Bugün - 28 Ocak 2020 Salı
İstanbul 7°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Yeni Üye
Gündem Ekonomi Sağlık İl İl İstanbul Yaşam Kültür Sanat Spor İlçeler Röportaj Eğitim Teknoloji Diğer »
Yazar Detayları
Whatsapp'ta Paylaş

Bahar Arslan

Bahar Arslan - ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!

ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
Yazı Tarihi: 10 Mart 2019 Pazar

 Özgürlük dediğimiz şey nedir? Hangi şartlar altında kendimizi özgür hissederiz? Özgürlüğü temin etmenin bir yolu var mıdır? Özgürlük ya da tutsaklık doğuştan bedenimize işlenen veriler midir? İnsan nedir? Bu bir yeti midir yoksa bir kalıp mı? Ya da hayata dair davranmayı seçtiğimiz hangi SEÇENEKLER bizi özgürlüğe taşır? Mutlak özgürlük var mıdır?Bedenlenmiş, forma sokulmuş bir varlıkta (canlılar,önemlisi de İNSAN) mutlak özgürlükten veya özgürlükten bahsedebilir miyiz? gibi yazımla şekil bulmuş, belki cevaplanabilecek belki cevaplanamayacak ama çabaya, insanın ihtiyaç duyduğu besine dönüşüp onu besleyecek çabaya,muhtaç benim sorularım. Biz insanlar da sorduğumuz sorulardan ancak çabayla besine dönüşen bu cennet meyvelerine muhtacız.

    Özgürlüğü anlama yolculuğuna genel kabul olan sözlükteki felsefi karşılığını açarak başlayabiliriz. Özgürlüğün sözlükteki felsefi karşılığı,’her  türlü dış etkiden bağımsız olarak kişinin kendi istencine, düşüncesine karar verme hali’ diye tanımlanmıştır. Bu tanımda Karar Verme Sürecinin ana maddesi DÜŞÜNCEYE yani BİLİNCE atıfta bulunulmuştur. Peki sizce özgürlük bir bilinçlilik durumu mudur?Arkadaşlar bilinç kümesi çok küçük bir kümedir.Bilinç Ötesi Kümesi, bilinç kümesini kapsar. Bilinç Ötesi Kümesi,Bilinç Kümemiz(bilinç altı,bilinç dışı vb.) ile sürekli etkileşim halindedir .Duygularımızı oluşturan düşüncelerimizin kontrolü de  buradadır. ’Zihnin Gizil Gücü:Duygular’ yazımda da anlattığım gibi biz insanlar duygularımıza tabiiyiz. Duygularımız bizi yönlendirir ve sahiplenmesi de çok zordur. Kendi duygunuz sandığınız şey size belli mecralar tarafından hissettirilmiş olabilir,geçmişteki travmanızın dışa dökümü olabilir.Ama kritik bir nokta var ki ondan kaçamazsınız:ORTAK BİLİNÇ. Ötekinin(tüm insanlığın) deneyimlediği bütün duyguların toplamı senin programında kendine yer bulur.Asla ötekinin mekaniğinden,düşüncesinden ve dolayısıyla da Duygusundan bağımsız değilsin! Duygularını yaşama halin,yani davranışın varsayalım ki bağımsız olarak senin hükmünde;onları algılaman bile geçmişte öğrendiğin ve etkileştiğin olgulara BAĞLI. Yani,sürekli bir etkileşim,alma-verme(alışveriş) ve bağlılıktan söz edebiliriz dünya yaşamında.

