Bugün - 19 Şubat 2020 Çarşamba
İstanbul 11°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Yazar Detayları
Whatsapp'ta Paylaş

Halil Köprücüoğlu

Halil Köprücüoğlu - SULTANLIĞIMIZIN FARKINA VARMALIYIZ!

SULTANLIĞIMIZIN FARKINA VARMALIYIZ!
Yazı Tarihi: 12 Şubat 2020 Çarşamba

 

İşte bu sabah yine uyandım. Sultan Parkında bülbüller, serçeler koro halinde veya solo şakıyorlar. Ben de gece vücudumdan ayrılan ruhuma tekrar kavuştuğumu düşündüm. Ellerimi, ayaklarımı yine kullanıyorum. Gözlerim görüyor, kulaklarım duyuyor. Nefes alıyorum. Ellerim her şeyi hissedip algılıyor. Bütün organlarım yine tam ve sağlam elhamdülillah. Benim de şükretmem, şakımam gerekmez mi, diye düşündüm!

Yıllar önce bir belgeselde, kulaklarındaki ciddi bir eksiklik sebebiyle hiç ses duyamayan bir üniversiteli kızın ameliyatını seyretmiştim. Bir kubbe gibi olan ameliyathanenin üstünden başka doktorlar da bu yeni uygulamayı seyrediyordu. Galiba iç kulağa, teşekkül etmeyen çekiç, örs, özengi kemiği yerine bir yeni cihaz yerleştirip beyinle ilişkisini sağlamışlardı.

Kızcağız, kulağına monte edilen cihaz açılıp da ilk sesi duyunca gözlerinden yaşlar akarak bağırmaya başladı! Kendi diliyle adeta haykırıyor, feryad-ı figan ediyordu. İlk defa ses duyuyordu! Çok ama pek çok heyecanlanmıştı. Adeta ayakları yerden kesilmişçesine, işi o kadar ileriye götürdü ki başına bağlı bazı tel ve boru gibi şeyleri kopardı, bağırarak dans eder gibi bir halde dönmeye başladı. Bütün seyredenler de onunla birlikte ağlıyordu.
Ben de odanın ortasına fırlayıp bağırarak ağlamaya başladım. Evdekiler şaşırdı. Korktular. “Yahu ben 50–55 yıldır sesleri bütün incelikleriyle duyuyorum, neden heyecanlanmadım şimdiye kadar…” diye ağlamaya başlamıştım. Sesleri duymanın lezzetini hiç o kadar anlamamıştım. Demek bu nimetin farkına varmamışım, diye kendimden utandım.

Sonra bir zaman Kuyualan Mahallesindeki evimin bulunduğu apartmana girince merdiven lambasını yakmadan 4.kattaki dairemize karanlıkta çıkmayı denedim. Görmenin ve ışığın nimetini daha iyi idrak etmek için defalarca yaptım bunu. Ta ki bir defasında başımı bir yere çarpıp yaralanınca bıraktım bu fiili empati seanslarını. İnanın, bu garip halimin gözümün nimetiyetini daha iyi anlamama çok katkısı oldu.

Bir sefer de Buca Kabristanına bir arkadaşımın vefat eden annesinin defni için gittiğimde, çamurda düşüp sağ el bileğimi kırmıştım. Çok uzun süre elimi kullanamadım. Lastikli pantolon bile yaptırdım. Çünkü normalini kendi başıma giyemiyordum. Yemekte, su içmekte sol elimi kullanamadığım için çok zorlandım. Yazı yazamamak beni adeta çıldırtıyordu. Elimi bile yıkamak ancak başkasının yardımıyla mümkün oluyordu. Bu arada eski oturduğum mahallede karşımızda kolları olmayan, elleri omuzunda bir kızı ağlayarak hatırladım, uzun süre kurtulamadım onu düşünmekten.. Acaba o nasıl yaşıyor deyip sık sık gözyaşlarıyla ellerimi kollarımı sevip halime şükrettim.
Bediüzzaman hazretleri bu tarz düşünmeyi, “Nimetten, in’ama geçmek; mün’im-i hakikiye ulaşmak” gibi bir formülle anlatır. Nimetlerle muhatap olurken, yerken, içerken “Zikir, Fikir, Şükür” üçlüsünü nazarımıza verir. Ben evimdeki yemek masasında bunu küçük bir levhacık olarak bulundururum! Yakınlarımın kızmasına, beni hafife almalarına rağmen istikrarla bu levhayı okur, gereğini yapmaya çalışırım.

