma çağırdım, tuttum elinden, dedim ki sakin ol beraber çıkarız. Şu anda kaçmanın bir faydası yok, her şey, Allah’ın elindedir. Biraz sonra artık sabır sınırını zorlamaya başlıdı. Ondan sonra Mehmet Halit’in elinden tutum, caminin kapısına doğru gelddik. Bir de ne görelim caminin minaresi bir sağa 45° yatıyor bir sola 45° yatıyor. Anlaşılıyor ki şiddetli bir şekilde sarsılıyoruz, ikaz ediyoruz. Elhamdulillah Rabbim nasip etti merdivenlerden aşağı indik, kendimizi boşlukta bulduk. Sarsıntı azaldı, çok şükür o zaman camide de Isparta’da da herhangi bir hasar veya can kaybı olmadı ama Hayırlar Vakfı Camiinin minaresi yıkılmıştı.
Dinar ve çevresinde bütün binalar yerle bir olmuştu.
O zaman Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden bir profesor bu depremden sonra üniversitemize bir konferans verdi. O zaman şunu söyledi, bu deprem seçici bir depremdir.
Bakınız nasıl seçici bir deprem anlatayım: bir parselin içerisine dört blok oturtturulmuş. Zemin etüdü dört blok için aynı yapılmış, temel aynı çimento ve demirle, aynı malzemeden yapılmış. Hepsine aynı proje uygulanmış, ama aynı parselin iki blok zelzele tarafından yıkılmış.
Evet kullanılan metot ve malzeme aynı fakat ne var ki dört bloktan çapraz iki tanesi yıkılıyor, iki tanesi ayakta.
İşte onun için bu deprem seçici bir depremdir diye anlatınca, ister istemez sağdan salondan sorular gelmeye başladı.
Hocam nasıl bir seçici deprem?
Bütün şartları aynı iken dört bloktan çapraz iki blok neden yıkılıyor da diğerleri yakılmıyor?
Böylece yıkılan blok meskunları cezalandırılmış mı oluyor sebebi nedir?
Anlatmış olduğunuz seçici deprem ifadesi bundan sonra literatüre girecek mi, çünki yeni bir tabirle karşı karşıyayız. Bunu anlamlandırmak, ya da konudan ders çıkartmak gerekiyor mu?
Depremin meydana geliş sebepleri; tektonik hareketler, payların kırması, volkanik olaylar vb. şeklinde anlatıyorsunuz. Bu sebeplerden hangisi bu parseldeki iki bloku, hangi hesapla ve gerekçe ile seçti?
Onu anlatmamızın imkanı yoktur diye cevap veriyor bilim adamı. Biz sadece maddi sebep arıyoruz ve ancak böyle isimlendiriyoruz.
Ben üniversite öğrencisiyken başımdan geçen bir olayı hatırladım.
Genel Jeoloji dersini veren bir hocamız dersinde depremin meydana geliş sebeplerini anlatıyor ve yukarda bahsedilen maddeleri sıralıyordu.
Ben de ister istemez sordum, hocam bu maddi sebepler mi zelzeleyi yapıyor?
Hocamızın hemen cevabı hazırdı verdi.
Hocalar, müftüler diyor ki açık saçıldık çoğalmış da ondan deprem oluyormuş. Bunlar safsata diye cevap verdi.
Biz de dedik ki hocam müsade eder misiniz? Size depremin maddi sebeplerinden başka sebepleri de var mı?
Konuyu biz anlattıktan sonra hem siz, hem de arkadaşlar değerlendirsin kabul edip etmemekte serbestsiniz.
Sağ olsun hocamız centilmenlik gösterdi ve kabul etti. Biz ilgili metni hazırlayıp kendisine verdik. Bir ay kadar kendinde kaldı. Bir gün sınıfta, size bir şey okuyacağım dedi.
Arkadaşlarınız depremin meydana gelişi ile ilgili bir metin hazırlamışlar. Şimdi bakalım nedir? Okumaya başladı, metinde başlangıçta Allah’ın azameti, tasarrufu, her şeyin idaresi ve hükmü onun elinde olduğu, delilleriyle ortaya koyuluyordu.
Sonuçta tabi ki bu anlatım, biraz uzun cümle ile devam ettiği için hocamız tarafından “yarım sayfa, bir cümle” diye tenkide uğradı.
Bu esnada sınıftan dinleyen öğrenci arkadaşlar;
Hocam o yazarın üslubudur. Siz ona takılmayın, manaya gelin, lütfen biz dinliyoruz, dediler. Hocamız da sonuna kadar okumak zorunda kaldı.
Okuduğu metinde diyordu ki; kurulu bir tüfeğin kendi kendine ateş edip karşısındaki adamın vurulmasını eğer trafiğe verirseniz, bu adama zulm etmiş olursunuz. Oysa kurulu tüfek sebeptir. Tetiği çeken adamı hesaba çekerseniz haksızlık ortadan kalkar. Bu takdirde öldürülenin hakkını aramış olursunuz. İşte aynen öyle de sizin saymış olduğunuz maddi sebepler kurulu tetik hükmündedir. Onu harekete getiren, fayları kıran, tektonik hareketlere vesile olan, yeraltı volkanlarını patlatan nedir? Bunu dikkate almaz, yaratıcıyı nazara vermezseniz, o zaman bu kadar ölenlerin hakkı, hukuku ne olacak. İşte oradan bir cümlede şöyle diyordu:
“Fakat Kadîr-i Mutlak hikmetinin muktezasıyla (gereği) zahir esbabı tasarrufatına perde ediyor. Zelzeleyi irade ettiği vakit, bazan da bir madeni harekete emredip, ateşlendiriyor. Haydi madenî inkılabat (değişiklikler) dahi olsa, yine emir ve hikmet-i İlahî ile olur; başka olamaz.
Meselâ: Bir adam bir tüfek ile birisini vurdu. Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr-ı nazar edip (dikkatini oraya toplayıp), bîçare maktûlün (öldürülenin) büsbütün hukukunu zayi' etmek; ne derece belâhet (ahmaklık) ve divaneliktir. Aynen öyle de: Kadîr-i Zülcelal'in müsahhar (emir dinler) bir memuru, belki bir gemisi, bir tayyaresi olan küre-i arzın içinde bulunan ve hikmet ve irade ile iddihar edilen (depolanan) bir bombayı, ehl-i gaflet (düşüncesiz) ve tuğyanı (inkar içinde olanları) uyandırmak için "ateşlendir" diye olan emr-i Rabbanîyi unutmak ve tabiata sapmak, hamakatın (ahmaklığın) en eşneidir (çirkinidir).”(Sözler/174)
O zaman hocamız; “durun, durun yanlış anladınız. Yerin derinliklerine indikçe, mineralleri ve kristalleri inceledikçe yaratıcıyı daha çok sedeceksiniz” demişti.
"Şu sure kat'iyen ifade ediyor ki: Küre-i arz, hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. "(Zilzal Suresi 1-5)
Şimdi bu kadar anlattıktan sonra 17 Ağutos 2009 Sakarya depremi de ibretlerle doludur. Bir defa bu deprem dere ve deniz yataklarını, yer kazanmak düşüncesi ile değişikliğe uğratmanın bedelinin çok ağır olduğunu dünyaya ilan etti.
Sakarya depreminde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde bir öğrencim, babasının üç çorap fabrikası varmış. Deprem olduğu günün sabahı, fabrikalarının tamamı yerle bir olmuş. Zengin adam çorap kuyruğuna girmiş. Bunu bu genç anlatmıştı.
Sakarya depreminde bir diğer koz öğrencim de anneannesiyle beraber kalıyorlar. Öğrencim depremi şöyle anlatmıştı.
Deprem 3,5 dakika sürüyor ve oldukça da uzun bir süre devam etmişti. Aklımda kaldığı kadarı ile bana dediki hocam o 3,5 dakika inanırmısınız bize 35 sene veya daha uzun geldi. Yaşayarak geçirdiğim ömürden daha uzun geldi. Dakikalar değil saniyeler ilerlemiyor ve geçmiyordu. Korku içerisindesiniz, hareket edemiyorsunuz, dışarı çıkabiliyorsunuz ve içeri girilemiyor. Artık işte böyle bir durumda ben ölümü çok istedim, ama o da gelmedi.
Size sorarım kainatın yaratıcısı ve bizim de yaratıcımız Cenab-ı Allah, merhametiyle, adaleti ile, rahmetiyle, rahimiyetiyle muamele etmese, halimiz ne olurdu. Hayattan lezzet alabilir miydik?
Her gün zelzele olmasına biz ve teknolojimiz mi mani oluyor? Bizi top güllesinden bile 70 kere hızlı giden bu dünyamızda, rahatsız etmeden, el bebek, gül bebek besleyen kimdir?
Yapmış olduğu isyan ve yaramazlıklar karşısında kainat isyan etse de bizi üzerinden atmak istese ne yapabiliriz? Sahi bizim halimiz nice olur?
Sakarya depremi yöresel bir deprem, ancak dünyamızda mevcut olan sistemlerle, yani dağlarıyla, ırmaklarıyla, nehirleriyle, ağaçlarıyla, hayvanlarıyla, bitkileriyle elbetteki alakası vardır.
Peki bunu ne için söylüyorum, bunu şunun için söylüyorum; yani dünyanın bir tarafı sarsılacağı zaman, dünyanın diğer taraflarıyla alakalı ve ilgilidir. Nasıl ki; insanın bir uzvu hasta olsa, hemen anında diğer uzuvları da onunla meşgul oluyorlar ve hasta oluyorlar. Aynen öylede, işte bana göre dünyanın bir bölgesinde meydana gelen depremden, bütün kaynatın haberi var. Titremesinden sistemlerin, gezegenlerin haberi var. O halde insan Allah CC sana bu kadar çok önem veriyor ki; bütün kainatı seninle alakadar ediyor ve senin hizmetine sünüyor.
O halde Halık-ı Zülcelal’i düşün de ölüm uyandırmadan önce uyan. Gafletten at, kulluk ve şükür ibadetini yap!