    Başka bir tanımda olduğu gibi özgürlüğü fizik ya da metafizik olana hiçbir kısıtlanma olmadan erişme yeterliliği olarak değerlendirirsek,bunun hem 3 boyutlu varoluşumuz hem de nefis ile kritik bir tehlike olduğunu görürüz.Bir şeye hiçbir kısıtlanma olmadan,fazlasıyla erişebilmek,maruz kalmak o şeyden sizi o kadar mahrum bırakır. Algımızdaki özgürlük 3 boyutlu varlığımız için çok tehlikeli olabilir. Bunu her türlü olguda,duyguda görmek mümkün. Sevgide,nefrette,parada,global sorunumuz savaşta fazla maruz,erişim(kısıtlanma olmaksızın),sizi deneyimin hissinden dolayısıyla anlamından yoksun bırakır. Savaşa,savaş bölgesindeki insanlara dikkatli bakarsanız olan bitene karşı duyarsızlaştıklarını,hissizleştiklerini görürsünüz(Adaptasyon!). Savaşı uzaktan analiz edenler,savaşın acısını en keskin halleriyle hissedenlerdir. Somut bir örnekte de olduğu gibi,görme duyumuza kanal olan organımız kulak belli frekanstan düşük ve yüksek sesleri(tepki verdiğimiz aralık:20-20.000 hz) algılayamaz. Bu frekans eşiklerini geçen seslerin algısı fiziksel ve zihinsel sorunlara neden olabilir.

Başka bir örnekte,şahit olduğum bir elektrik çarpması olayında kişinin kendi ağzından acıya karşı duygusu aynen şu şekilde:’Elektrik çarptığı an bir sızlama,acı var ama hemen sonrasında acı yok(sadece o anki duygu durumuyla ilgili bir imgelem) ve kulaklarım etraftaki sesleri duyuyordu. Siz de  bu Eşik Noktalarının bizi bu boyuttaki aşırı uçlardan koruduğunun apaçık ortada olduğunu görüyorsunuz değil mi? Bizi Eşik Ötesi’nin getirilerine karşı koruyan bu noktalara MELEKEEŞİK NOKTALARI diyorum. Meleke ve eşik kelimelerinin bileşimiyle oluşturduğum bu Melek Noktalar,varlıların melekelerinin yetebildiği sınırları tanımlayan anlam kodlarıdır. Bu noktalar gerçek özgürlüğe giden yolun koruyucularıdır aynı zamanda.

    Özgürlüğü daha iyi anlamak için zihni yani metafiziği,metafiziği anlamak için de fiziği(Dünyanın varoluşundaki somut düzeni,mikroda da insan bedeni üzerinden fizik dünyasını metafizik dünyasıyla birleştiren ve insanı dolayısıyla varoluşu tekamüle zorlayan DENEYİM’i getiren ve gerektiren  İnsan Davranışını) anlamalıyız.İnsan davranışının Sonsuz Seçenekler silsilesinden olmayı,davranmayı seçtiğimiz o BİR hal,davranış ile vuku bulduğunu Kuantum Fiziği bize anlatır(Matrix filminde Neo ve Mimar’ın yüzleşmesinde çok güzel yer almıştır).Somut bir nesneye bakacak olursak da onun atomlarının senkronize bir şekilde aynı frekansta titreştikleri için varlığını sürdürdüğünü hepimiz biliyoruz.Frekanssa eğer maddenin özü, mekaniği ve eğer kulaklarımız bütün sesleri duyabilseydi,eşyanın da bir sesinin olduğunu duyabilir ve görebilirdik.Şimdi dikkatli düşünürsek,sesi olduğuna göre bu maddenin kendi içinde bir DİLİNİN de olduğunu görürüz.Etrafımızda bulunan her şeyin bir sesi dolayısıyla da bir dili var.