İşte bugün yine kahvaltıyı ben hazırladım. Bu levhayı gayr-i ihtiyari okuyunca dikkat kesildim. İşte kızarmış ekmek mis gibi kokuyordu. Buğdayı, onun kolayca tozlaşmasın, arıların bu safhadaki vazifelerini, havadaki gaz miktarlarının hassasiyetle korunmasını, planktonlardan taa yağmur ormanlarına, bizim ve hayvanların atığı zehirli gaz olan karbondioksiti bitkilerin fotosentezde ana madde olarak kullanıp bize oksijen sunduğuna kadar zihnimden geçirdim. Hatta hanımıma yavaş yavaş anlatmaya çalıştım, dile getirdim. Alçak ve yüksek basınç merkezleriyle hava akımlarını meydana getiren Rabbime şükrettim. Yoksa o tozlaşma olamayacak, ekmek yiyemeyecektik. Ateş de aklımdan geçti. Suyla hamurun oluşması ve bakteri ordularının ölerek mayalanmayı sağlaması da elbette unutulamazdı.
Şu karşımda duran peynir için inek, koyun denen canlı fabrikaları yaratan Rabbimi düşününce çok daha heyecanlandım. Kendimin SULTAN olduğunu yine anladım. Benim için bu hayvanlara otu ete çevirten; kanla fışkı ortasından ab-ı hayat gibi o tertemiz sütü çıkaran Rezzak’ıma birkaç damla gözyaşıyla ta kalbimin derinliklerinden şükrettim. Hele kolordular halinde, gözle görülmeyen, maya diye geçiştirilen bakterilerin benim için hayatlarını ortaya koyup, ölüp, peyniri oluşturmada vazife yapışı, beni daha da sarstı. Yeminle, peynirin lezzeti arttı.

Ağacın bütün unsurlarının meyvesi için çalışması gibi; Kâinattaki bütün varlıkların, sanki benim için çalıştığını daha iyi anladım, hatırladım. Şarklılar bile 7–8 çocuk sahibi olmayla kifayet ederken, zeytinin binlerce yavrusunun sadece neslini devam ettirmek için olamayacağını idrak ettim. Hele içindeki yağı, ağaç hiç kullanmadığından o harika zeytinyağına biraz da kekik atıp öyle bandım ki kendimi cennetlerde hissedip, bizzat benim Sultanlığıma lütfedildiğini fark ettim.

Ya bal, damla damla toplanışı, çiçeklerin ultra viyola ışık yayıp sadece arılarda olan bu ışığı algılayıcı göz hücreleriyle kolayca onlara ulaşmalarını, yavruları olan kurtçukları her gün 1 100 defa beslemelerine rağmen, açıkça kovanları balla doldurup zehirli böcek olarak hizmetimizde görevlendirilmesi beni çok etkiledi. Bu sebeple bilhassa köyde pek çok arının rahatsız edercesine etrafımızda olmasına rağmen, onlara vazifeli askerler olarak bakar asla zarar vermem.

Tereyağı, kızarmış ekmekte bir ayrı rayiha yayınca zihnim bu sefer ona yöneldi. Bu da yeryüzüne sultan olarak gönderilen bana göre yaratılmıştı sanki. Anne göğüslerinden yavrulara da inanılması zor bir mucize olarak gönderildiği halde sütün, sathi nazarlarda 2-3 liralık bir sıvı olarak görülmesinden utandım. Büyük bir lezzetle tereyağlı ekmeğin ağzımdaki lezzetini, imanla daha da artırarak gezdirmeye devam ettim. Çayı içtiğim, Manisa Bardağı dediğimiz o çay bardağının camdan oluşu bize ayrı bir lezzet kazandırıyordu. Hatta kayınvalidemin yanına Seferihisar’a bile o bardaklardan birkaç tane götürmüştük. Oralarda da ancak onlarla lezzetli çaylar içeriz. Fakat adi gördüğümüz kumdan camın teşekkül ettirilişi idrakime yansıyınca vallahi camdan da büyük lezzet almama vesile olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Sultanlığım, insan olarak hepimizin sultanlığı, kalp ve ruhumda iyice belirgin hale geldi. Domatesi, salatalığı ve diğerlerini anlatmak uzun sürer, sizi sıkabilirim. Ama bütün bunlardaki gıda unsurları, vitaminler, mineraller, protein, karbonhidrat vb isimlerle yâd edilen maddeler asla es geçilemeyecek kadar önemli. Herkes onların kıymet ve fonksiyonlarını elbet bilir, bilmesi lazım. Bu şuursuz varlıklar bizleri, ihtiyaçlarımızı, bu kadar ince şeyleri düşünülebilir mi? Düşünse, yapabilir mi? Yapsa bu maddeleri bütün dünyadan toplayabilir mi, bulundurabilir mi?

