Bugün - 13 Ekim 2019 Pazar
İstanbul 22°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Yazar Detayları
Whatsapp'ta Paylaş

Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz - Bir dostun kaleminden Haluk Dursun!

Bir dostun kaleminden Haluk Dursun!
Yazı Tarihi: 22 Ağustos 2019 Perşembe

 1987’de çalışma masama buyur edildiğimde girdiğim odada iki masa daha vardı. Birinde Mustafa Özcan oturuyordu, diğerinde Haluk Dursun. Bir nevi yazarlar ve araştırmacılar odası idi girdiğim yer. Genel müdür ve öncelikli olanların odalarına yakın oluşu ile imtiyazlı gibi görünüyordu.

Mustafa Özcan’a bu vesile ile bereketli bir ömür, sıhhat ve selâmet diliyorum. Muhafazakâr câmianın dış dünyayı, bilhassa İslâm dünyasını iyi bilen bu velud kalemi hizmetine devam ediyor.

İlk tanıştığımızda henüz bir “asistan” olan Haluk Dursun ise önceki gün Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Mevlâ taksiratını af, hasenelerinin birini bin etsin. Kabri, Haşir sabahına kadar Cennet bahçelerine bakan bir seyir tepesi huzuru versin inşallah.

Üç yılı aşkın bu iki aziz insanla aynı odayı paylaştık, devrin Zaman Gazetesi’inde. Başladığımızda yine yakınlarda ebediyete geçen merhum Şevket Eygi gazeteyi idare ediyordu. Kısa bir müddet sonra ayrıldı ama biz devam ettik.

Haluk Bey, daha çok araştırma dosyaları ile gazeteye destek veriyordu. Ben de benzer bir şeyi yapıyordum; mülâkat, seri araştırmalar, arada bir birinci sayfada yer bulan yorumlar. Onun için ikimiz de daha çok dışarıda çalışıyorduk. O sebeple de haftada birkaç sefer karşılaştığımızda koyu sohbetlerimiz olurdu.

Meraklı bir insandı Dursun; bilgiye açtı: Eline geçeni okuyor, karşılaştığı her insanı dinliyor, sualleriyle deşip duruyordu. Birbirimizi sever ve hürmet ederdik; oysa farklı dünyalardan geldiğimizin farkında idik. O, geçmişi itibariyle daha çok Ülkücülüğe dayanıyordu, bu sebeplede milliyetçi ve devletçi bir tarafı vardı. Ben ise Nurculuktan geliyordum, sivildim ve önce insan, diyordum. Devlet ve milletten önce ferd… Sıhhatli ferdlerin teşkil etmediği hiçbir millet hükümran, hiçbir devlet selamette olamaz.

Bazen tartışırdık… Sanırım kelime maksadımı tam ifade etmedi: Müzakere ederdik meseleleri. Anlaşamadığımız hususlarda diretmezdi, aldığı akademik terbiye devreye girer bir şekilde bahsi tatlıya bağlardı.

Bir tarafa hafif eğik duran boynunun taşıdığı başı dopdolu idi. Çehresi mütebessimdi, gözleri hep dostça bakardı; gülüşü düşük tonda ama sıcacıktı.

Risâle-i Nurları pek okumamıştı, en azından o zamanlar. Daha sonra bir nebze okuduğunu ve istifade ettiğini biliyorum. Nurculuğu merak ederdi ama bu merak sanki daha çok devlet saikleri istikametinde idi. Bilmekten çok, tedirginliğin yaşattığı bir merak gibi hissederdim, çoğu zaman.

Her suallerine, bütün çıplaklığı ile cevaplar vermem, eğip bükmemem hem hoşuna gidiyordu, hem de hayrete düşürüyordu. Sanki birileri kendisine, “Şu Nurcular bildiğin veya göründükleri gibi değil, dikkat et!” demiş ve inandırmıştı. Bu vehmi birlikte çalıştığımız üç yılı aşkın müddet zarfında kısmen sarstığımı sanıyorum.

Sonra İlhan İşbilen’in Uğur Öztaş’ın yerine gazetenin başına tayin edilmesinin meydana getirdiği tedirgin edici atmosferde önce Haluk gazeteden ayrıldı. Çok yalvardık kalması için, ancak müessir olamadık, işe yaramadı. İtibarının en iyi olduğu bir zamanda gazeteden ayrılmış olmasını bir türlü anlayamadım, kendisi de izah etmedi zaten.