    Sonsuz davranış seçeneklerinden seçilen insan davranışı ve seçilmiş seçenekler silsilesinden oluşan insan karakterini ise Ekolayzır Çubuklarına benzetiyorum.Metnin ilerleyen kısımlarında da anlatacağım gibi Seçtiğimiz davranış halini oluşturan hissin yaşanışı,hissedilişi,dokusu parmak izlerimiz kadar farklıdır.Yani sevinirken bedeninizin girmiş olduğu etki,hal çok farklıdır.Duyguyu yaşamak yani duygunun davranışı çok farklıdır MİKRODA.Ama biz insanlar anlayabilmek için davranışı kategorize ederiz.Davranışı oluşturan duygunun yaşanışını,hissiyatını yani duygunun parmak izini ekolayzır çubuklarının rengine,derinliğine,yüksekliğine benzetiyorum ve bu her insanda çok farklıdır. Ekolayzır çubuklarının işleyişi ise her insanda aynı Mekanik olarak. Ekolayzır çubuklarını çeşitli davranış kategorileri olarak adlandırabiliriz. Davranmayı seçtiğimiz her davranışta ekolayzır çubukları şekil değiştirir(rengi,derinliği,yüksekliği),ilgili olan çubukları da biçimlendirir ve daha sonraki seçimlerinizde çubukların aldığı hal ile önceki seçimlerinizden çubukların almış olduğu hal birbiriyle etkileşir ve çubuk yeni halini alır. Hepimizin karşısına çıkan insanların anlamları ve davranmayı seçtiğimiz hal de farklıdır.Davranmayı seçtiğimiz hal,önceki seçimlerimizden etkilenir,gelişir. Ve bu çubuklar ana rahmine Dna’mız atıldığından beri var.Bu çubuklar da aynı Dna gibi diğer insanlarınkine benzer fakat;sonsuz seçeneklerden oluşur. Davranmayı seçtiğimiz her davranışımızda bu HOLOGRAFİK çubuklar biçim değiştirir. Her davranış enerjimizi değiştirdiği gibi çubukların çıkarttığı sesi(enerjiyi) de değiştirir.Ve her seçimimizle,çubukların değişiminden aldığı halle değişik seslerin kombinasyonu gibiyiz.Yani aslında hepimiz yaptığımız seçimlerle bir şarkıyı ifade ediyoruz:Sonsuzluğun Şarkısı.Hem kendi içinde ÖZEL hem de toplamında EVRENSEL...Her şarkı kendi kültürünü taşır,iletir. Her şarkı içinde bulunduğu kültürün dilini şekillendirir.

    İmge,evrensel bir dildir ve dil bize varoluştan haber verir. Sanat,edebiyat hatta bilim bile imgelerden oluşur.İçinde imge bulunduran her şey yaratıcılık barındırır.Yaratıcı olan her şey evrenseldir ve hayranlık uyandırır. Birinin size hayran olmasını istiyorsanız size hayret etmesini sağlayın,derim ben hep.Etkileşimde olduğunuz şeyi anlamadan ona hayret edemezsiniz.İmgesiyle bol,evrenselliğiyle meşhur bir eser olan İslam dininin kitabı Kur’an-ı Kerim’de Allah fikrimce yarattıklarını anlayıp ona hayret etmemizi istemiştir ve sağlamıştır.Biz insanlar buna, Bilimlerin Atası;Felsefe diyoruz.Ve duyduğumuz hayretle ona hayran olmamızı istemiştir.Bizler bunu ise İLAHİ AŞK olarak adlandırırız. 

    Hadi gelin Kur’anı Kerim’in ilk imgesi olan ‘OKU’ ayetini anlamaya çalışalım.İnsan neden okur bir şeyi?Anlamak için okur insan.Anlamak, çaba gerektirir.Anlamaya çalışma çabası ise felsefedir.Felsefe ise asla bilimden ayrı değildir.Buradan dinin yani Allah’ın Dili’nin felsefeyle dolayısıyla bilimle hatta bol imge ve yaratıcılık barındırdığı için de sanatla iç içe olduğu düşünülebilir.