Ne kadar kıymetli bir sultanmışım, sultan edilmişim, şaştım bu lütfa! İçimin derinliklerinden, ruh u cânımla bismillah diyerek, farkındalığımı ilan edip bütün bunlarla öyle muhatap oldum. Bunları hatırlayıp tefekkür ederek kulluğumu gerçekleştirmeye çalıştım. Lezzetlerimi artırdım. Vallahi kendimi cennetlerde hissettim. Ve bunun fıtri tezahürü olarak Rezzak-ı Hakikiye şükrettim.

Tost makineme, elektriğe, demire, suya, çaya, bunları algılayan ağzıma, dilime, çiğnemem için çenemden çıkarılan o dişlerime, tükürük bezlerime, midemdeki uygun asitlere, burnuma, ellerime, parmaklarıma bir başka türlü baktım artık. Kanıma geçen gıdalar, hücrelerime kadar kolayca taşınması, onlardan istifade etmem için kâinatın önüme sofra olarak mucizane serilmesine nasıl şükredilir diye telaşa düştüm. Fakat 24 saatten bir saatini ayırdığım namaz ve “ZİKİR, FİKİR, ŞÜKÜR” formülü beni hemen rahatlattı. Hatta bu manaların modern anlamda kulluk olduğunu tam anlamıyla idrak ettim, diyebilirim..

"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme." (Sözler, 86 )

Halil KÖPRÜCÜOĞLU

 
İletişim E-Posta: salimturka@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 20


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

SULTANLIĞIMIZIN FARKINA VARMALIYIZ!
DİNLER DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ, DİNLER BİRLEŞEBİLİR Mİ?
“SON ANIMDA YANIMA GELECEK BİR RAHİBİN OLACAĞINI SANMIYORUM!”
TANRI (!) VAR MI, YOK MU (6)
TANRI (!)VAR MI, YOK MU? (5)
TANRI (!) VAR MI; YOK MU? (3)
TANRI (!) VAR MI, YOK MU (2)
TANRI (!) VAR MI, YOK MU ?
SEN ÇOKTAN BÜYÜMÜŞSÜN
FARKLI BİR AŞÛRE GÜNÜ DEĞERLENDİRMESİ ve ÖNEMİ (2)
FARKLI BİR AŞÛRE GÜNÜ DEĞERLENDİRMESİ ve ÖNEMİ (1)
EKİP ZAMANI ve ŞURANIN ÖNEMİ (2)
BİZLER DE BÖYLE MİYİZ?
EKİP ZAMANI ve ŞURANIN ÖNEMİ (1)
KURBAN VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 2
KURBAN VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ! (1)
İnsanca yaşamak - 2
İNSANCA YAŞAMAK - 1
ZAMANIMIZDAKİ ERGENLİK
BiZLER DE BÖYLE MiYiZ?
MÜTHİŞ DEFİLE ve HARİKA SEMPOZYUM
DÜNYANIZI KARARTMAYIN; STRESTEN UZAK DURUN-C-
DÜNYANIZI KARARTMAYIN; STRESTEN UZAK DURUN-2
DÜNYANIZI KARARTMAYIN; STRESTEN UZAK DURUN-1
HAKLI GURURUN ÖNEMİ VE SEVİYESİ!
RAMAZAN AYI: MUHTAÇLIĞIMIZIN FARKINA YOĞUN ŞEKİLDE VARMAMIZI SAĞLAMASIDIR.
KULLUĞUMUZU İDRAK ETTİREN ORUÇ (2)
NEDEN ORUÇ, NEDEN AÇLIK...(1)
ARKADAŞ ARIYORUM.
AH HİSLER, BİZİ YAKAN HİSLER, AH! AH!
Diğer Yazarlar