İki ay sonra da ben kapıları çarparak ayrıldım. İlhan İşbilen’in tedirgin edici hoyrat idaresi altında çalışmak haysiyetime dokunacaktı; sevmemiştim. Bu kadar da değil, saksılarımızda onun gelişiyle boy atmaya başlayan “böcek”ler bu şahsın tehlikeli olduğunu söylüyordu.

Genç mesai arkadaşlarım bana da çok yalvardılar, ayrılma, diye. Tamer Korkmaz bunlardan birisiydi. Aziz kardeşim şâir Ekrem Kaftan o günlerin şahidlerindendir.

Zaman Gazetesi’inden ayrılmam genç yaşta gazeteciliğe veda etmeme de sebep oldu. Birkaç yıl kitab çalışmalarından sonra kendimi yirmi beş yıl devam edecek ticarî bir meşgalenin içinde buldum. Kalem ve yazarlığım açısından yirmi beş kayıb yıl da denebilir.

Bu zaman zarfında Haluk Beyle çok az karşılaştık. Ancak her karşılaştığımızda hiç ayrılmamış gibi yaşadık birlikte olduğumuz vakti; dostluğumuz devam ediyordu. Daha çok çocuklarımın Kalem okullarında okuduğu yıllarda o çevrede karşılaşıyorduk. Osman Sezgin Hoca da Dursun’u tanıdığım yıl gönül dünyama girmiş mümtaz bir insan ve ikisi yakın arkadaştılar, Haluk’un son nefesine kadar devam eden takdire şâyân bir arkadaşlık.

Bir veya iki Boğaz gezisine iştirak etmiştik. Haluk’un konuşması kaleminden her zaman daha kuvvetli idi. O kalender yapısıyla tatlı tatlı konuşmaya başladığında bir daha hiç bitmesin isterdik. Derin bilgisi ve edebiyat zevkinin zenginleştirdiği, küçük ırmakların şırıl şırıl akışına benzeyen bu konuşmalar dinleyen herkesi mesteder, bir girdab gibi çekip alırdı; konuşmasıyla büyülerdi Haluk.

Son nefesine kadar tırmanışı iki cenah itibariyle de devam etti. Sadece dünyevî ikbali değil, uhrevî hayatı itibariyle de hep tırmanışta oldu, hep yükseldi. Son yıllarında neredeyse bir dervişin ruhunu taşır gibiydi: Huzurlu, sâkin ve mes’ud. Endişe ve ızdırabları her vatanperverin endişe ve ızdırabları idi. Ülkenin Kürt Meselesi merkezli olarak yaşadığı sıkıntılar ve bölünme ihtimaline karşı yumuşamaya yüz tutmuş milliyetçi tarafının yanı başında boy atan İslâm kardeşliği inancı ile çalışıp duruyordu. Nitekim Hz. Azrail ile mülâki olacağı “vakt-i merhun”un mekânı da o muzdarib topraklar oldu.

Bu “vakt-i merhun” tabirini büyük bir dikkat ve zevkle, ince bir nükte gibi sık kullanırdı: Kararlaştırılmış vakit, kaderî vaktin kaza bulması. Son olarak birkaç yıl önce Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin dünyaya teşrif ettiği Nurs köyündeki mevlidinde kısa bir konuşma yapmak için kürsiye çıktığında bu tabiri bir daha kullanarak Diyanet’in Risâle-i Nurları basmış olmasını bir vakt-i merhun olarak ifade etmiş, hüsn-ü kabul görmüştü.

Konuşmasından sonra ayak üstü beş on dakika konuştuk. Meğerse dünya gözüyle son görüşmemiz olacakmış.

Allah’ın varlığı bütün tesellilerin başıdır, ikinci sırada Haşir’deki büyük diriliş hakikati gelir. Bu iki hakikat, ölüm karşısında direnmemizi temin etse de hüzne düşmekten, kederlenmekten beşeriyet muktezası olarak kurtulamıyoruz. Üzgünüm Haluk!.. Sen yaşarken dünya daha güzeldi. Yine de bir tesellimiz var, çok kalmadı. Biz de geliyoruz. Bu fânî dünyaya ruh ve emellerimiz sığmıyor zaten.