    Bir kitap düşünelim;okumak için önce kitabı GÖRECEK GÖZLERE sahip olmamız lazım.Yani bir kitabı defterden ya da dergiden ayırt etmemiz lazım.Bunu da ancak daha önceki GÖZLEMLERİMİZLE yapabiliriz.Bu da tekamülün geçtiği yolun isminin ÖĞRENMEK olduğunu gösterir.İpin ucunu tutup çekmeye devam edersek kitabı teşhis etmenin yani kitabın kalımlığı-inceliğinin,kitabın dokusunun,şeklinin  öğrenilmesinin ancak dokunsallıkla gerçek anlamda öğrenilebilir olduğunu görürüz. Yani Öğrenmek Yolu’nun ilk noktası DOKUNSALLIK,dokunma duyusudur. Muhattap olduğunuz kitabın varlığını teşhis edip tanıdıktan sonra içeriğini anlamak için ağız yani TATMA DUYUNUZLA yaptığınız konuşma ya da okumayla kelimeleri kendi kabınıza,damağınıza sığdırırsınız.Yani kabınızın şekli, derinliği,genişliği vb. neyse o perspektiften iletişimde olduğunuz kitabı algılarsınız.Yani sizin algınız okuduğunuz şeyi şekillendirecektir.2. adımda gerçekleştirdiğimiz okuma işlemi,okuduğumuz metnin İÇERİĞİNİ DUYMAMIZI sağlar.Duyduğunuz şey sizde bir his oluşturur.Duyu kelimesi,duymaktan gelir.Hissettiğiniz şey tamamen size özeldir.Duygular onları anlamlandırabilmemiz için isim dolayısıyla kategorizasyon açısından aynı DNA gibi diğer insanlarınkiyle benzer olsa da,ifadesi hissedilişi yani yaşanış şekli yeryüzündeki PARMAK İZİ kadar farklıdır.Okumanın 3. adımında sorularunuz yani anlama çabanız devam ederse duyduğunuz duygunun sizi hangi mecraya götüreceğine ve mecralardaki Duygu Hareketlerinin KOKUSUNU almaya başlarsınız.Yani etkileşimde olduğunuz duyulara karşı bir GÖRÜ YETİSİ kazanmış olursunuz.Kazanmış olduğunuz Görü Yetisi de dikkatli bakarsanız 6. HİS KÜMESİNDEDİR.Yani duyularınız sizi kontrolünüzün sağlandığı güç kaynağına götürür(okuma yani anlama çabası güdülürse).Yani bedeniniz aracılığıyla sağlanan DUYULARINIZIN METAFİZİĞİNE ulaştırır duyularınız sizi.Yani 3 haflik bir ayette OKU’ma Yolculuğunu incelediğimizde, bize verilmek istenen mesaj DUYULARIMIZIN ÖNEMİ üzerine ve fark etmişseniz bütün duyular çifter çifter birbirine bağlı.Yani Görme Duyusu Dokunma Duyusuna, Tatma Duyusu Duyma Duyusuna, Koklama Duyusu da 6. Hisse bağlıdır OKUMA-ANLAMA YOLCULUĞUNA mikrodan bakarsanız. Farkındaysanız bütün bedensel duyular 6. histe yani Fizik Ötesinde birleşmiştir. Buradan hareketle görüyoruz ki bedensel reaksiyonlardan oluştuğunu varsaydığımız Duyuların bile Metafiziği var.Yani ayeti didik didik ettiğimde duyuların fizik ve metafiziğinin birbirinden ayrılamadığını görüyorum. Makrodan bakacak olursak da Okuma işlemini gerçekleştirmemizi sağlayan iki büyük duyu üzerinde durulmuştur: GÖRMEK ve DUYMAK . Okuma işleminde yazı görülür ve ses işitilir, duyulur. Bu işlemin ilk adımında makrodan bakarsak GÖRME duyusunun aktif olduğunu görürüz. Görmek kelimesnin anlamlarını incelediğimizde EYLEM -İCRAAT , YETİ-MELEKE , FARKINDALIK-GÖRÜ üçlüsünün içeriği oluşturduğunu görürüz. Bu da hayret verici bir şekilde bize TEKAMÜL TASLAĞI’ nı sunar. Duymak kelimesine baktığımızda, sözlükte sıralanmış anlamlarının konusunun ise  SES-HABER ALMAK , DUYULARIN ( HİSLERİN ) ÖNEMİ , METAFİZİK FARKINDALIK olduğunu görürüz. Bunlar ise YARADILIŞIN KODLARI’dır. Yaradılışın bütün içeriğini bu kodlara sığdırabilirsiniz.