Prof. Dr. Cahit kurbanoğlu.

 
İletişim E-Posta: salimturka@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 39


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz

Mustafa Çıkrık ()
Allah razı olsun hocam. Konuyu çok güzel ele almışsınız. Rabbim Risalelerdeki bu hakîkatleri okumayı diyanetteki hocalarımızın hepsine nasîb eylesin inşâallah. Ta ki hakîkatleri insanlara onların akıl ve kalplerini mutmain edecek şekilde dile getirsinler.
Gönderilen Tarih - 19 Ağustos 2019 Pazartesi (16:34)  

Diğer Yazıları

NİMETE SAYGI GÖSTERİLMEZSE ELİMİZDEN GİDER 1
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 25
OKUNMASIN DİYE YAZILIYOR, DUYULMASIN DİYE HAYKIRILIYOR
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 24
ZELZELE
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 23
ENEMİZİ KURBAN EDEBİLDİK Mi?
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 22
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 21
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle)
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 18
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle)
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle)
15 Temmuz 2016 gecesi ve 16 Temmuz 2016 sabahı
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle)
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 13
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 12
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 11
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM10
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 5
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 1
Müslümanın Kazancında Harama Yer Olamaz
RAMAZAN ’I ŞERİF ALLAH’IN İNSANLARA HEDİYESİ VE İKRAMI
BİLİM ADAMI SORUMLULUĞU 5 (*Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı.)
BİLİM ADAMI SORUMLULUĞU (4) (Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı.)
BİLİM ADAMI SORUMLULUĞU 3 (Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı.)
BİLİM ADAMI SORUMLULUĞU 2 (Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı.)
BİLİM ADAMI SORUMLULUĞU 1 (Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı.)
FÂTİNܒL-ASR BEDİÜZZAMAN
EN ÇOK YAPTIĞIMIZ ŞEY “EN KOLAY İŞLEDİĞİMİZ ” 2
EN ÇOK YAPTIĞIMIZ ŞEY “EN KOLAY İŞLEDİĞİMİZ ” 1
BAKIŞ AÇISI 4
BAKIŞ AÇISI 3
Diğer Yazarlar