Allah’tan sana rahmet, evlad-ü iyaline sabırlar diliyorum aziz dostum! Dualarımda hep bir yerin olacaktır. İnna Lillah ve inna ileyhirraciun!..

 

 

                                                                                              Hüseyin Yılmaz

 
İletişim E-Posta: salimturka@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 53


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Bir dostun kaleminden Haluk Dursun!
YARGI VE DEVLET TERÖRÜ!
ÖLÜYORUM
Deli ve hâin olmayanlara sesleniyorum: Irkçılıktan vaz geçiniz!
İÇİMDEKİ ÇOCUK !
27 MAYIS DARBESİ, ALÇAKÇA BİR CİNAYET!
BİR KAHRAMAN DAHA EBEDİYETE GÖÇTÜ.
ALİ GÖLLÜ DEĞİL. "GÜLLÜ"
Bir Toplantı: İttihad-ı İslam ve Şûra
RABİA VATAN ÖLDÜ MÜ? ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?
VAZİYET-İ ÂLEM!
AK PARTİ NE YAPTI? NE YAPMALI?
AK PARTİ ’'YE BİR DERS VERSEK Mİ?
DÜŞÜNCE HAYATIM
KÜÇÜK ŞEYLER ”İN KÜÇÜK ADAMININ İSLÂM DÜŞMANLIĞI!
KORUMA KANUNU MU, ŞUUR İĞDİŞİ Mİ?
Diğer Yazarlar