    Ayrıca ayette dilin önemine de büyük vurgu yapılmıştır. Karşıdaki nesnenin DİL’inin izini sürebilirseniz yolunuzu bulursunuz. Ve üçüncü kere OKU! dedikten sonra “Allah’ın adıyla oku!” denmiştir. Burada benim anladığım  Yaratıcının sürekli konuştuğu ve onun dilinin, sesinin KIPIRTI (Bkz: gerçeklik:kıpırtı konulu köşe yazım) olduğu ve onu duyabilecek kulaklara ve görebilecek gözlere sahip olmamız gerektiğidir. Bunun için de bize ip uçları bırakmıştır. Bu ip uçları da 99 adında mevcuttur.  Başka bir açıdan ayete bakacak olursak; “Oku!” ünlemi üç defa söylenmiştir. Fikrimce bu Farkediş,Tekamül Yolu’nun üç merhalede olacağının habercisidir.Aynı zamanda üç boyutlu algımıza da dikkat çekilmiştir...

 
İletişim E-Posta: haber34.ist@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 966


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
GERÇEKLİK:KIPIRTI
ZİHNİN GİZİL GÜCÜ:DUYGULAR
AMAÇLARIMIZ(KİMLİĞİMİZ
HAYATA DAİR
Diğer Yazarlar

İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
Dini Kaç kuruşa satalım
Yolcu …
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI: YALNIZLIK
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
TÜRKÇE’DE BULUŞUYORUZ
DUYARLI NESİL YARINLARIN AYDIN GELECEĞİDİR.
“ Yuh Artık”
HAYVANLARDAN İNSANLARA GEÇEN HASTALIKLAR
Yazarlar
Rukiye Aydın
ELAZIĞ HERHANGİ BİR ŞEHİR DEĞİLDİR...
  Nasıl ki Stalingrad, Rusya İçin her...
Nesibe TÜKEL
İŞTE TÜRKİYE BU
Aramızda kırgınlık küskünlüğüm...
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
KESİN DAVET 20 HAYATIN SAHİBİNE TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ
O hayat gemisi ne kadar kıymettar olduğunu ve ne k...
Ergun DUR
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE’M
Geçmiş olsun ELAZIĞ’IM.. Geçm...
İsmail ÖZMEMİŞ
İŞTE BİR BÜTÜN TÜRKİYE.
KÜRT Diyarbakır Belediyesi Deprem Çadı...
Mehmet Kozoğlu
Dini Kaç kuruşa satalım
Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmi...
Bülent Ertekin
BEN AŞAĞILADIĞINIZ, LİNÇ ETTİĞİNİZ SURİYELİ'LERDENİM. BENİM ADIM; MAHMUT
  Adı...Ünvanı...Apoletleri...İsmi...Ci...
Hasan TÜRKYILMAZ
YÜCE RABBİMDEN NİYAZIMDIR;
  Allah'ım bizleri güce göre vaziy...
Dr. Vehbi KARA
Kadınların İş Hayatı İçin Zorlanmasına Gerek Yoktur
   Ev hanımları dünyanın en zor ve...
Ravza ZEYBEK
ÖZ BİLNMEZSE ÖZELLİKLER ÇIKMAZ MEYDANA
En güzel sözlerin sahibinin adıyla&hell...
EYÜPHAN KAYA
Emeklileri Eve Hapsetmeyin!
12 Milyondan fazla emeklimiz var. Bu emeklilerimiz...
Erol Aydın
İRFAN OCAĞI GELENEĞİ OLARAK KÖY ODALARI
Kırsalda, sosyalleşmenin yolu köy odalarında...
Mehmet Nuri BİNGÖL
Doğubayezıd Hâni
“Doğu Anadolu” denince aklıma gelen ik...
Murat Gülşan
KÖTÜ BİR OTOBÜS YOLCULUĞU..
Geçtiğimiz hafta sonu bir yakınımın cenazes...
Mesut KÖSEOĞLU
Yolcu …
Biz hikayelerle büyüdük. Bugün...
Dr. Levent Bilgi
DİNÎ DEĞİL, DİN ALGIMIZI DEĞİŞTİRMEK.
Anadolu topraklarında din ve dindar dediğimiz zama...
Aydan KURT
VAR OL…
  Mutlu olmak istiyorsanız sizi mutlu edecek...
Zehra Kınalı
ÖNCE...
Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Erbaş, Allah'tan ...
Salih Arıkan,
YENİ HAYATIMA: ŞÜKÜRLER OLSUN.
Elhamdülillah. Çok şükür......
Mücahit Güler
Bismillahirrahmanirrahim
Biz bu yazımızda her hayrın başı ve her hayrın tam...
Halil Köprücüoğlu
DİNLER DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ, DİNLER BİRLEŞEBİLİR Mİ?
"Dan Brown’la Ertuğrul Özkök beyin...
Engin AKYOL
DUYARLI NESİL YARINLARIN AYDIN GELECEĞİDİR.
  Bismil Bahçeşehir Koleji eğitime he...
Mümin ÇÖPÜR
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK HASTALIĞI: YALNIZLIK
Yalnızlık öylesine acı veren ve ürkü...
Eğitimci Mustafa ÖZDEMİR
TOGG YERLİMİ MİLLİ Mİ ?
1) Tanıtılan otomobiller için (daha ön...
Emine BİLGE
ÖYLE BİR ADALET OLMALI Kİ...
Ne garip bir hayat. Düşünüyorum da...
Abdulkadir Menek
‘’MAVİ KELEBEKLER’’ VE PETER HANDKE
Bosna’daki savaş Müslüman Boşnakla...
Mahir ADIBEŞ
HAYVANLARDAN İNSANLARA GEÇEN HASTALIKLAR
Bilindiği gibi 6 Temmuz 2019 günü Dü...
İbrahim Balcıoğlu
Değerli Konut Vergisi Neyimiz Olur
7194 sayılı yasa ile gündemimize bomba gibi d...
Halil YOLDAŞ
EYVAH ÇOCUĞUM BÜYÜYOR
Halil YOLDAŞ Değerli Anneler ve babalar;Hızla akı...
Şener Mengene
DOĞU TÜRKİSTANDA YAŞANAN ZÜLME VE İNSANLIK DIŞI İŞKENCELERE KARŞI
  BASIN AÇIKLAMASI Yıllardır devam e...
Mahir Adıbeş
TÜRKÇE’DE BULUŞUYORUZ
Yakın zamanlarda Türk Dili hakkında hoşa gide...
Bilal Dursun YILMAZ
Meşveret, Cemaat, İttihat, İslam
  Takriben 13 yaşımda gurbete çıktım....
Özlem CİNİC
“ Yuh Artık”
Kadın şiddet biter mi? Vallahi hiç umudum y...
Handan YILDIRIM
Bana olağanüstü gelen şeyler ama Türkiye'de yaşayan insanımızın alışık olduğu ve gayet tabii gördüğü şeyler.