DOKUZ EYLÜLÜN BANA HATIRLATTIKLARI İZMİRİN KURTULUŞU
YAPAN DA BELLI, YAPTIRAN DA
BEDİÜZZAMAN, HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİNİN YAZISINI RİSALE-İ NUR' A DAHİL ETTİ.
MIY MIY MIY?
Üslubum ve mesai arkadaşım bir yazar
Toplum ve Devletler Kadınların gücü ile yükselir.
MODERN BİR SİHİRBAZLIK: “FİLM”
Sevgini Kurban Et Ömrün Bayram Olsun
Lâmı-cimi yok
GÖNÜLLÜ KÖLEYİM!
Yazarlar
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
NİMETE SAYGI GÖSTERİLMEZSE ELİMİZDEN GİDER 1
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü...
Dr. Levent Bilgi
HASAN CEMAL’E AHMET ALTAN MEKTUBU
Sevgili Hasan  Dün Ahmet Altan’a ...
Bülent Ertekin
NASILSIN... ANNE..
Diyarbekir... Hdp Parti binası...Kapının ön&...
Salih Arıkan,
MIY MIY MIY?
Devletin görevi vatandaşına hizmettir. Bunuda...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
.HOŞTUR BANA SENDEN GELEN
Dünya bir sınav yeridir.  Bizler tü...
Abdulkadir Menek
ARNAVUTLUK’TA ENVER HOCA DÖNEMİ VE SONRASI
1925 yılında Ahmet Zogu ile başlayan ve yirmi yıl ...
Ravza ZEYBEK
ÖZÜR DİLERİZ ÇOCUKLAR
En güzel sözlerin sahibinin adıyla&helli...
EYÜPHAN KAYA
YENİ BİR YIL, YENİ BİR FISAT
İnsan İslam fıtratı üzerinde doğar, ama talim...
Halil YOLDAŞ
DOKUZ EYLÜLÜN BANA HATIRLATTIKLARI İZMİRİN KURTULUŞU
Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya savaşında...
Bilal Dursun YILMAZ
GÖNÜLLÜ KÖLEYİM!
Geçen yıl bu zamanlar yani okulların a&cced...
Erol Aydın
DOĞUM GÜNLERİNDE SINIRLARI ZORLAYAN AŞIRILIKLAR
 Eskiden doğum günü ve kutlaması de...
Ergun DUR
İZMİR’İN KURTULUŞU.. 9 EYLÜL 1922
9 Eylül 1922 Esaretin bittiği Yaman, Yiğit Ha...
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üslubum ve mesai arkadaşım bir yazar
Hususi bir kanaldan bana ulaşan bir zat-ı muhterem...
ÖMER ÖZCAN
BEDİÜZZAMAN, HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİNİN YAZISINI RİSALE-İ NUR' A DAHİL ETTİ.
Ziya Nur Aksun’u 9. vefat yıl dönü...
Azîz Hikmet
MODERN BİR SİHİRBAZLIK: “FİLM”
“Sihirbazlar hünerlerini gösterinc...
Handan YILDIRIM
Toplum ve Devletler Kadınların gücü ile yükselir.
Kadına değer veren Devlet ve Toplumlar geleceğe g&...
Halil Köprücüoğlu
BİZLER DE BÖYLE MİYİZ?
  PATAGONYA MI Minye mi ülkenin ismini ...
Zehra Kınalı
HACİRE ANNE VE TÜM ANNELERE...
Madem facebook sordu bende söyleyeyim.... An...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Yusuf AKTAŞ
YAPAN DA BELLI, YAPTIRAN DA
Yapan da belli, yaptıran da belli, nedeni de belli...
Nesibe TÜKEL
UNUTMAYIN!!! TAVİZ BİR SONRAKİ TAVİZLERİ DE BERABERİNDE GETİRİR.
Öncelikle taviz verilmemesi gereken ilkelerim...
Aydan KURT
FARKLIYIZ FARKINDAYIZ. BURADAYIZ.
Ya Siz? Karabağlar’da ilk kadın sivil toplu...
Şener Mengene
CUMA DUASI
Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhamme...
Hüseyin Yılmaz
Bir dostun kaleminden Haluk Dursun!
 1987’de çalışma masama buyur ed...
Muhammed Emin Tombak
Sevgini Kurban Et Ömrün Bayram Olsun
Önümüz kurban bayramı. Herkes o meş...
Ahmet BEREKET
BU ZİHNİYETLE Mİ FETÖ İLE MÜCADELE EDECEKSİNİZ?
15 Temmuz hain darbe girişiminden önce, FET&O...
Rukiye Aydın
BİR MİLAT OLARAK 15 TEMMUZ
Evet; 15 TEMMUZ bir milattır, suskun, masum, yılla...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Murat Gülşan
BELEDİYE OTOBÜSÜ DERSHANESİ-3
Yazın Bunaltıcı sıcaklarında işim icabı Çan...
Ahmet Ramazanoğlu
Lâmı-cimi yok
Lâmı-cimi yok, biz makam-mevki, mal-para g&o...
İbrahim Balcıoğlu
Giresun Dernekçiliğinin Serencamı…
Giresun dernekçiliğinin tarihi gurbet&ccedi...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
M.Akif YAŞAR
YENİ HÜKÜMET SİSTEMİNİN KOKTEYL İTTİFAKINDA OLUŞTURDUĞU HASAR ve TOPLUM DEĞERLERİNE KATKISI
            &nb...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Kahraman Sarı
Saygı Duymuyorum!
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Birsen Çetinkaya
SAĞA,SOL'ÇARPMADAN KADİM ,KADIN OLMAK
Kadının, kadın a yaptığıdır . Çoğunlukla Y&...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Salim Zorba
Biz mi Zenginiz İsveçliler mi Fakir ?
İbretle okuyacağız bu alıntı yazımda aslında &cced...
Fatma Bozkurt
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Resul Hamza Emin
Emin Kalem
SAMSUNGSayin Cumhurbaşkanı Samsung alın öneri...
Umuthan KÖSE
Serbest Köşe
Uyudukça Uyuyası Gelir İnsanın. Yür&u...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Ergün Karabıyık
#DEĞİŞTİR' emeyiz.
Yanlış safta yer aldığı için Saadet partisi...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
Dini Musikiyle tilaveti, Medrese ve Üniversite ile harmanlayan Ramazanoğlu
.Tasavvuf Musikimizin saygın bestekâr ve yorumcularından biri olan değerli hocamızla, çocukluğundan başlayarak hâlen devâm etti...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(25 Online) 0,47ms