KAR GİBİ HÜKMÜ YOK...
KADİR ŞEKER...
HİÇ DEĞİLSE...
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
Dini Kaç kuruşa satalım
AŞK İMİŞ HER NE VAR ÂLEMDE
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI: YALNIZLIK
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
NERDE YANLIŞLAR YAPTIK?
VİRÜS SALGINI VARSA
Yazarlar
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
KESİN DAVET 31 KABRİN ARKASI İÇİN ÇALIŞINIZ
  Tekrar da olsa, konunun önemine g&oum...
Mehmet Nuri BİNGÖL
Maydanoz ve Limon
  “İfrat tefriti netice verdiğinden da...
Nesibe TÜKEL
VATAN SİZE MÜTEŞEKKİRDİR. (1)
Hepsi birer kahraman... Adı ve soyadı...Nerde yaş...
Mahir Adıbeş
VİRÜS SALGINI VARSA
  Virüslerin yaptığı hastalıklar sık sı...
Bülent Ertekin
BİLİN Kİ: BU VATAN SAHİPSİZ DEĞİL!!!
  Hainler hainliklerini...Alçaklar ak...
EYÜPHAN KAYA
İnsanı Önemse, Mutlu ol!
İnsan yaratılanların en özeli, yeryüz&u...
Bilal Dursun YILMAZ
Kardeşime mektuplar/1
Bu köşeden yazılarımı takip eden kıymetli olu...
Dr. Levent Bilgi
ÖZGÜR VE ÖZGÜN
İnsan öğrenen, öğreten, kabiliyetlerini ...
Engin AKYOL
YAŞANABİLİR BİR GELECEK İÇİN EĞİTİMLERE RENK KAT
  Duyarlı toplum ve duyarlık gelecek eğitim ...
Dr. Vehbi KARA
Türk Tokadının Sesi Tahran’dan Duyulmalıdır
  Suriye’de önce 8 şimdi de 5 ask...
Mevlüt KALELİ
KAR GİBİ HÜKMÜ YOK...
Gece, gece  Kar yağıyor...Kar yağıyor sevdiğ...
Soner SOM
HİÇ DEĞİLSE...
  Biri bitmeden bir diğeri.Sel felaketleri.....
Ravza ZEYBEK
KIYAMET KOPACAK!
En güzel sözlerin sahibinin adıyla&hell...
Halil Köprücüoğlu
SULTANLIĞIMIZIN FARKINA VARMALIYIZ!
  İşte bu sabah yine uyandım. Sultan Parkınd...
Mevlüt KALELİ
KADİR ŞEKER...
  Bir kader kurbanı...Bu delikanlının başına...
Ahmet BEREKET
KISSADAN HİSSE
  Sözlerime Hz. Ömer Efendimizden ...
Salih Arıkan,
YAPIŞTI BASTONUMA.
Uzun zamandır yazı yazmıyorum. Aynı şeyleri tekrar...
Zehra Kınalı
KOÇ'LARIMIZ(!) NEREDE?
  7'den 70'e Türk/İslam dünyası de...
Murat Gülşan
ÇEVREMİZDEKİ BİLMEDİĞİMİZ TARİH
Maalesef ekonomik şartlardan olsun, kültü...
Erol Aydın
HER ŞEY PARA DEĞİLDİR, PARA HER ŞEY MİDİR?
Paragöz olarak kabul edilen insanların her ş...
Emine İPEK
NERDE YANLIŞLAR YAPTIK?
Aman Allahım neler oluyor. Ölümler &cce...
İbrahim Balcıoğlu
Giresunlular Nerelerde Yaşıyor?
2019 yılı sonu itibariyle TUİK ülke nüfu...
Mesut KÖSEOĞLU
AŞK İMİŞ HER NE VAR ÂLEMDE
Ünlü Rus yazar Lev Tolstoy’un k&uu...
Mücahit Güler
Sorun Trump’ta değil, Müslümanlarda…
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…...
Aydan KURT
BİR AN...
Annenin evladına evladın annesineSevenin sevdiğine...
Rukiye Aydın
[01:59, ADAM OLMAK HER İNSANIN OLACAĞI BİR ZANAAT DEĞİLDİR.
  1989 yılında, İstanbul'a ilk kez gelen Car...
Hasan TÜRKYILMAZ
İŞİMİZ VAKTİMİZDEN ÇOK;
Kudüs Müslümanların Kırmızı Ç...
Ergun DUR
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE’M
Geçmiş olsun ELAZIĞ’IM.. Geçm...
İsmail ÖZMEMİŞ
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
KÜRT Diyarbakır Belediyesi Deprem Çadı...
Mehmet Kozoğlu
Dini Kaç kuruşa satalım