 Ben şunu bilir şunu söylerim:Bu memleke...
Muhammed Emin Tombak
Sayıların Arapçadaki Konumu ve Gizemi – 2
Önceki yazımda 1’den 10’a kadar o...
Hüseyin Yılmaz
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı
Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi deği...
Prof. Dr. Atilla YARGICI
GELECEK ENDİŞESİ VE BÜYÜK FİNAL SINAVI
Öğrenciler tarafından sınavlar, bir öl&u...
M.Akif YAŞAR
KIYIYA VURAN ÇOCUKLUKLAR
Geçtiğimiz günlerde,Birleşmiş Milletle...
Umuthan KÖSE
Hayır Allah İçin Yapılır.
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihti...
Tugay Şahin
4×4 TRABZONSPOR
   Yanarım, yanarım geçen hafta S...
Kadir BIYIKLI
4 gollü ŞOV
Haftalar sonra güzel futbol, net galibiyet. İ...
Yusuf AKTAŞ
HAK ILE BATILIN, VATANSEVER İLE HAİNİN MÜCADELESİ...
Hak; kelime anlamı ile doğru, gerçek, adil,...
Azîz Hikmet
BU ÇAĞIN ÂSÂ-YI MUSA’SI “RİSÂLE-İ NUR” 1
“Firavun: “Eğer bir mucize ile geldins...
ÖMER ÖZCAN
BEDİÜZZAMAN, HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİNİN YAZISINI RİSALE-İ NUR' A DAHİL ETTİ.
Ziya Nur Aksun’u 9. vefat yıl dönü...
Oktay GÜLER
MERHABA
Merhaba eylül. Merhaba hazan ayı. Ormanların ...
Ahmet BEREKET
BU ZİHNİYETLE Mİ FETÖ İLE MÜCADELE EDECEKSİNİZ?
15 Temmuz hain darbe girişiminden önce, FET&O...
Zeynep Özderya
TAM'LIK
Acelecidir insanoğlu… Birşeyin yokluğuna sa...
Ahmet Ramazanoğlu
Lâmı-cimi yok
Lâmı-cimi yok, biz makam-mevki, mal-para g&o...
Sebahat GÖNDEN.
TARİHİ GELENEĞİ YAŞATTILAR.
İzmir Kadınlar Birliği Derneği bugünlerde unu...
Ahmet Gülümseyen
Futbol aldatmasın, bayramlar sevindirsin…
Mükâfatı bol olduğu gibi, bir o kadar b...
Derya TİTİZ
Duvar filozofları
 Düşünmemek için bazen o kad...
Psikolog İlknur İşeri
PÜRÜZSÜZ
her şey pürüzsüz olmalı.. bıç...
Kahraman Sarı
Saygı Duymuyorum!
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü...
Yusuf Çayabatmaz
HARİKA İNSANLAR!
Yeni Zelanda’da olan durum herkesin malumu. ...
Bülent Gök
DÜRÜST SİYASETÇİ
Siyaset dünyasında en az olduğu düşü...
Prof. Dr. Yusuf Öztürk
ÂKİF VE BEDİÜZZAMAN
Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının seneyi ...
Firdevs Koroğlu
MOR CEPKEN -
Mor cepken Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Bu...
Bahar Arslan
ÖZGÜRLÜĞÜ OKUMAK!
 Özgürlük dediğimiz şey nedir?...
Birsen Çetinkaya
SAĞA,SOL'ÇARPMADAN KADİM ,KADIN OLMAK
Kadının, kadın a yaptığıdır . Çoğunlukla Y&...
Sıtkı Ada
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI NEREYE DOĞRU GİDİYORLAR
Türkiyede sivil toplum kuruluşları. 2005 yılı...
Salim Zorba
Biz mi Zenginiz İsveçliler mi Fakir ?
İbretle okuyacağız bu alıntı yazımda aslında &cced...
Fatma Bozkurt
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı...
Ali Rıza Karabıyık
görevimiz hastalığı tedavi etmektir!. Hastayı yok etmek değil
İmam Şafii talebelerinden biri olan Yunus ile m&uu...
Ahmet Ziya Erçakır
HİÇ FABRİKA AÇILMADI DİYEN KİMDİ ?
Türkiye’nin ilk insansı robot fabrikası...
Resul Hamza Emin
Emin Kalem
SAMSUNGSayin Cumhurbaşkanı Samsung alın öneri...
Ruhi SEMİZ
SİYASET YOK
Sevgili Haber34 takipçileri Büyü...
Ergün Karabıyık
#DEĞİŞTİR' emeyiz.
Yanlış safta yer aldığı için Saadet partisi...
Sedat Mısır
Ülkemizde Elektrik Enerjisinin Vazgeçilmez Önem ve Analizi
Elektrik enerjisiyle ilgili üretim, iletim, d...
Röportajlar
Bolotbek Şamşiyev: Kumancan Datka Filminin Kalitesini Düşük Buluyorum
Bolotbek Şamşiyev ile 2009 yılında dönemin Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’in başdanışmanlığını yaptığı dönemde bir röportaj vesilesiyle K...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(68 Online) 0,31ms