BABAMMMMM....DOLU DOLU BABAM DEMEYİ O KADAR İSTERDİM Kİ.
4 gollü ŞOV
NEFSİN NESNESİ OLMAK MI? İMANIN ÖZNESİ OLMAK MI?
4×4 TRABZONSPOR
(MERCEK) GELECEĞİMİZ UMUTLARIMIZ ÇOCUKLARIMIZ!
HAK ILE BATILIN, VATANSEVER İLE HAİNİN MÜCADELESİ...
BEDİÜZZAMAN, HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİNİN YAZISINI RİSALE-İ NUR' A DAHİL ETTİ.
YOK DEĞİLİZ!!! BURDAYIIIIZ!!! BEKLERİZ.
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI ANLAMIŞ...
Toplum ve Devletler Kadınların gücü ile yükselir.
Yazarlar
Bülent Ertekin
ALLAH'A YAKINLIK, HUZURUN KENDİSİDİR.
Devlet demir yollarından çalışan İsmail Boy...
Nesibe TÜKEL
ASLA BİR TÜRKÜ TEHDİT ETME...
Eşkiya mı deseeeek? Haydut mu deseeek?Yada kızıl ...
Mehmet Nuri BİNGÖL
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI ANLAMIŞ...
Öylesine farkındaki bu mananın, o da bal gibi...
EYÜPHAN KAYA
Kürdistan Rojavasında neler oluyor?
Diyeceksiniz ki nedir bu Kürtlerin başına gel...
Aydan KURT
HAYATA GELMEMİZİN BİR SEBEBİ VAR
Herkes aynı şartlarda gelmiyor dünyaya. ...
Erol Aydın
KUL OLMA KONUSUNDA TUTUMLAR, DAVRANIŞLAR
Kul, en yalın ifadesi ile yaratıcı olan Allah&rsqu...
Salih Arıkan,
YOK DEĞİLİZ!!! BURDAYIIIIZ!!! BEKLERİZ.
Yokmuşuz gibi davranıyorsunuz.  Günler,...
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
ASRIN DERDİ İLE DERTLENEN ADAM (Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle) BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 32
Sultan 2.Abdülhamid’ten ne istemiş Ger...
Zehra Kınalı
SA-KI-NA-CAK-SIN!!!
Ne söyleser hak için söylemişler....
Ravza ZEYBEK
ÖMÜR VAKFİYESİ
En güzel sözlerin sahibinin adıyla &hell...
Emine BİLGE
BABAMMMMM....DOLU DOLU BABAM DEMEYİ O KADAR İSTERDİM Kİ.
Kimilerine göre bir mana ifade etmeyebilir......
Halil Köprücüoğlu
FARKLI BİR AŞÛRE GÜNÜ DEĞERLENDİRMESİ ve ÖNEMİ (2)
Kutsi Kaynaklarda ve ulemanın eserlerinde, pek &cc...
M.Akif YAŞAR
KIYIYA VURAN ÇOCUKLUKLAR
Geçtiğimiz günlerde,Birleşmiş Milletle...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Mücahit Güler
NEFSİN NESNESİ OLMAK MI? İMANIN ÖZNESİ OLMAK MI?
Vefanın nasıl olması gerektiğini bizlere öğre...
Yusuf AKTAŞ
HAK ILE BATILIN, VATANSEVER İLE HAİNİN MÜCADELESİ...
Hak; kelime anlamı ile doğru, gerçek, adil,...
Rukiye Aydın
SİZ, KİMİN YÂDA KİMLERİN GAZİSİSİNİZ?
Nerden nereye geldik... Neleri...Kimleri konuşuyo...
Dr. Levent Bilgi
ELİMİZDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPMAK ARTIK YETERLİ DEĞİL. İMKANSIZ GÖRÜNENİ YAPMALIYIZ
  “Artık kurallara göre oynayarak...
Halil YOLDAŞ
(MERCEK) GELECEĞİMİZ UMUTLARIMIZ ÇOCUKLARIMIZ!
2019 -2020 Eğitim ve öğretim yılımız aç...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
ŞEFKAT ELİ
Diyarbakır HDP binası önünde bir eylem y...
Muhammed Emin Tombak
Seferilik Sadece Meşakkat midir?
 Seferilikle ilgili yapılan tüm mün...
Abdulkadir Menek
ARNAVUTLUK’TA ENVER HOCA DÖNEMİ VE SONRASI
1925 yılında Ahmet Zogu ile başlayan ve yirmi yıl ...
Bilal Dursun YILMAZ
GÖNÜLLÜ KÖLEYİM!
Geçen yıl bu zamanlar yani okulların a&cced...
Ergun DUR
İZMİR’İN KURTULUŞU.. 9 EYLÜL 1922
9 Eylül 1922 Esaretin bittiği Yaman, Yiğit Ha...
ÖMER ÖZCAN
BEDİÜZZAMAN, HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİNİN YAZISINI RİSALE-İ NUR' A DAHİL ETTİ.
Ziya Nur Aksun’u 9. vefat yıl dönü...
Handan YILDIRIM
Toplum ve Devletler Kadınların gücü ile yükselir.
Kadına değer veren Devlet ve Toplumlar geleceğe g&...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Şener Mengene
CUMA DUASI
Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhamme...
Hüseyin Yılmaz
Bir dostun kaleminden Haluk Dursun!
 1987’de çalışma masama buyur ed...
Ahmet BEREKET
BU ZİHNİYETLE Mİ FETÖ İLE MÜCADELE EDECEKSİNİZ?
15 Temmuz hain darbe girişiminden önce, FET&O...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Murat Gülşan
BELEDİYE OTOBÜSÜ DERSHANESİ-3
Yazın Bunaltıcı sıcaklarında işim icabı Çan...
Ahmet Ramazanoğlu
Lâmı-cimi yok
Lâmı-cimi yok, biz makam-mevki, mal-para g&o...
İbrahim Balcıoğlu
Giresun Dernekçiliğinin Serencamı…
Giresun dernekçiliğinin tarihi gurbet&ccedi...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Kahraman Sarı
Saygı Duymuyorum!
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Birsen Çetinkaya
SAĞA,SOL'ÇARPMADAN KADİM ,KADIN OLMAK
Kadının, kadın a yaptığıdır . Çoğunlukla Y&...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Salim Zorba
Biz mi Zenginiz İsveçliler mi Fakir ?
İbretle okuyacağız bu alıntı yazımda aslında &cced...
Fatma Bozkurt
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Resul Hamza Emin
Emin Kalem
SAMSUNGSayin Cumhurbaşkanı Samsung alın öneri...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Ergün Karabıyık
#DEĞİŞTİR' emeyiz.
Yanlış safta yer aldığı için Saadet partisi...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
DOYURAN LEZZET Marka kalite, Gıda sicil sertifikaları ile farkında lığını gösteriyor.
Kurum Yöneticilerinden Halil SEVİM Doyuran Lezzet anlattı:”DOYURAN LEZZET, ISO 9001:2008, ISO 22000:2005, marka tescil belgesi, gıda üretim sert...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(578 Online) 0,19ms