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmi...
Mümin ÇÖPÜR
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI: YALNIZLIK
Yalnızlık öylesine acı veren ve ürkü...
Eğitimci Mustafa ÖZDEMİR
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
1) Tanıtılan otomobiller için (daha ön...
Emine BİLGE
ÖYLE BİR ADALET OLMALI Kİ...
Ne garip bir hayat. Düşünüyorum da...
Abdulkadir Menek
‘’MAVİ KELEBEKLER’’ VE PETER HANDKE
Bosna’daki savaş Müslüman Boşnakla...
Mahir ADIBEŞ
HAYVANLARDAN İNSANLARA GEÇEN HASTALIKLAR
Bilindiği gibi 6 Temmuz 2019 günü Dü...
Halil YOLDAŞ
EYVAH ÇOCUĞUM BÜYÜYOR
Halil YOLDAŞ Değerli Anneler ve babalar;Hızla akı...
Şener Mengene
DOĞU TÜRKİSTANDA YAŞANAN ZÜLME VE İNSANLIK DIŞI İŞKENCELERE KARŞI
  BASIN AÇIKLAMASI Yıllardır devam e...
Özlem CİNİC
“ Yuh Artık”
Kadın şiddet biter mi? Vallahi hiç umudum y...
Handan YILDIRIM
Bana olağanüstü gelen şeyler ama Türkiye'de yaşayan insanımızın alışık olduğu ve gayet tabii gördüğü şeyler.
 Ben şunu bilir şunu söylerim:Bu memleke...
Muhammed Emin Tombak
Sayıların Arapçadaki Konumu ve Gizemi – 2
Önceki yazımda 1’den 10’a kadar o...
Hüseyin Yılmaz
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı
Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi deği...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
GELECEK ENDİŞESİ VE BÜYÜK FİNAL SINAVI
Öğrenciler tarafından sınavlar, bir öl&u...
M.Akif YAŞAR
KIYIYA VURAN ÇOCUKLUKLAR
Geçtiğimiz günlerde,Birleşmiş Milletle...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Yusuf AKTAŞ
HAK ILE BATILIN, VATANSEVER İLE HAİNİN MÜCADELESİ...
Hak; kelime anlamı ile doğru, gerçek, adil,...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
ÖMER ÖZCAN
BEDİÜZZAMAN, HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİNİN YAZISINI RİSALE-İ NUR' A DAHİL ETTİ.
Ziya Nur Aksun’u 9. vefat yıl dönü...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Ahmet Ramazanoğlu
Lâmı-cimi yok
Lâmı-cimi yok, biz makam-mevki, mal-para g&o...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Kahraman Sarı
Saygı Duymuyorum!
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Birsen Çetinkaya
SAĞA,SOL'ÇARPMADAN KADİM ,KADIN OLMAK
Kadının, kadın a yaptığıdır . Çoğunlukla Y&...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Salim Zorba
Biz mi Zenginiz İsveçliler mi Fakir ?
İbretle okuyacağız bu alıntı yazımda aslında &cced...
Fatma Bozkurt
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Resul Hamza Emin
Emin Kalem
SAMSUNGSayin Cumhurbaşkanı Samsung alın öneri...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Ergün Karabıyık
#DEĞİŞTİR' emeyiz.
Yanlış safta yer aldığı için Saadet partisi...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
Bolotbek Şamşiyev: Kumancan Datka Filminin Kalitesini Düşük Buluyorum
Bolotbek Şamşiyev ile 2009 yılında dönemin Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’in başdanışmanlığını yaptığı dönemde bir röportaj vesilesiyle K...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(66 Online) 0,30ms